banner252

Yurt içinde gündem enflasyonu yaşarken, bir konuştuğumuzun diğerini unutturup, sorunlarımızın başında hangisi en büyük diye tartışırken haliyle kendi dünyamızdan başkasını göremez olduk.

Çinin Doğu Türkistan da yaptıkları da buna dahil.

Doğu Türkistan adeta bir açık ceza evine dönmüş durumda.

Burada zorla tutulan Uygur Türklerine Çin yönetimi tarafından ciddi bir şiddet ve baskı uygulanıyor.

Her ne kadar Çin bu uygulamasını öğrencilerin aşırı eğilimlere karşı eğitildikleri ve yeni beceri edindikleri merkezler olarak tanımlasa da mızrak artık çuvala sığmıyor.

Sığmıyor çünkü Doğu Türkistan da yaşanalar dünyanın da gündemine taşındı bir kere.

ABD Dış işleri Bakanlığının verilerine göre Doğu Türkistan’da 3 milyon civarında Uygur Türk’ü asimile ediliyor ve  kültürel soykırıma tabi tutuluyorlar. Toplama kamplarına götürülen kişilerin çocuklarının ellerinden alındığı ve ebeveynlerinin onları bir daha göremediklerini belirtiliyor. Binlerce Uygur çocuk, ailelerinden koparılmış durumda olmaları ve toplama kamplarına götürülenlerin büyük bir kısmından bir daha haber alınamaması bu verilere dair bilgiler.

Doğu Türkistan ile ilgili gelen can yakıcı haberler bununla da sınırlı değil;

BM uzmanları ve aktivistler de en az 1 milyon Uygur Türk’ünün ve diğer Müslümanların ülkenin batısındaki bir eyalette gözaltı merkezlerinde tutulduklarını söylüyorlar.

Kısacası Doğu Türkistan’da evrilmiş bir insanlık dramı daha yaşanıyor ve özne Uygur Türkleri.

Yani soydaşlarımız.

Biz kendi dertlerimizle haşır neşir olup soydaşlarımızın yaşadıklarını batı medyasından kulak kabartarak öğrenirken,konuyla insanlık bağlamının dışında hiçbir ilgisi olmayanlar uygulamaya tavır koyuyorlar.

Doğu Türkistan’ı açık hava cezaevine çeviren Pekin’in vahşetini BM üyesi ülkeler Büyük Elçilerinin imzaladıkları  mektupla kınıyorlar;sayıları da yirmi iki.

Kim bunlar ?

Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada, Japonya, İngiltere, Fransa, Almanya, İsveç,Letonya, Litvanya, Estonya, Danimarka, Norveç, Kuzey İrlanda, Hollanda, İzlanda,Lüksemburg, İspanya, Avusturya, İrlanda, Belçika İsviçre

Aralarında Türk Asıllı olanı var mı ?

Hadi o Yok;

Müslüman olanı var mı ?

O da yok.

Biz var mıyız?

Biz de yokuz.

Bu garip değil mi?

Değil herhalde ki yokuz.

Neden değil olduğunu bilmediğin için yazamayacağım;Zaten anlatmak istediğim de bu değil.

Biz mektubun içeriğine bakalım biraz.

Mektupta öncelikle  Uygurlar’a yönelik kanunsuz tutuklamalardan, izleme faaliyetleri ve yasaklara ilişkin haberlerden,devasa toplama kamplarındaki yasa dışı göz altılar, diğer azınlıkların yanı sıra özellikle de Uygurları hedef alan yaygın izleme, gözetleme ve kısıtlamalardan derin endişe duyulduğu dile getiriliyor.

 22 ülkenin yazdıkları mektupta ki ortak ifadelerde şöyle;

‘’Çin’i, yasalara uymaya, uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeye, Sincan (Doğu Türkistan) ve Çin genelinde din ve inanç özgürlükleri de dahil olmak üzere insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı göstermeye çağırıyoruz.’’

‘’Çin’i, Sincan’da (Doğu Türkistan) Uygur Türkleri ve diğer Müslüman topluluklara mensup azınlıkları keyfi gözaltılardan, serbest dolaşım haklarını ellerinden almaktan uzak durmaya davet ediyoruz”

Ayrıca Çin’e gönderilen mektupta imzası bulunan 22 devlet, Pekin yönetiminden, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet’nin de aralarında bulunacağı uluslararası bağımsız uzmanlar heyetine Doğu Türkistan’a “tam erişim” izni vermesini istiyorlar.

ABD başta olmak üzere (ABD Panelin üyeliğinden geçen yıl ayrılmış ve imzacılar arasında yer almasa da) Batılı ülkeler, Çin’in kendi planladığı Doğu Türkistan ziyaretlerinin ‘propaganda ve göz boyama’ amaçlı ‘tiyatrodan ibaret’ olduğunun da altını çiziyorlar. 

Çoğunluğunu Avrupalı ülkelerinin oluşturduğu 22  ülkenin, Çin yönetimine ortak bir mektup göndererek Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında zorla tutulan Uygurların derhal serbest bırakılması için çağrı yaptıkları mektubun en büyük özelliği, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nda yazılan ilk mektup olması..

Ancak mektubun, Çin’den gelebilecek potansiyel siyasi ve ekonomik karşılıklarından

kaygı duyularak Konsey’de mektubun resmi bir bildiri şeklinde okunarak desteklenmediğini ve oylanmak üzere bir karar tasarısı hazırlanmadığın da yazmam gerek.

Reuters’a konuşan diplomatlara göre Batılı delegasyondan hiç kimse ortak bildirinin ya da tasarının lideri olarak görünmek istemiyorlarmış.

Bu da işin politikası tabii.

Birileri,kimileri,bazıları,onlar,bunlar,şunlar…

Peki bu duruma Çin Yönetimi  ne diyor bir de ona bakalım;

Çinli delegasyon mektup meselesini öfkeyle karşılıyor ve kendi yanıtlarını hazırladıklarını belirtiyorlarmış.

Sincan’ın vali yardımcı da, BM’de konunun görüşüldüğü oturumun başladığı sırada yaptığı açıklamada gözaltı merkezlerinin halkı aşırıcı etkilerden kurtaran meslek kampları olduğunu söyleyerek,konseyde yaptığı açıklamada “Çin bu sayede Sincan’da terörü ve dini aşırıcılığı kontrol altına alıyor”demiş.

O onu demiş bu bunu demiş;o nu yalanlamış bu bunu doğrulamış…

Mış mışlar arasında alenileşen ve dünya gündemine oturan Doğu Türkistan’da ki asimilasyon ve kültür soykırımın tüm şiddeti ile devam ettiği artık kimsenin inkar edemeyeceği bir noktaya taşınmış görünüyor.

Her zaman söylerim;

Bu yeryüzünün en mazlum milleti Türklerdir diye.

Tek ayrıcalık biz de; onda da Tanrı’nın bahşettiği  MUSTAFA KEMAL  ATATÜRK’ün imzası var.

Acaba diyorum;

Konuyu sürekli gündemde tutmak ve Uygur Türklerine yapılan baskılar da onların yanında olduğumuzu bildirmek babından,

Bir mitil de Doğu Türkistan özelinde Pekine atılamaz mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner246