Bu gün girdiğimiz Mübarek Ramazan-ı Şerif ayını bir kez daha görüp yaşamak nasip oluyor. Geçen yıldan bu yıla kaybettiğimiz eş, dost, akrabalar var ve yeni doğan bebekler, bir şekilde hayat devir daim sistemi ile devam ediyor. Bir sonraki Ramazan ayına kim öle kim kala Allah bilir. Bu sebeple yaşadığımız bu manevi ve güzel günlerin kıymetini bilelim, hoşgörülü olalım.

Manevi duygularımızın zirveye çıktığı bu kutsal ayda çocukluğumuzun Ramazanlarını özleyip ve yad edeceğimiz gayet aşikar cümlemizin anılarının var olduğu “Nerede o eski Ramazanlar” deyip anlatacağımız bir hayli hatıra olacaktır. Bu cümleyi kullanırken çocukluğumuzun yaşlılarına benzemeye başladığımızı da düşünmeden geçemiyorum.

RAMAZAN AYI KLASİKLERİ

Karagöz Hacivat Ramazan aylarının vazgeçilmez eğlencesi ve simgesi olmuştur. İstanbul'da yaşayanların Direklerarası gösterilerini canlı izleme imkanı bulmalarına karşı bizlerde ancak TRT Döneminin tek kanal düzeninde televizyonlardan izleme imkanı bulmuştuk çocukluğumuzda ve Ramazan ayının değişmez tatlısı Güllaç deyince akla gelen ilk tatlılardan biridir 15 yüzyılın ortalarına kadar Osmanlı’da halk mısır nişastasından yufka açıp stoklar ve havayla temas halinde olduğu için kuruyan bu yufkaları süt ve şekerle ıslatıp yerdi. Zamanla içine gül suyunun da eklenmesiyle ortaya “güllü aş” ismi verilen tatlı çıktı ve (tıpkı “sütlü aş”ın “sütlaç”a dönüşmesi gibi) ismi “güllaç” oldu.

Arif Bilgin’in Osmanlı Saray Mutfağı kitabındaki bilgilere göre, güllaç ilk kez saraya 1489 yılında alındı. Osmanlı sultanlarının sofralarından eksik etmediği güllacın 200 gramında yaklaşık 300 kalori bulunuyor. Bugün Türkiye’de yılda ortalama 250 ton üretiliyor, bunun yüzde 85′i Ramazan’da tüketilmektedir.

Her Ramazan özlemle beklediğimiz bu doyumsuz tat, Osmanlı sultan sofralarından bugüne taşınmış bir lezzet. Güllaç, sütlü olduğundan iftardan sonra rahatlıkla yenebilecek, hazmı kolay ve hafif bir tatlıdır. Sarayda da bu özelliğiyle çokça tercih edilmiştir. Günümüzde arzuya göre koyulan gülsuyu, Osmanlı Mutfağı'nda ferahlatıcı etkisi olduğu gerekçesiyle mutlaka eklenirdi. Güllaç ismi de bir bakıma buradan gelmektedir.

Bakara Suresi'ne göre Kur'an'ın İslam peygamberi Muhammed'e gönderilmesi Ramazan ayında başlamıştır ve bu ay içinde "oruç" tutmak Müslümanlara emredilmiştir. İlgili ayet şöyledir:

O Ramazan ayı ki irşad için, hak ile batılı ayırt eden, hidayet ve deliller halinde bulunan Kur'an onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya erişirse oruç tutsun. Kim de hasta veya yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diliyor, zorluk dilemiyor. Bir de o sayıyı tamamlamanızı ve size gösterdiği doğru yol üzere kendisini yüceltmenizi istiyor.

Umulur ki, şükredesiniz! .(BAKARA 185) Bu ay boyunca gün doğumundan önceki alaca karanlık ile gün batımından sonraki alaca karanlık arasında yemek-içmek ve cinsel ilişkide bulunmak Müslümanlara yasak kılınmıştır. Mükellef olan Müslümanların Ramazan orucunu tutması emredilmiştir.

Mübarek Ramazan ayında durumu iyi olanların gerçek ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunması mutlaka olumludur ancak son yıllarda bu tarz yardım ve İftar sofraları ne yazık'ki adeta şov yarışına dönmüştür dinimize göre sağ elin verdiğini sol elin görmemesi emredilirken bu kural adeta hiçe sayılmakta olup rekabete dönüşüp gösteriş çabası oluşmuştur.

Değişmez kurnazlığın biride bunu üzülerek yazacağım gıda maddelerine zam gelmesi artık olağan bir durum haline geldi. Pazarda  alışveriş gününde bunun farkında olacaksınız adeta vurgun gözüyle bu alış veriş zorunluluğunu fırsata çeviren aç gözlüler bu manevi ayı fırsata çevirme aymazlığından hiç çekinmeyeceklerdir. Ekranlarda diyetisyenlerin çıkıp bol keseden palavra atmaları zengin sofraların reklamı yapılarak şunu, bunu yiyin diye tavsiyelerde bulunurken iftarı çorba ve zoraki bir tabak yemekle açanların hatırlanmayacağı. Ve birçok malzeme ile hangi yemeğin hangi böreğin nasıl yapılacağı ballandıra ballandıra anlatılacağı farklı hocaların ekran yarışında farklı, farklı fetvalar ile halkın kafasını karıştıracağı orucu ne bozar ne bozmaz muhabbetleri.

Benim değişmez iki klasiğim vardır Ramazan ayında yaklaşık 1600 sayfa olan Peygamber Efendimizin Hayatını okumak diğeri de Çağrı filmini sakin kafayla izlemektir tavsiye ederim.

Ortadoğu ve sınır komşularımızda yapılan katliamlar Ramazan ayında Müslüman halkımızı ve insani vicdani yönden tüm ülkeyi yasa boğmaktadır. Bir an önce akan kanın ve katliamların durması için dua etmekteyiz. Esen kalın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner192