“Hocam ben şeker hastasıyım, ilaç raporum bitti de onu yenilemeye geldim.”

“Şekeriniz nasıl gidiyor? Arada bir de olsa ölçüyorsunuz değil mi?”

“Gerek duymuyorum, ölçmüyorum hocam. Ben sadece ilaç raporumu almaya geldim.”

Yukarıdaki diyalog dahiliye polikliniklerinde en sık rastlanan diyaloglardan biridir. Uzun yılların verdiği deneyimle rahatlıkla söyleyebilirim ki bu hastalar büyük risk altındadır.

Bir şeker hastasının elinde sürekli ilaç kullanım raporunun olması doğru ve yeterli tedavi olduğunun kanıtı olamaz. Rapor, sihirli ve iyileştirici bir kağıt değildir. Bu makalemde neden böyle düşündüğümü anlatmak istiyorum.

Tedavi ve takibi doğru yapılmayan şeker hastalarının çoğu sadece şeker düştüğünde rahatsızlık hisseder. Oysa aynı kişiler şeker yüksek seyrettiğinde ya farkına varamaz ya da hiç şikayet etmeden bu duruma alışır.

Şekerin dalgalı ve yüksek seyri kalıcı olduğunda kontrolsüz şeker hastalığından söz ediyoruz. Kontrolsüz şeker hastalığında zamanla hedef organlarda hasarlar oluşur. Hedef organlar dendiğinde akla gelmesi gereken ilk dört organ kalp, beyin, göz ve böbrektir. Tip 2 şeker hastalarının yaklaşık üçte biri hastalıklarının varlığını bile fark edemeden kontrolsüz şeker hastası olurlar.

Bugünkü yazımda sizlere kontrolsüz şeker hastalığının 10 belirtisinden bahsetmek istiyorum.

1. Kan şeker düzeyinin yüksek seyretmesi kontrolsüz şeker hastalığının en belirgin işaretidir. Oysa birçok şeker hastası, şeker düzeylerinin yüksek seyretmesini hastalıklarının doğal sonucu gibi kabul ederler. Gerek yaşam biçimi değişiklikleri yapılarak, gerekse mevcut tedaviye uyum gösterilerek şeker düzeyinin hedef sınırlara çekilmesine çalışılmalıdır. Hedef değerler hastanın hekimi tarafından, hastanın yaşı ve ek hastalıkları dikkate alınarak belirlenmelidir. Gerekli özenin gösterilmesine rağmen şeker sürekli yüksek seyretmekteyse tedavinin gözden geçirilmesinin zamanı gelmiş demektir.

2. Şeker hastalığı bağışıklık sistemini zayıflattığı için bu kişilerde enfeksiyon hastalıklarına eğilim vardır. Deri enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, genital bölgede maya ve pamukçuk enfeksiyonları kontrolsüz şeker hastalarında ortalamaya göre daha sık görülür.

3. Günlük idrar miktarında artış kontrolsüz şeker hastalığının en dikkat çeken belirtilerindendir. Vücut, kanda artan şekeri dışarı atarak onun zararından kurtulmaya çalışırken su da kaybetmiş olur.

4. Kontrolsüz şeker hastaları idrarla çok su kaybettikleri için vücutları susuz kalır. Ağız kuruması ve buna bağlı olarak çok su içme kontrolsüz şeker hastalarının çok iyi bildikleri belirtilerdendir.

5. Kilo artışı olmaksızın iştah artışı, kontrolsüz şeker hastalığının işaretlerindendir. Kan şekeri aşırı yüksek seyreden kişilerde, kandaki bu yüksek şekerin hücreler tarafından yakıt olarak kullanılamıyor olması, hem kilo artışı olmayışının hem de açlık belirtilerinin sebebidir.

6. Aşırı yemek yemeye rağmen zayıflama, kontrolsüz şeker hastalığının belirtilerindendir.

7. Nefeste çürük meyve veya aseton kokusu kontrolsüz şeker hastalığının ciddi boyutlara ulaştığını gösteren alarm belirtilerindendir.

Bazı hastalar ne kadar su içerlerse içsinler vücutları susuz kalmaya devam edebilir, durum gitgide ağırlaşabilir. Tip 1 şeker hastalarında sıkça rastlanan bu duruma Tip 2 olmasına rağmen kontrolsüz olan şeker hastalarında, özellikle yaşlı kişilerde hele bir de araya ciddi bir enfeksiyon girdiğinde rastlanabilir. Baş dönmesi, bulantı, karın ağrısı, ağız kuruluğu, nefesten çürük elma kokusu gelmesi, zihinsel bulanıklık hatta bilinç kaybı gibi belirtilerle kendini gösteren bu durumun oldukça ciddi sonuçları vardır. Böyle bir tablo çok acil olup en kısa zamanda acile ulaşmak üzere 112 aranmalıdır.

8. İdrarda renk değişikliği, kokulu veya köpüklü idrar kontrolsüz şeker hastalığının sebep olduğu idrar yolu enfeksiyonlarına, hatta kronik böbrek yetersizliğine ait bir işaret olabilir. Şeker hastalığının böbrekte yol açabileceği temel sorun olan kronik böbrek yetmezliği çok sinsi ilerleyerek ancak ileri evrede belirti verebilir.

9. Kontrolsüz şeker hastalarında aynı zamanda yüksek tansiyon ve sağlıksız bir kolesterol tablosu görmek hiç şaşırtıcı değildir. Tüm bunlar bilindiği gibi kalp damar hastalıklarına davetiye çıkarabilir.

10. El ve ayaklarda uyuşma ve karıncalanma kontrolsüz şeker hastalığının sinirlerde oluşturduğu sinir hasarına yani nöropatiye işaret eder. Hem nöropati, hem şeker hastalığının damarlarda neden olduğu dolaşım bozukluğu, hem de enfeksiyon hastalıklarına yatkınlık nedeniyle ayak yaraları hatta kangren gibi acil müdahale gerektiren ciddi sorunlarla karşılaşılabilir.

Özet olarak belirtmek isterim ki, kontrolsüz şeker hastalığına ait belirtilerin ciddi uyarılar anlamına geldiğini bilmekte büyük yararlar vardır.

Sağlık ve huzur dileklerimle.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234