banner262

Bu haber kez okundu.

YURT BÜLTENİ - 3

ADANA'DA UYUŞTURUCU OPERASYONU

Adana'da polis, ihbar üzerine durdurduğu otomobilin koltuklarının altına yapılan gizli bölmede zulananmış 20 kilo 500 gram esrar ele geçirdi.
İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) Otoyolu'ndaki uygulama noktasında Erdal E.'nin kullandığı otomobili durdurdu. Hassas burunlu dedekkör köpeği, Oscar'ın otomobile tepki vermesi üzerine detaylı aramaya geçildi. Polis aramada, aracın koltuk altına yapılan özel bölmede gizlenmiş  40 pakette 20 kilo 500 gram esrar ele geçirdi. Uyuşturuculardan haberi olmadığını söyleyen arac sürücü Erdal E. emniyetteki sorgusunun ardından çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı.

Görüntü Dökümü
-------------
- Zanlının adli tıp merkezine getirilmesi
- Polis aramalarda bulunan narkotik madde 

Haber:Çağlar ÖZTÜRK-Kamera:ADANA,()

==============================

MARDİN’DE TURİZM REKORU KIRILDI: HEDEF YIL SONUNA KADAR 5,5 MİLYON ZİYARETÇİ - (ÖZEL)

UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne aday gösterilen 7 bin yıllık Mardin’e gelen turist sayısı, geçen yılın ilk 9 ayına göre yüzde 50 artış gösterdi. Tarihi kenti, bu yılın ilk 9 ayında 800 bini yatılı 4 milyon turist ziyaret etti. Mardin Valisi ve Belediye Başkan Vekili Mustafa Yaman, "Mardin'de bu yılki hedefimiz bir milyonu yatılı 5,5 milyon turist. UNESCO Türkiye Milli Komisyonu ile bu heyecanımızı somut hale getirme arzusundayız. Şu ana kadar belirlediğimiz hedefe yüzde 80 ulaştık" dedi.
Farklı medeniyetleri bünyesinde barındıran ve binlerce yıllık geçmişe sahip Mardin’de inanç ve kültür turizmi hareketliliği sonbaharla birlikte devam ediyor. Kente gelen günübirlik yerli ve yabancı turist sayısı geçen yılın ilk 9 ayına göre yüzde 50 artış gösterdi. 2018 yılının ilk 9 ayında 580 bin kişinin yatılı, 2 milyon 250 bin kişinin de günü birlik ziyaret ettiği Mardin’de bu sayı, bu yılın ilk 9 ayında 800 bin yatılı olmak üzere günü birlik ziyaretçiler ile birlikte 4 milyona ulaştı. 

OTELLERDE DOLULUK ORANI YÜZDE 95
Toplam 6 bin 200 yatak kapasiteli 63 turizm tesisinin bulunduğu Mardin’de, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na kayıtlı, bin 388 tescilli eser bulunuyor. Turist akışının yıl sonuna kadar devam etmesi beklenirken, otellerde doluluk oranı yüzde 95. Hafta sonları ise yer bulmak neredeyse imkansız. Camileri, manastırları, medreseleri ve kiliseleri, eşsiz taş mimarisi konakları ile birbirinden farklı onlarca medeniyete ev sahipliği yapan kentte yaşanan hareketlilik esnafı da sevindiriyor. 

'ŞU ANA KADAR BELİRLEDİĞİMİZ HEDEFE YÜZDE 80 ULAŞTIK'
Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Yaman, Mardin'in turizmde özellikle son 2 yılda önemli bir ivme yakaladığını belirterek, iş birliğiyle yürütülen çalışmalar sonucunda yıl sonuna kadar kentte 5,5 milyon turistin gelmesini hedeflediklerini söyledi. Vali Yaman, “Mardin'de bu yılki hedefimiz bir milyonu yatılı, 5,5 milyon turist. UNESCO Türkiye Milli Komisyonu ile bu heyecanımızı somut hale getirme arzusundayız. Şu ana kadar belirlediğimiz hedefe yüzde 80 ulaştık. Bu hedefimize ulaşmak için hazırladığımız proje ve çalışmalarımız sürecek. Her şey Mardin için yapılacak" dedi.

'MARDİN ARTIK BİR MARKA ŞEHİR OLDU'
Mardin Turizm ve Otelciler Derneği (MARTOD) Başkanı Özgür Güngör de tarihi kentte yaşanan turizm hareketliliğinden dolayı büyük memnuniyet duyduklarını ifade ederek, Mardin'in artık bir marka şehri olduğunu söyledi. Güngör, “Şu anda turizmin son çeyreğindeyiz. Mardin’e gelen tur sayısı gün geçtikçe artıyor. Sıcak balon turizmiyle birlikte Midyat’a, Kasımiye’ye, Deyrul-Zafaran’a, Dara’ya yapılan ziyaretlerle 5 milyon turist hedefini sağlayacağız. Tabi Mardin’in çıtası gün geçtikçe büyüyor. Mardin artık bir marka şehir oldu. İnanç ve kültür turizminde de ciddi bir seviye geldik. O açıdan 2019 hedefimize ulaştıktan sonra artık 2020 hedefimizi ve bununla ilgili altyapıyı sağlamak için de oturup konuşacağızö diye konuştu. 

'MARDİN’E GELEN HİÇBİR MİSAFİRİMİZİN KAFASINDA ARTIK GÜVENLİK KAYGISI YOK'
Otel yöneticisi Ümran Yeniay, Mardin'de oluşan huzur ve güven ortamıyla gelen misafirlerin güvenlik kaygısı yaşamadıklarına dikkat çekerek, şunları söyledi: 
"Önümüzdeki ay için bile rezervasyonlarımız dolu. Bu artışın arka planında hazırlanan proje ve etkinliklerin yanında yatak sayısındaki artış çok etkili oldu. İklimlerin biraz daha kayması, havaların güzel gitmesi, serin geçmesi etki oldu. Bu artışa gerçekten seviniyoruz. Mardin’e gelen hiçbir misafirimizin kafasında artık güvenlik kaygısı yok. Batıdan bu tarafa gelen akış ve insanların buradaki yaşadıklarını doğru bir şekilde aktarması ile artık insanların önyargısı da bir bir kırılıyor. Artık terör olayları ile ilgili bir sıkıntı, özellikle bu sene böyle bir tedirginlik kalmadı. İşte Mardin’in özellikle güven veren bir şehir olması hasebiyle 5 milyon sınırını rahat bir şekilde aşacak."

Görüntü Dökümü
---------
-Mardin'in drone görüntüsü
-Kent merkezi
-Turistler
-Tarihi mekanlar
-Kentin gece görüntüsü 
-Konuşmalar
-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Nezir GÜNEŞ/MARDİN,()

=================================

SU DEĞİRMENİNİ 150 YILDIR AYNI AİLE İŞLETİYOR

Ordu'nun Gölköy ilçesindeki Karadere üzerinde bulunan, 150 yıllık su değirmeni, ilk günden beri Çapa ailesi bireylerince kuşaktan kuşağa işletiliyor. Ayakta kalan tarihi değirmende, bölge mutfağının vazgeçilmezleri arasındaki mısır ekmeği, lahana çorbası ve mıhlama yapımında kullanılan un için kurutulan mısır taneleri öğütülüyor.
Sayıları günden güne azalsa da Anadolu'nun çeşitli yerlerinde rastlanan, çalışır haldeki su değirmenleri, Karadeniz'deki varlığını koruyor. Ordu'nun Gölköy ilçesinde, Karadere üzerinde bulunan 150 yıllık su değirmeni, ilk günden itibaren Çapa ailesi fertlerince kuşaktan kuşağa işletiliyor. Değirmende, bölge mutfağın vazgeçilmezleri arasında yer alan mısır ekmeği, lahana çorbası ve mıhlama yapımında kullanılan un için kurutulan mısır taneleri öğütülüyor. Dere üzerinde, iki taş değirmende öğütülen mısır taneleri işlenerek, un halini alıyor. Asırlık değirmende elde edilen mısır ununa, özellikle gurbetçiler talep gösteriyor. Değirmenciliğin, kendileri için aile geleneği olduğunu belirten Çapa ailesi bireyleri, bu görevi çocuklarına da bırakmak istiyor.

'DOĞAL VE TAZE YAPILIYOR'
Değirmeni işleten Muammer Çapa, babasının bu görevi dedesinden devraldığını, kendisinin ve ailesinin bu mesleği yapan 4'üncü kuşak olduğunu söyledi. Çapa, "Mısır bu bölgenin vazgeçilmezi. Mısır unundan birçok yöresel yiyecekler yapılabiliyor. Mısır ekmeği çeşitlerinin yanı sıra balık, lahana çorbası, mıhlama gibi yiyeceklerde kullanılıyor. Burada biz mısır öğütüyoruz ama burası bir tarih aynı zamanda, kaybolmaması için teknolojiye karşı ayakta tutmaya çalışıyoruz. Kültürümüze sahip çıkan yok. Biz bunu elimizden geldiği kadar yaşatmaya çalışıyoruz. Bazen değirmenimiz çok yoğun oluyor, gece gündüz çalışıyor. Elektrik değirmeni ile öğütülen mısırlar çabuk öğütüldüğü için yanıyor. Taş değirmen ise olduğu gibi doğal ve yavaş çalışıyor. Unu hem doğal hem de taze çıkarıyor. Herhangi bir kokusu da olmuyor" dedi.

'KÜLTÜRÜMÜZDEN VAZGEÇEMİYORUZ'
Asırlık kültürü yaşattıkları için değirmen sahiplerine teşekkür eden Yılmaz Karaosmanoğlu da, "Gölköylüyüm ve Marmaris'te yaşıyorum. Eski kültürümüzden vazgeçemiyoruz. Değirmene mısır getirdim. Un elde edip giderken gurbete, Marmaris'e götüreceğim. Mısırlarımız olgunlaştı, biçtik, hasadını yaptık. Balık, mısır çorbası, mıhlama gibi yöremizin yöresel yiyeceklerinde bu unu kullanacağız. Burada yaşayan insanlar, Türkiye'nin en uzun ömürlü insanları. Gurbette olduğumuz için memleketimizden uzaktayız ama burada tüketilen organik yiyecekleri götürüyoruz. Burada her şey doğal, hormonsuz. Bir de havası, doğası ve suyu çok güzel; mısır tüketimi de yaygın" diye konuştu. 

Görüntü Dökümü
------------
-Değirmenden görüntü
-Değirmen çalışırken görüntüsü
-Mısır detay görüntü
-Undan görüntü
-Değirmene giden sudan görüntü
-Diğer detaylar
-Değirmen sahibi Muammer Çapa ile röportaj
-Değirmene mısır götüren Yılmaz Karaosmanoğlu ile röportaj

Haber-Kamera: Nedim KOVAN-ORDU-

==========================

MESLEĞİNİ BIRAKTI, 'TURBOCU' ANNESİNİN YANINDA İŞE BAŞLADI 

İzmir'de yaşayan Ceylan İrdem (46), 3.5 yıl önce eşinden boşanınca, çocuklarına bakabilmek için cebindeki son para olan 50 TL ile sanayi sitesinde turbo tamiri işine adım attı. Kısa süre içinde sanayi sitesinin 'Turbocu abla’sı olan İrdem, çocuklarına da hem annelik hem de babalık yaptı. İrdem, azmiyle birçok kadına örnek olurken, İngilizce işletme mezunu olan oğlu Nafi Öztufan da annesinin yanında bu işe başladı.
İzmir'in Buca ilçesinde yaşayan ve 8 yıl öncesine kadar ev kadını olan Ceylan İrdem, bir süre eşinin pompa ve pompa enjektörü dükkanında çalıştı. İki çocuk annesi İrdem, 3.5 yıl önce eşinden boşanınca, çocuklarına bakabilmek için bir çıkar yol aramaya başladı. Bir yerde çalışarak kazanacağı asgari ücretle geçim sıkıntısı çekeceğini düşünüp, kendisi iş kurmaya karar veren İrdem, cebindeki son para olan 50 TL ile İzmir 6'ncı Sanayi Sitesi'ne giderek, buradaki bir dükkanın, kendisine verilen köşesinde turbo tamiri sektörüne adımını attı. Esnafın desteğiyle araçların yakıt sistemlerinde kullanılan turbo tamirciliğinde kısa süre içinde başarılı olan İrdem, kendine dükkan açarak gerekli makineleri satın aldı. Sanayide 'Turbocu abla' olarak tanınan İrdem, evde de çocuklarına hem anne hem baba oldu. İşinden arta kalan zamanlarında 9 yaşındaki kızı Niran ile ilgilenen İrdem, azmiyle birçok kadına örnek oldu.

ANNESİ GİBİ USTA OLMAK İSTİYOR
İngilizce işletme mezunu olan oğlu Nafi Öztufan (25) ise annesinin bu başarısının ardından kendi mesleğini bırakıp onun yanında işi öğrenmeye başladı. İlk başta annesinin bu işe girmesine karşı çıktığını söyleyen Nafi Öztufan, "Annem bu işe başlayacağını söylediğinde yapabileceğini düşünmedim. Daha önce sanayide bir kadın görmemiştim ve onun sanayide olmasına karşıydım. Ancak sonrasında burada işini çok güzel yaptığını gördüm. Yapamayacağını düşündüğüm için pişmanlık duymaya başladım. Anneme sürekli hayal kurduğunu söylüyordum ama şu anda işleri birlikte yürütüyoruz. Onunla gurur duyuyorum. Ben üniversiteyi bitirdim, İngilizce ile Fransızca öğrendim. Annem bu meslek sayesinde beni dil kurslarına gönderdi. Ben de kendi mesleğimi bıraktım, annemin kurduğu bu düzene dahil oldum. Şimdi ben de onun gibi usta olmaya çalışıyorum" dedi.

CEBİNDEKİ SON 50 TL İLE BU İŞE BAŞLADI
İşinde böyle bir başarı yakalayacağını kendisinin de tahmin etmediğini söyleyen İrdem, "Eşimden ayrılınca ne yapabileceğimi düşünürken kendi kendime turboyu dağıtmaya parçalamaya başladım ve bir cesaret bu işi öğrendim. Cebimdeki son 50 TL ile bir dükkanın içinde bana bir arkadaşın verdiği yerde, turbo işine başladım. Buraya araçlar gelip gidiyordu ve aynı gün içinde para kazandım. Bunları da devamlı biriktirdim. Meslektaşlarım da benim durumumu bildiği için bana destek oldular. Buradaki kira ortağım ayrılınca dükkanın tamamını kendim tuttum. Sanayideki esnaf bana iş göndermeye başladı. Herkes bana destek oldu, böylelikle ilerledim. Kimse 'Kadındır bu işi yapamaz' demedi. Bana burada 'Turbocu abla' diyorlar. Firmamın adını kimse bilmiyor. Şu anda her gün iş kapasitem artıyor" diye konuştu.

'EVE GİDİNCE YORGUNLUĞUM GİDİYOR'
Sanayideki mesainin ardından tüm vaktini çocuklarına ayırdığını söyleyen İrdem, "Buradan çıkıyorum, yorgun oluyorum. Kızım küçük olduğu için ilgiye çok ihtiyacı var ve onunla vakit geçirince yorgunluğumun hepsi gidiyor. Onunla beraber yemek hazırlıyoruz, televizyon izliyoruz, oynuyoruz. Anne olmak çok güzel bir duygu. İyi ki anne olmuşum. Oğlumun iyi bir kariyeri vardı ama bana destek olmaya karar verdi. Oğlum da kızım da benimle gurur duyuyorlar. Oğlumla çatışmalar yaşadım ama ben bunları başardıkça benimle gurur duymaya başladı. Ona da arkadaşları benimle ilgili çok güzel şeyler söylüyorlarmış. Kadın isterse her şeyi yapar. Ben kadını erkeklerden güçlü görüyorum" dedi.

'ABLA'YI LAKAP SANDIM'
'Turbocu abla'yı tavsiye üzerine tanıdığını söyleyen müşterilerden Burak Yıldız, "Yaklaşık bir haftadır birçok yere gidiyoruz ama 2-2.5 saat süren çabalara rağmen aracımı tamir ettiremedim. Ceylan Hanım ise 5 dakika içinde sorunumu çözdü. Ben nasıl buraya referans ile geldiysem kendisine de bundan sonra referans sağlayacağım. İlk duyduğumda 'Abla' denilince bir lakap olduğunu zannettim. Kadın olduğuna ihtimal vermemiştim. Fakat kendisi işinin ehli olmuş. Emeğine sağlık" dedi.
İrdem'in meslektaşı sanayi ustası Muhammet Sancak ise, "İlk duyduğumuzda bir kadının bu işi başaramayacağını düşünmüştük. Turbo, araçların en önemli parçalarından bir tanesidir. İlk başlarda turbo işlerini başka yerlere veriyordum. Ancak zaman içinde kendini çok geliştirdi, tüm cihazlarını aldı ve burada oldukça popüler hale geldi. Kendisini bizler de destekliyoruz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
------------
-Turbo tamir dükkanından görüntüler
-Anne ve oğlun tamir görüntüleri
-Ceylan İrdem'in esnaf ve müşteri diyalogları
-Ceylan İrdem'in kızını okula bırakmasından görüntü
-Müşteri röportajları
-Nafi Öztufan röp.
-Ceylan İrdem röp.
-Muhabir anonsu

Haber: Hande NAYMAN Kamera: Mücahit BEKTAŞ / İZMİR, () 

====================================

ORTACA'DA LİMON DALINDA 2, PAZARDA 10 LİRA 

Muğla'nın Ortaca ilçesinde limon hasadı başlarken, rekolte yüzde 50'yi aşkın oranda düştü. Limonun kilogramı dalında 2 lira iken, pazarda ise 7-10 lirayı buldu. Yapılan masraflar nedeniyle çiftçi, fiyattan ve rekolteden memnun kalmadığını belirtti.
Türkiye'de narenciye üretiminin göz bebeği konumundaki Ortaca'da limon hasadına başlandı. İlçedeki yaklaşık 30 bin dönüm alanda limon üretimi yapılırken, iyi verim alınan geçen yılın aksine bu sezon rekolte düştü. 2018'de 70 bin ton olan limon rekoltesi, bu yıl 20 bin tona indi. Geçen yıl dalında 90 kuruş, pazarda ise 5 liradan satılan ürünün fiyatı 2 kat arttı. Limon, dalında kilogramı 2 lirayı, pazarda ise 7-10 lirayı buldu. Ancak bu artış ne üreticiyi ne tüketiciyi memnun etmedi. Geçen yıl ucuza satılan ürüne tüketiciler bu yıl daha fazla para verecek. Daha fazla kazanacak gibi gözüken üretici ise ürünün rekoltesinin düşük olması nedeniyle ilaç, gübre, yakıt gibi girdi maliyetlerini yani yaptığı masrafları çıkartıp çıkartamayacağını düşünmeye başladı.
Ortaca Ziraat Odası Başkanı Salih Çöllü, "Geçen yıl 70 bin ton civarı limon rekoltesi vardı. Verimli bir yıl geçirdiğimiz için üretim fazlaydı. İklim şartları, ayrıca limonun dalında uzun süre kalması nedeniyle ağaca zarar verdiği için bu yıl rekolte oldukça düştü. Geçen yıla göre rekoltede, 50 bin ton düşüş var. Bu sene ürün pahalı olacak. Ancak bundan çiftçi kazanmayacak. Çiftçi masrafını ancak kurtarır" dedi. Çöllü, tüketiciye uygun fiyata ürün ulaşması için büyükşehir hallerinde kooperatiflere yer verilmesi için talepte bulunduklarını ifade etti.
Ortaca'da 1990 yılından bu yana 60 dönümlük arazisinde limon üreticiliği yapan Bayram Yaşar (55), girdi maliyetlerin yüksek olmasından dert yandı. Yaşar, "Ürün az olduğu için bu yıl fiyat yüksek. Pazarda fiyatın yüksek olmasının diğer nedeni girdi maliyetlerinin yüksek olmasından kaynaklanıyor. Örnek olarak işçilik, mazot ve ilaç fiyatlarının yüksekliğini gösterebiliriz. Giderler yüksek olunca ürün pazara ulaşıncaya kadar fiyat ister istemez artıyor" dedi.
Tüccarlık yapan Hüseyin Arslan ise, "Geçen yıla göre bu yıl rekoltede büyük düşüş var. Çiftçinin en büyük sıkıntıları ilaç ve mazot fiyatlarının yüksek olması. Limonun erken hasat edilmemesi gerekiyor. Bunun için yetkili birimlerin denetleme yapması gerekiyor. Ortaca limonunun kıymetini herkes bilmeli" şeklinde konuştu.

Görüntü Dökümü
------------
- Limon bahçesinden görüntü 
- Limon hasadından görüntü
- Toplanan limonlardan görüntü  
- Üretici Bayram Yaşar ile röp.
- Tüccar Hüseyin Arslan ile röp.

Haber: Cavit AKGÜN- Kamera: Aykut KURT / ORTACA (Muğla), ()

=======================================


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254