Ne çok sendrom varmış.

Bazılarını duymuştum da çoğunun varlığının farkında bile değilmişim.

Yaşam Etiği Söyleşilerini hazırlarken öğrendim sayılarının çokluğunu.

Örneğin Türkiye'deki insanlarda en sık görülen yedi sendrom şöyle sıralanıyormuş; Sinik kişilik sendromu, Narsisistik kişilik sendromu, Şöhrete tapınma sendromu, Antisosyal kişilik sendoromu (sosyopati), Anksiyete sendromu (Kaygı) Bozukluğu, Bipolar sendrom ve Tükenmişlik Sendromu.

Peki bu sendrom denilen şey neymiş?

Türkçe karşılığı  belirgiymiş., birbirleriyle ilişkisiz gibi görünen, ancak bir araya geldiklerinde tek bir olgu olarak kendilerini gösteren kalıtsal ya da  edinsel nedenlerle oluşabilen bulgular bütünüymüş.

Bir gün biri çıkıp ahanda bu da sendrom sendromu dese hiç birimiz yadırgamayacağız.

Bu kadar sendrom arasında biri çok dikkatimi çekti.

İmpostor sendromu. Namı diğer sahtekarlık sendromu.

Ama sakın yanlış anlaşılmasın bu sahtekarlık o sahtekarlık değil. Kişinin yeterli olmadığını düşünerek geldiği mevkide yine yeterli olmadan kalıyor olmasının karmaşında kalması.

Biraz karışık oldu,

Bir de şöyle deneyeyim;  Bulunduğunuz konumda hak ettiğinizden fazla övgü aldığınızı, geldiğiniz konuma layık olmadığınızı, diğerlerinin sandığı kadar bilgili ve yetkin olmadığınızı düşündüğünüz oluyor mu?

Zaman zaman kendinizi her an her şeyi berbat edecekmiş gibi, sanki bir sahtekarmışsınız ve “foyanızın ortaya çıkması an meselesiymiş gibi hissediyor musunuz?

Evet diyecekseniz ya içinizden deyin ya da iki hatta beş kere düşünüp cevap verin.

Çünkü bu sorulara verilecek ‘evet’in karşılığı sizin de bir Impostor Sendromlu olduğunuzu ortaya koyuyormuş.

Ama çok üzülmeyin Einstein’dan John Steinbeck'e, pek çok başarılı insan da zaman zaman içine düşmüşler bu Impostor Sendromunun.

Uzatmayayım, Impostor Sendromlu tanım itibariyle, kişinin iyi bir diploma ve başarıyla dolu bir hayatı olsa bile, elde ettiği başarının dış faktörlerden kaynaklandığını, tamamen şans eseri olduğunu, bu başarıyı tekrarlayamayacağını, aslında yetersiz bir sahtekar olduğunu ve geldiği yeri hak etmediğini düşünmesi.

Sonucu ise insanın kariyerinin, ilişkilerinin ve günlük rutininin bu sendromdan fena halde kötü etkilenerek bir duygu durum bozukluğu yaşaması.

Tabii bu sendrom nitelikli cahillerde hiç görünmüyor. Onların öz güvenleri tavan yaptığı için hadise tam tersi ile de tezahür edebiliyor.

Bu psikoloji bilimi çok enteresan. İnsan işin içine girdikçe ‘’acaba’’lar da hayatına giriyor.

Acaba ben de şöyle miyim, acaba ben de ondan mıyım, acaba benimki de bu mu…

Sorup duruyor kendine. Hem soruyor hem de adımları yavaşlıyor.

Özellikle bu sendromu soruyorsa daha da kötü çünkü insanın performans kaygısından dolayı tüm odağı kendisine yöneldiği için, dış dünyaya karşı keskin bir körlük yaşamaya başlıyor.

Durup dururken böyle bir yazıya ne gerek vardı şimdi? Yazılacak konu mu kalmadı?

Elbet yazılacak pek çok konu var, şükür bu coğrafya da konu sıkıntısı diye bir şey yoktur da sıkıntılı konu diye çok şey vardır.

Aralarından Impostor Sendromunu seçip yazmamım sebebi şu ki;

Ben öğrendim bilmeyenleriniz de bilsin istedim.

Şimdi bir de bu bilgiyle bakın çevrenize.

Adam iyi ki yazmış demezseniz neyim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234