Hani, eşyanın ikinci eli, arabanın ikinci eli, malzemenin kullanılmışına alıştık ama siyasetin ikinci eli nasıl olabiliyor? Diye düşünmeye başladım.

Çünkü, bir okurum arayıp, birkaç gündür ülkemizdeki son siyasi gelişmeler, AK Parti içindeki ihraç sancıları, eski genel başkan ve başbakanın ihraç için disipline sevk edilmesi gibi olaylara pek çok yorumlar geliyor. Bu yorumların bana göre en ilginç olanı ise “ikinci el siyasetçi” yakıştırması oldu. Okurum, konuya şöyle açıklık getirdi;

“Bakın ülkemizde değişik siyasi fikir, ideolojik görüşler dört ana başlık altında toplanıyor. Ben, bu ana başlıklara ikinci el siyasetçileri de beşinci madde ve beşince oluşum olarak eklemek istiyorum. Nedeni, geçmişte başbakanlık koltuğunda oturan bir kişinin kendi partisinde kalıp siyaset yapması doğal.  Fakat, kendi partisinden ayrılmadan yeni parti kurma çalışmaları başlatması doğal gelişmelere aykırı. Yeni bir yola çıkmak isteyenlerin, istifasını basıp, ikinci el siyasetçi olarak yeni bir parti kurmalarının olağan karşılanması doğaldır.”

Bu benzetme gerçekten Türk Siyasi hayatına belki de önümüzdeki günlerde damga vuracak söylemlere yol açabilir. Siyasi partiler, yeni parti kuracak olanları değil, parti içinde görünüp, küskünlük edebiyatı yapanlar içinde “ikinci el siyasetçi” yakıştırmasında bulunabilirler.

Ankara’dan gelen bilgilere göre, siyasette Eylül ayının son yarısında çok önemli gelişmeler başlayacak.

İlk haber, son üç gündür AK Parti’de aynı kabinede önce bakan olarak sonra da Başbakan ve Başbakan yardımcısı olarak görev yapan Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan ekiplerinin tek çatı altında birleştirilmesi görüşmeleri.

"Kasım sonu, gibi, yani 2019 bitmeden bu işin ete kemiğe bürünmesi, partinin tüzel kişilik kazandırılması isteniyor"

İktidar AK Parti kanadında, Babacan hareketinin yüzde 1-2 oy alsa bile "AK Parti'ye kaybettiren" rolü üstleneceği değerlendirmesi yapılıyor. İşte bu nedenle de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sık sık eski yol arkadaşlarını "ihanet" içinde olmakla suçladığı biliniyor. Kendi yanından ayrılanlarla ilgili ortaya atılan bu iddialar ise toplumda “bir tek sen mi haklısın!” şeklindeki konuşmalara yol açabiliyor.

Babacan ekibi ise gayet sakin ve sessizce yoluna devam ediyor. "Kendimizi herhangi bir siyasi kalıpla sınırlamak istemiyoruz. Ülkemizdeki mevcut duruma baktığımızda, sosyal hatlar gerilmiş, içeride ekonomik sorunlar var, iç politikada sorunları, dış politika sorunları var, toplumsal barış konusunda endişeler var, bütün bu endişe ve sorunları çözecek politika söylemine yapılanmaya ihtiyaç var.

Türkiye'yi kuşatıcı kucaklayıcı bir kadro ve bu kadronun oluşturacağı çözüm politikaları diye tanımlamak daha doğru. Şu anda ANAP'ın 4 eğilimi Türkiye'yi kucaklamaya yetmez, keza 2002 AK Partisi de. Fabrika ayarlarına dönülse ne olur dönülmezse ne olur? Bu sıkıntı AK Parti’nin kendi içindeki sıkıntısı. Önemli olan vatandaşın beklentilerine ve isteklerine AK Parti kapılarının kapatılmış olması ve değişime ayak direnenlerin hala parti yönetimlerinde aktif rol oynaması. Çünkü o günden bugüne Türkiye'de ve dünyada çok şey değişti. İsimlendirmelerle kafa yormayacağız.

Bu sorunları çözecek kadro var Türkiye’de. Ülkemizdeki hemen herkesin beklentilerine cevap verebilecek şekilde, planlama, programa, hizmet edebilecek kadroların üreteceği politikalara kafa yoruyoruz."

 Yeni parti kuruluşu için doğrudan sahada henüz ölçüm yapılmasa da çeşitli kamuoyu araştırmalarıyla, seçmen profili çıkarılmaya çalışılıyor.

Gelen ilk veriler, yeni partiye en büyük ilginin "genç, eğitimli, kentli" kesimler olduğunu ortaya koymuş.

Ana muhalefet CHP ile yandaşı İP’nin tabanının da büyük ölçüde "eğitimli ve kentli" olduğu biliniyor. Bu kesimdeki insanların pek çoğu geçmiş yıllarda siyaset yapan, partileri ise şimdilik varlık gösteremeyen insanların toplandığı bir yer gibi de algılanıyor.

Ancak Babacan ekibi, "AK Parti içindeki, eğitimli, kentli" seçmenin kendi partilerine kayacağını hesaplıyor.

"Her yıl sisteme 2 milyonun üzerinde genç yaşları dolup, ekonomik ve siyasi hayata merhaba diyorlar.  Onlar iktidar partisine oy vermiyor. O nedenle AK Parti'nin geleceği sıkıntılı. Çünkü, AK Parti eski Refah ve Fazilet Partisi geleneğine bağlı olanlar tarafından, yenileşmeye karşı ayak diretiyorlar. Parti yönetimleri, teşkilatlar ve bürokratik görevlendirmelerde bile İmam Hatip kökenli kişilerin ön plana çıkarılıp seçilmesi, diğer eğitim alanlarındaki gençlerin önlerinin kesilmesi olarak gözlemleniyor. "

Partinin oturacağı seçmen kitlesi dışında, alacağı oy oranı da önemli. Ancak şu anda bu konuda somut bir çalışma yapılmadığı için net bir oy oranı ifade edilmiyor.

Babacan ekibinin, başta AK Parti içindeki "rahatsız" isimler olmak üzere parlamentodaki partilerde "milletvekili transferi" ile grup kuracağı yorumları da sıkça yapıldı. Çünkü siyasette mevcut partisinden rahatsız olan isimlerin yeni partiye gelmeleri halinde de kendi istek ve arzularının yüksek düzeyde olması ve bencillik duygularıyla hareket etmeleri, yeni oluşuma büyük zarar verebilir.

Ancak Babacan ekibi, böyle bir niyetlerinin olmadığını "Parlamentoda bir aidiyet bağı olan hiçbir milletvekili ile temas etmedik ama kendileri temas etmek isteyen kişilerle de nezaket çerçevesinde görüşüyoruz. Mevcut milletvekilleri ile görüşelim transfer edelim gibi bir çalışmamız yok" sözleriyle ifade ediyorlar.

Siyaseten yapılan konuşmalar böyle ama, bugünün bence en önemli konusu, ikinci el siyasetçi sıfatının konuşulmaya başlanması.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246