banner262

Nasrettin Hoca’ya sormuş biri;

“Kimsin?”

“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”

Dudak büküp önemsemediğini görünce, bu sefer hoca sormuş;

“Sen kimsin?”

“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.

“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.

“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.

“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.

“Vezir” demiş adam.

“Daha daha sonra ne olacaksın?”

“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”

“Peki, ondan sonra?”

Artık makam kalmadığı için adam

boynunu büküp son makamını söylemiş:

“Hiç.”

“Daha niye kabarıyorsun be adam.

Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım:

“Hiçlik makamında!”

***

Hani şu afralı tafralı giderli yokuşlu hallerimiz var ya;

Küçükler yetmemiş büyüklerine de göz diktiğimiz dağları yaratmış, egomuzun subapına helyum gazı bağlamış uçtukça uçan, kendimizi dünyanın merkezine oturtmuş tapusunu da zimmetimize geçirmiş ille de ben diye diye benliğimizle dalaştığımız, üç paralık çıkarlar için pare pare olduğumuz, kendimizi fasulye gibi nimetten sayıp onun da gazında boğulduğumuz hallerimiz…

Ve bunların üzerine bin katıp ‘yaşıyorum’ dediğimiz garipliğimiz.

Kimiz ki biz?

Hırs küpüyüz, kibiriz, benciliğiz, halden anlamazız,

savaşçıyız, dövüşçüyüz, yenilmeziz, her daim haklı olanız tersi durumlarda da haksızlığı kabul etmeyeniz, her şeyi bileniz hatta çoğunlukla sadece bir bileniz, hırçınız, dayatmayız, affetmeyiniz, hor göreniz, döveniz, söveniz, kural koyup takmayanız, takiyeyiz, düşünmeyeniz üsüne üstlük düşündüğümüz gibi sananız, sorgulamayanız, eyyamız, hamasetiz, sevmeyeniz, dayatmayız, empati kuramayanız, parayız, binayız, arsayız, çek senetiz, yazar kasayız, faturayız…

Eğer yukarıda yazdıklarım ve yazmadıklarım isek ne oluyoruz şimdi biz?

Hayatlarımızın senaryolarında küçücük roller almış ve her defasında kafası gözü kırılıp yarılan dublörler miyiz ki kendimize teğellenmiş yaşıyoruz?

Böyle olalım diye mi yaratıldık?

Atar, gider, yokuş ne varsa birbirimize aslında pek fark etmesek te kendimize dayatıp, hayatı ıskalayalım diye mi?

Eğer ölümle eşitleniyorsak ve bunu değiştirme gücümüz yoksa havamız kime?

Kendimize atfettiğimiz özelliklerin hayatta ne kadar karşılığı var ya da yaşam denilen girdabın ne kadar umurundayız?

Bir düşünmek lazım.

Tarih boyunca hangimiz kaldık zenginlik dediklerimizle eyleşebilen. Hangimiz kral olduk bin nesil, hangimiz hatırlanıyoruz, hangimizin esamesi okunuyor bir kaçımızın dışında ve hangimize ölümsüzlük bahşedildi?

Birileri kulağımıza mı fısıldı bu dünya senin hikmetine dönüyor,vazgeçilmezsin en büyük sensin diye?

Hiç biri değil elbette…

Kendi kendimize havalara girip kendimize ait olmayanların uğrunda kendimize ait günahları biriktiriyoruz.

Elimizde defterimiz bilmeden yazıyoruz kendi hayat hikayemizi.

Her paragrafta özne biz nesne yine biz.

Şansımız varsa bir kalp krizi ile ya da bir kaza neticesinde hepinizden ırak olsun ama fiziksel bir hastalığın tezahürü ile ne bileyim belki de bir cinayetin maktulü olarak bitiriyoruz yazmayı.

Bin türlü hali var ölümün.

Doğarsan ölürsün;

Kural bu ötesi yok.

Kabul etsekte etmesekte sonuç hiç değişmiyor;

Alelade faniyiz

Hepi topu o.

Eee hani o makamlar?derseniz

En gerçeği;

Hiçlik makamı…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254