Farkındayım sorunun kendisi bir kabullenişle başlıyor. Yani iyi kötü bir tarih okuru olduğumuz iddiasında bulunuyorum. Neye dayanarak mı böyle söylüyorum? Kitap alışverişi yapmak üzere gittiğiniz kitapçılarda en çok hangi türe yer verilmiş hiç dikkat ettiniz mi? Benim son birkaç seferdir dikkatimi çekiyor. Hatta bir kez dikkatimi çekince farklı mağazalarda da durum aynı mı diye kendimce teyit gözlemleri de yaptım. Benim gözlemime göre en çok tarih kitaplarına yer ayrılıyor. Buradan hareketle de en çok tarih kitapları okuyoruz gibi bir söz etmek fazla iddialı olabilir ama tarih konulu kitapları okumayı sevdiğimiz aşikâr. Evet, tarih okumak harika. Hatta farklı isimlere atfedilen güzel de bir söz var. “Tarihten Türkü çıkarsanız geride tarih kalmaz.” Tarihin başlangıcından beri var olan bir millet olarak tarih okumamız gayet doğal bence.

O halde doğal olmayan ne? Aslında doğal olmayanı ben kendimde acı bir şekilde hissettim. Geçtiğimiz hafta sonu Uluslar Arası Sosyal Bilimler Kongresindeki bildirimi sunmak üzere Konya’daydım. Akademik programın ardında da bir günümü Konya’da geçirme fırsatı bulabildim. İşte ne olduysa o sırada oldu. Selçuklu Devleti’ni ne kadar da az tanıdığımı, ulaştığı sanatsal kültürel seviyeyi ne kadar az bildiği mi anladım. Döneminin çok çok üstünde öylesine muhteşem bir medeniyet ki insanın tarih bilincini sorgulatması yadsınamaz. Tarihi eserleri gördükçe müzeleri gezdikçe böylesine büyük bir medeniyeti neden bu kadar az tanıyorum diye sürekli kendime kızdım. Oysaki ben de tarih okumayı seven birisiyim.  İşte hangi tarihi okuyoruz sorusuna bu şekilde ulaştım.  Kitapçılarda en geniş alanı tarih kitapları kaplasa da onların içerisinde Türk Tarihinin tüm safhalarına yeterince yer verilemiyor gördüğüm kadarıyla. Nispeten daha yakın olması ve daha ihtilaflı konular barındırması itibari ile Osmanlı Devletinin son yılları ve Cumhuriyetimizin ilk yıllarını konu alan tarih kitapları daha ön planda.

Sadece kitaplar ve kitap rafları ile de sınırlamamak lazım tarih ile olan alakamızı. TV dizileri, sinema filmleri de tıpkı kitaplarda olduğu Osmanlı Devletinin son yılları üzerinden ilerliyor. Açık oturum programları da aynı eksende dönüp dolaşıyor çoğunlukla. Oysaki çok derin bir tarih daha var gerilerde. Derinliği ile gizemi ile bilinmezleri ile bizi davet eden. Davete uymak ve o derinliklerde unutulmaz bir seyahat için bir Konya ziyareti size de iyi gelebilir. Hem ben Konya’nın şehir kimliği ile de daha önce bu şehre gitmeyenleri kendisine hayran bırakacağını düşünüyorum. Belki de coğrafi yapısının bir avantajı belki eskiden beri büyük bir medeniyete ev sahipliği yapmış olması belki de iyi bir belediyecilik anlayışı sayesinde geniş yolları düzenli konut yerleşimi ve özellikle akşamları gözlerinizi kamaştıracağını düşündüğüm camii aydınlatmaları ile çok güzel bir şehir Konya. Bu şehrin önüme açtığı kapıdan içeri girmek ve Selçuklu Devletini daha yakından tanımak için sabırsızlanıyorum. Haydi, sizde buyurun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner193

banner246

banner254