Düşünsenize!..

3 yaşında…

Bebeklikten yeni yeni çıkmaya başlamış bir çocuk…

Cana yakın, oyunu seven, yerinde duramayan, afacan, mutlu,  kıpır kıpır ve hiçbir hastalığı olmayan güçlü bir çocuk…

İzmir’in çiğli ilçesinde bir anaokuluna gidecek.

Sabah 06.30’da kalkıyor.

Anneannesi ona güzel bir kahvaltı hazırlıyor.

Sütünü içiriyor.

07.30…

Artık okula gitme vakti…

Anneanne onu, o da anneannesini kucaklıyor; koklaşıyorlar.

Servis aracına bindiriliyor.

Ama bu, ikisinin birbirini gördüğü son anlar!..

                                                  ***

Servis aracı Çiğli’deki okuluna geliyor.

Şoför T.İ ile servis görevlisi D.K., tüm öğrencilerin indiğini zannedip, aracın kapılarını kilitleyerek uyuya kalan 3 yaşındaki Alperen’i minibüsün içinde unutuyorlar.

Dışarda İzmir’in o müthiş güneşi ve korkunç bir sıcak…

Sonrası mı?

İş işten geçtikten sonra “panik…”

..Ve onun getirdiği “yalanlar zinciri…”

                                                  ***

Ancak bu zincir!...

Kendisi de önce bu yalanlara ortak olup, sonradan gerçeği anlatmak zorunda kalan genç öğretmenin acı veren itiraflarından sonra kopuyor.

Saat 17.00!..

Okul yönetimi minik Alperen’in babası Serkan Sakin’i arıyor.

Diyorlar ki:

“Alperen bayıldı, biz hastanedeyiz; acilen gelin!”

Baba apar topar hastaneye koşuyor ve yalanlar zinciri birbirine ekleniyor:

Biz çocuğu yatağına yatırmıştık. Öğlen yemeğine kaldırmak için gittiğimiz zaman çocuğu uyandıramadık. Ondan sonra uyandıramayınca hemen hastaneye getirdik!..”

Ve de çocuğa kalp masajı yaparak yaşatmaya çalışan doktorun şu söyledikleri:

“Bir saattir çocukla ilgileniyoruz. Gerekli müdahaleyi yapıyoruz; maalesef yaşatamadık. Çocuk buraya geldiği zaman zaten vefat etmişti. Veya daha öncesi var bu işin...”

                                                 ***

Yüreği yanan baba tabii ki haklı.

..Ve iddiaları da tabii ki dehşet verici:

“Bu insanlar polise çelişkili ifade vermişiler.

Ancak, öğretmenlerden biri vicdanen rahat olmadığından ifadesini değiştirmiş.

Zira, herkesi araçtan indirdikten sonra uyuya kalan çocuğumu içerde unutmuşlar. Düşünsenize, benim çocuğum akşam saat 16.30’a kadar o servisin içinde havasız. O saate kadar İzmir’in sıcağında camları kapalı minibüsün içinde ne kadar kalabilir?”

Sonuç mu?

Minibüs şoförü T.İ., “dikkat ve özen hükümlülüğüne aykırı davranma ve ölüme sebebiyet verme” suçundan tutuklandı.

Servis görevlisi D.K. , ise savcılıkça serbest bırakıldı.

                                                  ***

Benim bildiğim!..

Hele bu kadar küçük yaştaki çocukların barındıkları bir okulda bazı kurallar vardır.

Örneğin!..

Okula girerken ve de sınıflarında “yoklama” yapılır.

Aynı yöntem “ailelerine teslim edilmeden” önce de uygulanır.

..Ve çocuklar teslim alındıktan sonra da, geri götürülürken de ailelerine mesaj çekilir.

Burası nasıl bir ana okuludur ki!..

Bunların hiçbiri yapılmadığı gibi sadece “uyandıramadık” yalanının arkasına gizlenilir?

Bu “yalanları uydurup” bir yavrunun canına mal olanlar.

Kendilerini “o acılı ailenin yerine koysalar” acaba ne hisseder?

Ya da bu korkunç olayın hesabını kim verecek?

Doğrusu çok merak ediyorum.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161

banner193