Yenilme ile sonuçlanan bazı seçimlerden sonra muhalefetin veya o bölgede seçimleri kaybeden siyasi parti sözcülerinin “hile karıştırıldı” iddialarını hep duyuyoruz.

Şimdi, 31 Mart mahalli seçimleriyle ilgili çalışmalar devam ediyor. Seçim tarihi belli olur olmaz eleştiriler veya aslı astarı olmayan söylemlerle halkın kafasının karıştırılmasına yönelik çeşitli algı yöntemleriyle iç kargaşa çıkarılmaya çabalandığını üzülerek görüyorum.

Nasıl mı?

Bakın, dünkü yazımda taşıma seçmenlerle ilgili konuyu ele almıştım. Evet, ülkemizde bir seçmen taşıma meselesi var. Bu konuda, öylesine etki edecek taşıma ile ilgili veya bu işin organize hal içinde yapılmasıyla ilgili herhangi bir bilgi yok. Daha yok, küçük beldelerdeki Belediye seçimleriyle muhtarlık seçimleri için böylesine taşıma sistemli seçmen nakillerine rastlamak mümkün. Hatta ben geçen mahalli seçimlerde, yani 5 yıl önceki seçimlerde Bursa’dan Artvin’in bazı kasaba ve köylerine seçmen taşındığına kendim bizzat şahit oldum. Hatta dernekler aracılığıyla bu işlemin yapıldığına dair sosyal medya paylaşımları bile vardı.

Dünkü yazım üzerine pek çok muhtar tanıdığım teşekkür ettiler. Kendileri bu konuyla ilgili olarak seçmenlere, mahalle halkına gerekli izahı yapmakta güçlük çektiklerini ifade ettiler.

Bu arada, bazı okurlarım ise, Suriyelilerin seçmen kütüklerine isimlerinin yazıldığını, bu kişilerin de iktidar AK Parti’ye oy vereceğini, böylece AK Parti’nin etki edeceği iddialarını yinelediler. Hatta bazı kişiler bu ifadeleri sosyal medya hesaplarından paylaşmaya bile çekinmeden yazıp çiziyorlar. Tabi, insanların böyle bir iddiada bulunmaları için bilgi, belge sunmaları gerekiyor. Yoksa bu söylemleri havada kalır.

Oysaki Suriyeli göçmenlerden Türk vatandaşlığına geçenlerin yani kimlik sahibi olanların oy kullanma hakkı var. Bunun dışında, geçici kimlik kartlarıyla gelenlerin oy kullanması mümkün değil. Çünkü onlar Türk vatandaşı değil.

Yani, muhalefet sözcüleri, 2002 yılından bu yana seçimleri kaybede kaybede her seçim sonrasında da faturayı kesmek gereken bir suçlu aranması adet haline geldiği için bu kez Suriyeliler üzerinden böyle bir saptırma yapıyorlar. Geçen seçimlerde de aynı konu işlenmişti muhalefet tarafından. Sonra, sandıklar açıldığında veya sandık seçmen listeleri hazırlandığında, askıya çıkarıldığında böyle bir seçmen bulunmadığı zaten anlaşılmıştı. İddialarını devam ettirenlerin, varsa bile muhalefet partilerinin itirazlarda bulunmayışları ise, söylediklerine kendilerinin bile inanmadığının bir göstergesi değil midir?

Demek ki ne oluyor? Yenilen pehlivan güreşe doymaz misali, muhalefet her kaybettiği seçimlerle ilgili yeni bir bahane uydurma çabasına girmiş gözüküyor. Demek ki, muhalefetin söyledikleriyle halkın ve seçmenlerin kafalarını karıştırmaya yettiği, her söylenene inanan bir destekçi kitlesinin bulunması nedeniyle de toplumda böylesine bir huzursuzluk yaşandığını görmek gerçekten üzücü.

Peki, bu halin çözüme kavuşturulması için nelerin yapılması lazım?

Bir kere, söylem sahibi iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Eğer, listelerde hayalet seçmen bulunduğu iddialarını ortaya atanlar var, bu söylemleriyle ilgili resmi işlemleri ve itirazları yapmayıp, sadece medyayı kullanıp, halkın kafasını karıştırmaya başlıyorlarsa, bence adliye hemen harekete geçmeli, bu kişiler hakkında gerekli yasal soruşturmaları başlatmalıdır.

Ya da iddia sahipleri, söylemlerini ispatlamaya yarayacak belgeleri yine adli makamlara, idari makamlara vererek, bu hayalet seçmen, taşıma seçmen, nakil seçmen olaylarına artık bir son verilmelidir.

Seçim Kanunu gayet açık ve sari. Her Türk vatandaşı, TC numarası ile seçmen kütüklerine işlenip, bir tek oy kullanma hakkına sahiptir. Bunun dışında “bu sandıkta oy kullanan seçmenin başka bir seçim çevresine gidip yeniden seçmen gibi oy kullanması mümkün değildir.”

Şimdi, seçimlerde birde sandık kurulları ve sandık başlarında oy kullanmalarla ilgili uygulamalara bakalım. Sandık kurullarında bir devlet memuru, diğerleri ise siyasi parti temsilcilerinden oluşan en az 5 kişilik kurul vardır. Birde, sandıkları kontrol etme yetkisine sahip, parti muşahidi kartı olanların sandıklardaki oy kullanmayı denetleme yetkileri vardır.

Sandıklarda oy kullanan seçmenlerin de etrafında oturanları, seçmen olup olmadıklarını veya nakil yoluyla gelip gelmediklerini bilmeleri en doğal bir haktır. Bu durumda, sandıklarda herhangi bir hile hurda yapılacağının seçimler öncesinde açıklanması veya seçimler sonrasında ortaya atılması ne kadar doğru ve ne kadar demokratiktir?

Bana göre tıpkı hayalet seçmen rüyası gibi uydurma ve rüyadan ibarettir bu sorunun cevabı. Çünkü, seçimler ve yapılan hizmetler halkın gözü önünde, siyasi partilerin gözü önünde, onların temsilcilerinin etkili ve yetkili oldukları kurulların denetimlerinde yapılmaktadır. İlçe seçim kurullarında 7 kişilik kurulun 5 tanesi, seçimlere katılan siyasi parti temsilcileri arasından seçilir. Diğer ikisi ise Hakim ve İlçe Seçim Kurulu Müdürüdür.

Siyasi temsilcilerin gözleri önünde yapılan bir işlem için böylesine akıl almaz iddiaların ortaya atılmasına anlam ve mana verebilmek güç.

Tekrar ediyorum, demek ki yenilen pehlivan güreşe doymuyor. Yenildikçe canı tekrar güreş tutmak istiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246