Tıpkı siyasetteki üst düzey makamlara bir bir gelirken olduğu gibi, gidişi de şık oldu Ahmet Davutoğlu'nun. Gördüğü muamele şık değildi o ayrı konu. Bu yazıyı yazarken belki on farklı senaryo vardı kafamda o yüzden belki de en zorlandığım yazılardan birisi oldu. Bir tarafa yüklenip çok ağır eleştiriler de yazmak mümkündü. Yine başka bir tarafa yamanıp övgüler düzmekte ancak vicdan muhasebesi, objektiflik kriteri ve eldeki dataların yetersizliği nedeniyle bu mümkün değildi ve doğru da değildi.

 

İl başkanı atar gibi

Peşinen belirtmeliyim ki, il başkanı atar gibi bir başbakan değişikliği hiç alışık olduğumuz bir durum değil. Ne yazık ki, yukarılarda esen rüzgarlarla, yaşanan sıkıntılarla ilgili elde hiç yeterli veri de yok. Bu kadar radikal bir adımın atılmasını gerektirecek ne olduğu konusunda belki ilerleyen günlerde malumatımız olur.

Ülkenin bu her yandan kuşatılmışlık durumu ortadayken insanın 'ya hu kardeşim neyi bölüşemediniz?' diye sorası geliyor fakat akıbetin belki daha hayırlı olacağı ihtimalini de göz ardı edemiyorum. Gelinen noktada Ahmet Davutoğlu olağanüstü kongre ile yaklaşık bir ay içerisinde koltuğunu devredecek. Biz ise bu değişimin doğru olup olmadığına ancak sonrasındaki gelişmelere ve alınacak yola bakarak bir karar verebileceğiz.

 

Zarafet dolu bir konuşma

Davutoğlu, veda niteliğindeki konuşmasında oldukça duygusaldı. Satır aralarında mesajlarını verdi. Bu kararın kendi kararı olmadığını açıkça ifade etti. Özellikle MKYK'da yapılan operasyona olan kırgınlığını da gizlemedi. Ülkenin selameti açısından bırakmanın daha doğru olduğunu ve bu yüzden vuruşmadan çekildiğini ilan etti. Erdoğan ve parti hakkında en ufak bir eleştiride dahi bulunmadı. Bir bölen olmayacağının altını çizdi. 'Hakkımı helal ediyorum' diyerek bundan sonra da bir hak iddiasında bulunmayacağını kaydetti. Kendisine yakışan kalitede bir konuşmaydı.

Tüm bunlara rağmen, başbakanlık gibi bir makamı bile hiç düşünmeden tek bir hareketle liderine iade edebilecek kadar sadık bir ismi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın neden değiştirmeye ihtiyaç duyduğunu seçmene, en azından AK Parti tabanına açıklamak gibi bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum.

Açıkçası Davutoğlu'nun gidişinde Gül ve Arınç gibi isimlerle olan ilişkilerinin bir rolü oldu mu? Bunu da merak ediyorum.

 

Erdoğan'ın tavrı

Bu süreçte Erdoğan da tıpkı Davutoğlu gibi duruşunu ve zarafetini korudu. Kamuoyu önünde onu kıracak sözler söylemedi ama kapalı kapılar ardında neler konuşulduğunu, nasıl diyaloglar yaşandığını bilmiyoruz.

Yeni dönemde Erdoğan'ın partiyi emanet edeceği isim de çok önemli. Şu anda başta Binali Yıldırım olmak üzere, Bekir Bozdağ, Berat Albayrak ve Faruk Çelik isimleri konuşuluyor. Kanaatimce Efkan Ala ismi de sürpriz olmaz. Bana göre her biri kendi alanında başarılı olan bu isimlerin hiç biri Davutoğlu'nun boşluğunu dolduramaz. Belki de, doldurmayacak bir isim aranıyordur. Onu da bilmiyoruz lakin eğer Erdoğan tercihini Berat Albayrak'tan yana kullanırsa bu ciddi sıkıntılara yol açabilir. Albayrak, belki birikimiyle bunu hak ediyor da olabilir fakat mevcut durum bu seçeneğin kullanılması için uygun değil.

Eğer iddia edildiği gibi Erdoğan kısa bir süre içerisinde bir erken seçimi tercih ederse bu da AK Parti açısından siyasi bir intihar riski taşıyor. Seçmenin hiç de sıcak bakmayacağını ve zorlama olarak göreceğini tahmin ettiğim olası bir erken seçimde AK Parti tek başına iktidarı veya iktidarı kaybederse, Erdoğan gelecek yıllarda tıpkı Özal'ın Çankaya'da yaşadığı gibi Beştepe'de yalnız bir Cumhurbaşkanı olarak kalabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.