Öne Çıkanlar Golll Yaşar (Mahmutoğlu) bahçe rengarenk karacabey şenliği sony play station 4 satış

Bu haber kez okundu.

Erdoğan'dan HDP açıklaması
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dokunulmazlıklar üzerinden Meclise, devlete, millete, yargıya meydan okuyan, hatta hakaret eden bu densizlerin amacı Türkiye'yi uluslararası alanda sıkıntıya sokmaktır. Benim uluslararası bu saldırılardan en ufak bir korkum, endişem yoktur" dedi. Avrupa'dan gelen tepkilere de yanıt veren Erdoğan, "Çok iyi tanıdım onları. Artık hücrelerini okuyorum. Onlar bana 'diktatör' demiş hiç umurumda değil. PKK’da yakaladığımız silahların hemen hepsi batı ülkelerinin silahları. Artık ağır silahlar da ele geçirmeye başladık. 'Irak’taki koalisyon güçlerine vermiştik oradan aldılar herhalde' diyorlar. Ya kimi kandırıyorsunuz siz verdiniz işte" diye konuştu.

İşte Erdoğan’ın burada yaptığı konuşmadan satır başları:

Bazı meselelere var ki onlarla ilgili değerlendirmelerimizi kamuoyuyla paylaşmakta en az diğerleri kadar önemli hale geliyor. Önceki gün başlayan ve halen devam eden terör örgütü PKK'ya destek veren milletvekilleriyle ilgili süreçte böyle bir konudur. Terör örgütü PKK'nın boyutu Kandil'de değil, onun parlamentoda uzantıları var. Biz bu işin önünü açtık. Bunlar varsınlar parlamentoda mücadelelerini sürdürsünler. Ne yazık ki bunlar burayla yetinmediler.

7 Haziran'da hatırlayın, 80 milletvekili yakaladılar. Tamam işte 80 milletvekili, bak hadi otur da parlamentoda işine bak. Yok... 80 milletvekilini aldıkları günün ertesinde Diyarbakır'da halkı sokağa davet ettiler ve 50 kişinin ölümüne neden oldular. Ölen Kürt'tü, öldüren de Kürt'tü. Bunu onlar yaptı. Esasen yaşanan hadise çok açık ve nettir. Bilindiği gibi Türkiye Büyük Millet Meclisi, geçtiğimiz mayıs ayında istisnasız tüm milletvekillerinin dokunulmazlıklarını ne yaptı, kaldırdı. Yani bu sadece onlara yönelik bir olay değil. Fakat şu anda batının ağzına bakın, batı şu anda nasıl değerlendirmeler yapıyor. Bu düzenleme Anayasa Mahkemesine götürüldü, biliyorsunuz. Yüksek mahkeme de yapılan işlemi ne yaptı, hukuka uygun buldu. Bunun üzerine genel başkanlar dahil olmak üzere yargı safhasında dosyası olan milletvekilleri ilgili adliyelere gidip ifadelerini vermeye başlamışlardır. Ancak bir siyasi partinin mensupları en başından beri ısrarla bu konuyu tahrik unsuru haline getirmeye çalışmışlardır.

Dokunulmazlıklar üzerinden Meclise, devlete, millete, yargıya meydan okuyan, hatta hakaret eden bu densizlerin amacı Türkiye'yi uluslararası alanda sıkıntıya sokmaktır. Açık net söylüyorum. Benim uluslararası bu saldırılardan en ufak bir korkum, endişem yoktur. Benim için aslonan milletimdir. Milletim ne diyor. Ya batı bizim için hiç hayırlı rüya gördü mü? 53 sene Türkiye’yi Avrupa Birliği kapısında bekleyen batıdan biz ne bekleyeceğiz? Biz kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz.

Biz çalışalım inanın bunları sollayıp geçeriz.

Türkiye son 3 yılda yaşadıkları nedeniyle kendisine yeni bir yol çizmiş bir ülkedir.

7 Haziran’ın ardından olanları izledim. Ben siyasette çırak değilim kalfa da değilim. Sana vereceğiz de sen ne yapacaksın. Sen bir defa Beştepe’nin yolunu bilmiyorsun. Bir defa da senin sayısal durumun diğer iki partiyle de bir araya gelsen hükümet kurmaya yeterli değil. O yüzden 'benim zaman kaybına tahammülüm yok' dedim ve anayasa gereği adım attık ve seçim kararı aldık. Millet de bu kararı paylaştı. İşte olan netice çok açık net ortada. Milletimizi kazasız belasız 1 Kasım’a getirdik.

Türkiye 15 Temmuz’da FETÖ çetesi mensupları hainlerin ihanetine uğradı.

"CERABLUS EN BAŞARALI OPERASYONDUR"

Gaziantep saldırısının ardından yaralıları ziyaret ettikten sonra 'artık sabredecek halimiz yok' dedik. ÖSO ile birlikte Suriye’ye girdik. Onları biz Cerablus’a farklı bir bölgeden soktuk. Bu operasyon DEAŞ’a karşı verilmiş en başarılı operasyondur. Hiçbir direniş göstermediler.

Dabık’ta çok direndiler. Bir noktadan sonra dirençleri kırıldı sonra El Bab’a indiler. Şu anda bizim El Bab’a 12-13 kilometremiz var. Dabık’a oradaki Arap kardeşlerimiz az miktarda da olsa Türkmenler yerleşiyor. Bu mücadele devam ederken birileri Kobani’de yaptıkları oyunu burada da yapmak istediler. Dikkatli bir şekilde bu mücadele sürüyor. Nereden bakarsan bak 25-26 milyar dolar harcadık.

"BANA DİKTATÖR DEMİŞLER, HİÇ UMRUMDA DEĞİL"

En son işte yaşanan olaylarda Avrupalı bakanlar Türkiye'ye hücum ediyorlar, buraya gelip gidiyorlar. Malum partiyi gidiyorlar ziyaret ediyorlar. Ne olacak yani, gelip gidecekseniz. Buradaki kararı mı değiştireceksiniz. Burada hukuk var. Biz bunlara bir şey söylediğimiz zaman diyorlar ki 'Biz hukuk devletiyiz, dolayısıyla biz hukuka müdahale edemeyiz, hukuk bağımsızdır. tarafsızdır.' E senin ki tarafsız, bağımsız. Bizdeki hukuk, guguk mu? Bizim ki de tarafsız bağımsız. Sen nasıl saygı istiyorsan bize de saygı duyacaksın. Kusura bakma.

4 bin MİT dosyası verdim ben Sayın Şansölye'ye teröristlerle ilgili. 6 ay kadar önce İstanbul'da yaptığımız görüşmede, 'ben size 4 bin dosya vermiştim, hatırlıyor musun' dedim. 'Hatırlıyorum' dedi. 'Peki ne oldu o dosyalar' dedim. Dedi ki 'o dosyalar şu anda 4 bin 500 oldu'. 'Peki ne olacak' dedim. Geciken adalet, adalet değildir. Bu adaleti geciktiriyorsunuz. Avrupa, birlik olarak PKK'yı terör örgütü ilan etmesine rağmen şu anda teröre yataklık yapmaktadır. Çok açık net.


En basitinden Sabancı ailesi. Biliyorsunuz faili yakalanmıştır diğer kapıdan salınmıştır. Bizler onların bu yaklaşım tarzına karşı somut güvenlik anlayışımız deldirmeyeceğiz. Bizi karikatür yapacaklar gazetelerde filan biz de geri adım atmayacağız. Tarihlerini iyi biliyoruz onların.14 yıllık başbakanlık cumhurbaşkanlığı dönemimde çok iyi tanıdım onları. Artık hücrelerini okuyorum. Onlar bana diktatör demiş hiç umurumda değil. Milletim ne diyor?Onun için ben milletime hizmetkar olmaya geldim derken bunu kast ediyorum.

"KUZU KUZU GİDİP CEZAMIZI ÇEKTİK"

Böyle bir ortamda kendilerini biliyorsunuz, ifade vermek üzere davet eden yargı mensuplarını ve dolayısıyla Türk devletini hiçe sayanlara müsamaha gösterilmesi söz konusu olamaz. Meclisin karar verdiği, Anayasa Mahkemesinin hukuka uygun bulduğu, yargının kendi usulü çerçevesinde harekete geçtiği bir konuda birilerinin çıkıp 'Biz sizi tanımıyoruz' demesi aslında 'Bunun için bize yapılacak her türlü muameleyi de peşinen kabul ediyoruz' anlamına geliyor. Çünkü hukukun usulü bellidir; ifade vermeye gitmezsen zorla götürülürsün. Önceki gün yapılan işlemlerin adı tam olarak işte budur, yani hukukun işletilmesidir. Bu ülkede hiç kimse layüsel değildir. Hiç kimse kendisini hukukun üstünde, dışında, sağında, solunda göremez. 1999 yılında hakkımdaki hapis kararı kesinleştiğinde kuzu kuzu Pınarhisar Cezaevi’ne gidip cezamızı çektik. Bağırıp çağırıp şov yapmadık. Millet ne dedi? Millet başka şey söyledi: Bizi sizi farklı yerde görmek istiyoruz. Kurduk partimizi 16 ay sonra iktidara getirdi.

"PKK SİLAHLARININ HEMEN HEPSİ BATI ÜLKELERİNİN"

Eğer siz milletvekili gibi değil de terörist gibi davranırsanız terörist muamelesi görürsünüz. Bizim her türlü fikre, katılmasak da, saygımız vardır. Ancak söz konusu vatandaşımızın güveliği olunca gözümüz kimseyi görmez.

Bu sorumluluğumuzun gereğini yerine getiremezsek milletimizin yüzüne bakamayız. Bizim görevimiz milletimizin huzurudur.

İfade vermek üzere gözaltına alınan ve bir kısmı da tutuklanan milletvekilleriyle ilgili batıdan gelen tepkileri görüyoruz. Rahatsız olanlar mı hatta derinden kaygılı olanlar mı ararsınız. Türkiye’nin demokrasiden uzaklaştırıldığını AB ilkelerine sırtını döndüğünü söyleyenler mi ararsınız? Batının siyasetçileri böyle söyler de medyası geri kalır mı? Onlar da Allah ne verdiyse deyip döşenmişler. Obama benzetmesine çok güldüğümü söylemek isterim.

Bunları gerçek yüzünü görmek çok kolay. Aynı kişilerin Diyarbakır’da patlayan bomba ile rahatsızlıklarını duyan var mı? Bunların hepsi zaten 15 Temmuz'da sınıfta kaldılar. PKK’da yakaladığımız silahların hemen hepsi batı ülkelerinin silahları. Artık ağır silahlar da ele geçirmeye başladık. “Irak’taki koalisyon güçlerine vermiştik oradan aldılar herhalde” diyorlar. Ya kimi kandırıyorsunuz siz verdiniz işte.

Şimdi diyecekler ki terör örgütü ve siyasi konular başka… 20 Temmuz 2015 tarihini ölçü olarak alalım. 1 yıllı aşkın süredir ülkemizin belli yerlerinde bir siyasi partinin mensupları terör örgütü tarafından katledildi.

Peki bunlar öldürülürken, bakın gözaltına alınmaları demiyorum, aynı çevrelerin en küçük kaygılarını görmedik duymadık. Ve bu parti iktidar partisi.

Karşımızdakilerin kafalarının ardındaki niyetleri bilmiyor değiliz. Belçika’daki bir mahkeme nihayet ağzındaki baklayı çıkartmış. PKK’yı terör örgütü değil de silahlı mücadele olarak görmüş. Bunların ben akıllarını neyle yediklerini bilemiyorum.

Yarın ülkemde yakalanmış bunların aradığı bir terörist olursa ve bunu da bizden isterlerse bizim vereceğimiz cevap ne olacak? Onu da onlar düşünsün.

Arapların bir sözü vardır: Men dakka dukka… Siz mi böyle yapıyorsunuz aynıyla cevap veriyoruz.

Batı dünyası kendi eliyle kendi sonunu hazırlayacak bir tavır içindedir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.