banner262
banner263

Hepimizin malumu, gönüllü olarak ev karantinası adı altında belli ki zorunlu ev hapsi gibi yaşıyoruz. Amaç, sağlığımız için. Önce kendi sağlığımız, sonra ailemiz, sonra aile efradı ve toplum sağlığı için evde oturmaya devam ediyoruz.

Tabi, evde otururken vakit kolay geçmiyor. İnsanlar arasında zaten belli konularda olan geçimsizlik evde oturunca daha da belirginleşiyor. Aileler arasında ciddi tartışmalar ve kavgalar olduğuna dair söylentiler var. Yine de buna şükür. İnsan sağlığı ve toplum salığı için kırıp dizimizi evde oturacağız. Başka çare yok.

Bu illetin, bu mikrobun temizlenmesi ve def olup gitmesi için gerçekten başka çare yok.

Çin’in Wuhan kentinde başladı. Burası, sanayi ve üretim üssü. Buraya dünyanın dört bir köşesinden insanların geldiği gibi, Çin’deki insanlarda dünyanın dört bir köşesine gidiyorlar. Adına Covid-19 denilen Korona virüsü işte bu yüzden bugüne kadar 200’ü aşkın ülkeye yayıldı. Türkiye’de Çin ile pek çok konuda iş birliği içinde. Mal alıp mal satıyoruz. Hatta, bazı üretim tesislerine taşeron olarak iş bile veriliyor. İşte bu yüzden ülkemize de bu virüs çeşitli yollarla geldi. Oturdu.

Şimdi mücadele zamanı.

Evde oturup sabır etmek zorundayız.

Evde oturunca biraz önce yazdığım gibi pek çok insan için vakit geçirmenin zor ve güç olduğu konuşuluyor. İnsanlar, belki oyalanma adına TV kanallarından çare umuyorlar. Eline kumandayı alıp, evin yeni eğlence kaynağı olarak düşünülen TV ekranlarına basıp, o kanal senin, bu kanal benim dolaşıyor.Sonuç, hüsran.

Neden?

Çünkü, insanlarımız evlerine kapalı kalmış ve zorunlu ikamet gibi hissettikleri için günlerine neşe katacak bazı konularla ilgili bilgi ve tecrübe sahibi olabilme adına TV kanallarından belki de kendilerine göre mucize bekliyorlar. 

 Akıllardaki soru şu;

Bu hastalık, bu musibet ne zaman bitecek?

Biz, evlerimizden ne zaman çıkıp, sokaklarda istediğimiz gibi gezecek, eğlenecek, eş, dost ve arkadaşlarımızla kucaklaşıp hasret gidereceğiz?

Bizim, aklımıza gelen ve soruları TV kanalları da uzmanlara soruyor. Her kanalda, kendince bu işi bilen, tedavi yöntemleri sunan, sonra da boş konuşup, dolu atmaya çabalayan yüzlerce uzman var. Bazılarını istisna tutmak gerekiyor. Çünkü, onlar gerçekten insanlara doğru bilgi verip, konunun ciddiye alınmasına yönelik uyarılarda bulunuyorlar. Bazıları ise reklam ve magazin peşinde.

Bu yayınları gören vatandaşlarımız da ister istemez, önce ev karantinası ve zorunlu ikamet nedeniyle bozulan morallerine, TV ekranlarında duydukları ve işittikleri sözlerde eklenince gerçekten sıkıntıya düşüyorlar.

Her kafadan, ayrı bir ses çıkıyor. Hani, komedi dizilerinde ve söylemlerinde hep duyuyoruz ya, “ağzı olan konuşuyor!”

İşte böylesi bir durumla karşı karşıya kaldık. Peki, bu sıkıntıların aşılması mümkün müdür?

Tabi ki mümkün.

Önce TV yayıncıları, sorumlu yayıncılık ilkelerine uygun yayınlar yapmalı. Tamam, dünyayı saran ve insanları öldüren, belki de üçüncü dünya savaşına benzeyen ve silahlı olmayan, ülkelerin birbirleriyle değil de hepsinin düşmanı bir hastalık mikrobu olduğu zor günlerden gelip geçiyoruz. Bu zor günlerin atlatılmasında insanların birbirlerine yardımcı ve destek olmaları gerekiyor.

Felaket senaryolarının bir kenara bırakılıp, insanlara huzur veren, mutluluk veren, onlara doğru bilgilendiren yayınlara özen gösterilmeli.

Bu zor günlerde gelip geçecek. İnsanlar yeniden dost ve kardeşlik ortamlarında buluşacaklar. Şimdilik dünde kalan ve önümüzdeki günlerde özlediğimiz olan bu güzel günlere kavuşmanın tek şartı tabi ki önlem almak. Sabır etmek. EvdeKalTürkiyem kurallarına uymak. Uymayanları uyarmak.

Kolay değil, insanları isteyerek veya istemeden evlerinde zorunlu ikamete tutabilmek. Hele, bizim ülkemizde “bana bir şey olmaz” düşüncesinde olan milyonlarca insan varken. Sokaklarda bunların başıboş gezmelerine önlemek kolay değil.

Sorumluluk,. Sadece ülkeyi yönetenlerde, hükümette, kamu bürokratlarında değil, insanlık adına hepimizde…..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254