Bayramdan önce ortaya atılan; “Suriyelilerin T.C. vatandaşı yapılacağı” söylemleri toplumun adeta içine oturdu.

Neredeyse her kafadan şu ortak ses çıktı:

“Madem bayramlaşmak için memleketlerine gidebiliyorlar.

O zaman dönmemek üzere sağlama gitsinler.

Zira onları istemiyoruz!..”

***

Önce bu ortak sese kulak verelim.

Şu anda ülkede zaten 7 milyon işsiz T.C. vatandaşı vardı.

Bunlara kimlik verileceği söylenen 3 milyon Suriyeli daha eklenince bu rakam 10 milyona yükselecekti ki.

Bu travmanın altından kalkmak nasıl mümkün olacaktı?

***

Misafirperverlik elbette Türklüğün şerefi şanıydı.

Mazlumu, güçsüzü korumak da hasletlerimizden biriydi.

Psikolog Dr. Yalçın Kireççi’nin dediği gibi;

“Vicdan ve merhametimizle gönül zenginiydik.

Suriyeliler de zalimlerden kurtulmak için bize sığınmışlardı.

Geçici geldiler, ama kalıcı oldular!..”

***

..Ve şimdi onlara vatandaşlık vermeye hazırlanıyorsak, şu soruları sorma hakkımız yok muydu

Birincisi; onlara ne kadar güvenebiliriz?

Öyle ya.

Batılıların yaptığı gibi işimize gelenleri seçerek almadık ki!..

Eğitim Sağlık ve becerileri ne durumda?

İş, güç, meslek, çalışma ve ahlaktan n’aber?

Yine Kireççi’nin dediği gibi;

“Nüfus artışı ve doğurganlık; maşallah iyi!

5 yıl sonra 5 milyon olurlarsa ne olacak?

Kendi vatandaşlarımıza sağlayamadığımız hakları onlara vermek haksızlık değil mi?

Üniversite sınavsız, elektrik, su, yiyecek bedava; ev bedava, vergi, yok, borçlanma yok!

Oh ne ala memleket!, üstüne de üstlük de vatandaşlık!”

***

Bizim gazetenin dünkü manşetiydi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop; “Kast edilen Suriyeli sığınmacıların tamamına vatandaşlık hakkı verilmesi değil. İçlerinde vasıflı ve nitelikli olanlara yönelik çalışma olduğu kanaatindeyim!..” diyor.

Keşke öyle olsa sayın milletvekili…

O zaman başımız üzerlerinde yerleri bile olabilir.

Ancak!..

ABD İçişleri Baklanlığının açıkladığı “2016 Küresel İnsan Ticareti” raporunda pek öyle denmiyor.

Bu rapora göre;

Son 1 yılda Türkiye’ye 1 milyon Suriyelinin geldiği…

Binlerce mülteci çocuğun sokaklarda dilencilik yaptığı…

Erkeklerin ve kadınların kölelik düzeyinde ücretler aldığı, ağır işlerde, tarlalarda çalıştırıldıkları…

Vurgulanıyor.

***

Bu konuda bir başka rapor daha var.

O da, Hacettepe Üniversitesinin hazırladığı; “Göç ve Siyaset Araştırmaları” raporu…

Bu rapora göre de;

Suriyelilerin yarısının okuma yazma bile bilmedikleri…

Zaten Türkçe’yi hiç konuşamadıkları…

Neredeyse tamamına yakınının eğitimsiz ve niteliksiz olduğu…

Belirtiliyor.

***

Her şey bu kadar açık ve net olduğuna göre, yazımızı şöyle bitirelim;

“Misafire yemek verilir, yatacak yer verilir, gerekirse para da verilir.

Ama evin tapusu verilmez!..”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner192