banner252

Daral mı geldi üzerinizdekilerden? 
Nefes alamıyor musunuz?
Kat kat olmuş sıkıyor, bunaltıyorlar mı?
Ruhunuz isyan mı ediyor, bunca kalabalığa?
Haydi soyunalım…
Önce kibrimizi çıkartıp atalım. Sonra hasetimizin, kıskançlıklarımızın, çekemezliğimizin düğmelerini açalım.
Hıncımızın düğümünü çözelim devamında; korkularımızla birlikte, karamsarlığımızı da çıkarıp sallayıverelim boşluğa.
Düşündüğümüz gibi sanmanın askılarını çözelim, sıyrılalım kendimizle kavgamızdan.
Ne faydasını gördük, açalım kopcasını düşsün üstümüzden bencilliğimiz.
Kin ve nefret içliğini yırtarak çıkaralım ki, bir daha dikiş tutmasın.
Çürümüş, kokmuş üzerimize yapışmış öfkemizi parçalayıp atalım üzerimizden.
Ceplerimiz olmasın hırsından heder olduğumuz paraları koyacak.
Samimiyet ve hoş görümüzün üzerinde ki kırk kat kuşağı çözmek vakit alır derseniz, bıçağı sevgiyle bileyleyip vuralım tam ortasına düğümünün.
Ne birbirimizi görmemizi engelleyecek gözlüğümüz kalsın gözümüzde, ne seslerimizi örten kulağımızda ki kulaklık.
Sıyrılalım, nefesimizi kesen, dünyayı dar eden ne kadar fazlalık varsa, hepsinden.
Sadece insanlığımız kalsın üzerimizde.
Çırılçıplak bakalım bir kez de birbirimize.
Becerebilsek,
Ne güzel olurdu değil mi?
Düşünsenize bir;
Kinin, öfkenin, nefretin, yalanın, riyanın, düşmanlığın, bencilliğin, “önce ben’’ in, “sadece ben”in olmadığı bir dünya da, yalnızca yaratılmış olmanın verdiği onuru paylaşarak, yalın insanlığımızla yaşayabiliyor olmak…
En şanslımız en fazla seksenlerini görüyor. Üzeri bu yüzyılda bile sıra dışı kabul ediliyor.
Paylaşamadığımız hiçbir şey bize ait değil. Ama yolun sonunda uğrunda örseleyip paramparça ettiğimiz insanlığımızla haşrolacağımız kesin.
Giyindikçe giyinmişiz. Nefes alamıyoruz.
Alamadığımız gibi aldırmıyoruz da.
Dışarıdan bakılınca sadece üzerimize yakıştırdıklarımızı görüyoruz. Bu acıklı modaya uymak için bize ayrılan süreyi,neden ayrıldığını bile düşünemeden geçiriyoruz.
Ne kavgalarımız bitiyor, ne savaşlarımız.
Mütemadiyen boğuşuyoruz birbirimizle ve dahi kendimizle.
Kıymeti vermekten vaz geçmiş, kıymetli olmaktan bi haber zorladıkça zorluyoruz insanlığımızı.
Kazanmakla kaybetmek arasına sıkıştırdığımız günlerin inkitası yok ki. Hayatla maç yapmıyoruz ki gözümüz saha kenarında ki dördüncü hakem de  olsun ek süre için.Gerçi yan hakemler de yok,  maçta yok.Sadece orta hakem var ortaya ve hayatımıza hakim.

Kat kat giyinip, donarak, titreyerek çizginin bu yüzünde bize tanınan dolduruyoruz süreyi…
Hikmet sahibine sormuşlar “Bir daha dünyaya gelirsen ne olmak istersin?” diye gülmüş, “Bir dahası yok’’ demiş.
Hazır soyunmuşken,
Giyinmek için acele etmeyin derim…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner246