banner251

banner193

banner246

banner254

30.10.2020, 00:01 225

Hayalet Yazar(lar)

Dünya da “Ghost Writer” yani Gölge Yazarlık olarak bilinir.

Biz Hayalet Yazar deriz.

Çok göz önünde olmasa da sanılandan öte talep gören bir meslek dalıdır;

Ülkemiz de dahil olmak üzere dünya da   tanınan ve çok satan sayısız kitap hayalet yazarlar tarafından yazılmış, kitapların üzerinde ki isimlerin sahiplerine sadece ‘‘Ben yazdım’’ diyerek imza koymaları kalmıştır.

Bu işin öyle editörlükle, düzeltmenlikle, danışmanlıkla filan bir alakası yoktur;

Kitabı alenen başkası yazar; yazdım diyen de havasını atar.

Bazen o havanın   içerisinde,  artık hangi ülkedeyse oranın para birimi ile yüklüce bir karşılıkta olur.

Tek ilke gizliktir ve taraflar arasında yazarın konuyu asla açıklamayacağına dair bir anlaşma ile tescillenir.

Örnek ver derseniz veremem ama.

Dedim ya, mesele yazar ile sipariş verenin arasında ölümüne bir akittir.

Ha, yazdıran açıklarsa o zaman iş başka; o da kendini bağlar zaten.

İnsanlara ben yazdım dediği kitabı bedeli karşılığında başkasına yazdırdığını nasıl ifşa eder, sonra da  ifşasının altından nasıl kalkar onu bilemem.

Hiçte merak etmem.

Ancak politikacıların promterden okudukları konuşma metinlerini kimler hangi ruh haleti ile yazıyor işte onu çok merak ediyorum.

Acaba onların da  hayalet yazarları mı var?

Eğer kendileri yazıyorlarsa diyeceğim bir şey yok elbet; ama metinler başkalarının klavyelerinden çıkıyorsa ve onlar da noktasını virgülünü değiştirmeden kürsülerden okuyorlarsa vaziyet fena.

Metinler bazen öyle cümlelerle donatılmış oluyorlar ki, eminim politikacının kendi taraftarları bile duydukları karşısında geriliyorlardır.

Birleri sanki ellerinde bir hakaret sözlüğü varmışta ona bakıp bakıp yazmaktan ziyade giydirmeyi tercih ediyorlarmış gibi geliyor.

Küfür hariç ki bazen atıfta da bulunuyor, hakaretin, aşağılamanın, küçümsemenin, ayar vermenin ve daha bir sürü olumsuz söylemin bini bir para.

Aslında bugünkü hali pür melalimizin fragmanları benim gençliğimde de vardı.

Ama o zamanlar henüz politikaya bu kadar hasımlık girmişti.

Politikacıların aralarında da adı konmamış bir centilmenlik anlaşması vardı; en azından asgari müştereklerde buluşabiliyorlar, görüştüklerinde hasbıhal edip birlikte fotoğrafta verebiliyorlardı.

Hadiseleri şahsileştirip birbirlerine hakarete varan eleştirilerde getirmezlerdi pek;

Bir de konuşmalarını irticalen yapanlarının sayıları çoktu söyleyeceklerini atlamamak için en fazla ellerinde ki not kağıtlarına göz atarlar, dolayısı ile kurdukları cümleler onların kontrolü altında dökülürdü dudaklarından.

Kısacası tatlı sert kıvamında tartışmalarına tanık olurduk hepsi de oydu.

Bu durumda  ahalinin de siyasete dair tartışmalarında aynı düzeylilik yaşanır, kimse kimseye ana avrat küfür edip gırtlaklamaya kalkmazdı.

Mesela siyasette söylemlerin en ağırı   Hökümetin Başı deyişi idi.

Çok iyi hatırlarım rahmetli babam da siyaseten farklı görüşte olduğu insanlarla politikaya dair konuşurken cümlelerini özenle seçer onları kırmamaya özen gösterir ve muhataplarında da kendisine aynı yansıma gelirdi.

Ya bizdensin ya onlardan diye dikenli tellerle çizilmiş keskin bir sınır yoktu kimsenin arasında.

Tabi yine o zamanlar sadece yazılı basın vardı; medya yoktu.

Basında da hoşgörü, nezaket ve naiflik çoktu.

Heveslileri elbette vardı ama  kalemşörlük te henüz icat edilmemişti.

Şimdi film koptu.

Politika erbabının  bazıları belli ki konuşmalarını metin yazarlarına yazdırıyorlar. Onlarda özenle arayıp seçerek en kırıcı ve suçlayıcı cümlelerle yazdıkları bazen kantarın topuzunu kaçırıp  en hasmane duygularının esareti altında ağır hakaret içeren, bazen de sadece mesnetsiz suçlamalarla donattıkları hiçbiri ülke sorunlarına çare olmayacak cümlelerini konuşma metni diye politikacıların önlerine koyuyorlar.

Hani ağır bir hakaret duydukları zaman insanlar derler ya ‘’Bu kavgada söylenmez’’ diye; sanki amaçları deyimi söyleminden çırak çıkartmak.

Ancak politikacıların bu durumdan duydukları pek bir rahatsızlık yok ki, metinleri okurlarken doğaçlama yapmaya bile görmüyorlar. Bu da vücut dillerinden rahatça anlaşılıyor.

Hatta yazılanları kürsüye ya da mikrofona çıkmadan önce sorgulayarak okudukları konusunda da çok emin değilim.

Konuşmalarının nereler de nasıl algılanacağı hakkında bir endişe taşıdıklarından da…

Belki de bunun temelinde konuşmalarının içerikleri bir diğeri ile çelişse bile aldıkları alkışların hiç değişmemesinin verdiği bir rahatlıkta vardır.

Ancak son derece sert ve acımasız kurulan her cümlenin karşılığının toplumda biraz daha ayrışmaya neden olduğu da bir gerçek.

Baksanıza insanlar yüksek gerilim hattı gibiler;

Kim kimi ne zaman nerede nasıl gaza gelipte çarpacak hiç belli değil.

Herkes herkese gıcık.

En ufak bir anlaşmazlığın sopalı satırlı kavgaya dönüşmesi an meselesi.

Galiba artık toplumsal uzlaşının yerine  imam cemaat ilişkisi her dönemdekinden daha çok egemen. Hani derler ya imam bir şey ederse cemaat iki şey eder diye bu bağlamda yazıyorum.

İyi de hayatın sınırlarının daraldığı,işsizliğin.üretimsizliğin böylesine tavan yaptığı, hep beraber indirmekten ümidi kesip, dövizin tırmanışına  acaba kaça kadar çıkacak diye uzaktan bakıldığı, enflasyonun dizginlerinin elden kaçtığı bir dönemde insanlara bir de gerginlik politikasını dayatmanın kime ne yararı var?

Ve politikacıların yüksek perdeden yaptıkları salvo atışlarının ülkece yaralarımızı dağlamaktan öte başka bir işlevleri olmadığını anlamaları ne kadar sürecek?

Daha da önemlisi;

Bakalım böylesi söylemlerin toplumda ki karşılığı ne olacak ?

Özellikle de tüm partilerin adlarına güzellemeler yaparak oylarına talip oldukları sayıları yirmi bir milyona yaklaşan o meşhur Z kuşağında…

Onu da eğer erkeni, baskını vesairesi olmazsa en geç üç sene içerisinde anlayacağız…

Bir de hayalet yazarların zaman zaman öznesi yükleminden utanan metinleri ile  politikacılara ne kadar destek verebildiklerini tabi…

Yorumlar (0)
banner282
banner276
8
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 9 23
2. Galatasaray 10 20
3. Fenerbahçe 10 20
4. Beşiktaş 9 16
5. Kasımpaşa 10 15
6. Gaziantep FK 10 15
7. Karagümrük 10 14
8. Göztepe 9 14
9. Başakşehir 10 14
10. Konyaspor 9 12
11. Rizespor 9 12
12. Malatyaspor 9 12
13. Hatayspor 7 12
14. Trabzonspor 10 12
15. Antalyaspor 10 10
16. Sivasspor 9 9
17. Erzurumspor 9 9
18. Kayserispor 9 8
19. Denizlispor 9 6
20. Gençlerbirliği 9 5
21. Ankaragücü 8 2
Takımlar O P
1. Altınordu 11 23
2. Ankara Keçiörengücü 11 21
3. Samsunspor 11 20
4. Adana Demirspor 10 18
5. İstanbulspor 10 18
6. Tuzlaspor 10 18
7. Altay 9 16
8. Giresunspor 10 16
9. Bursaspor 11 14
10. Balıkesirspor 11 14
11. Akhisar Bld.Spor 11 13
12. Adanaspor 9 12
13. Bandırmaspor 11 11
14. Ümraniye 11 10
15. Menemen Belediyespor 9 9
16. Ankaraspor 10 8
17. Boluspor 10 7
18. Eskişehirspor 11 1
Takımlar O P
1. Tottenham 10 21
2. Liverpool 10 21
3. Chelsea 10 19
4. Leicester City 10 18
5. Southampton 10 17
6. Wolverhampton 10 17
7. Everton 10 16
8. M. United 9 16
9. Aston Villa 8 15
10. Man City 9 15
11. West Ham 9 14
12. Leeds United 10 14
13. Newcastle 10 14
14. Arsenal 10 13
15. Crystal Palace 10 13
16. Brighton 10 10
17. Fulham 10 7
18. West Bromwich 10 6
19. Burnley 9 5
20. Sheffield United 10 1
Takımlar O P
1. Real Sociedad 11 24
2. Atletico Madrid 9 23
3. Villarreal 11 20
4. Real Madrid 10 17
5. Sevilla 9 16
6. Cádiz 11 15
7. Barcelona 9 14
8. Granada 10 14
9. Athletic Bilbao 10 13
10. Elche 9 13
11. Getafe 10 13
12. Deportivo Alaves 11 13
13. Valencia 11 12
14. Real Betis 10 12
15. Osasuna 10 11
16. Eibar 10 10
17. Real Valladolid 11 10
18. Celta de Vigo 11 10
19. Levante 10 8
20. Huesca 11 7
Namaz Vakti 03 Aralık 2020
İmsak 06:31
Güneş 08:01
Öğle 12:58
İkindi 15:24
Akşam 17:45
Yatsı 19:10