Bu haber kez okundu.

Dünyaca ünlü gazete 'Bizim Afrikalı'ya' veda etti...
The Guardian gazetesi dün yayınlanan sayısında, geçen ay 63 yaşında kalp yetmezliğinden hayata gözlerini yuman Mustafa Olpak'ı bir vefat yazısıyla andı.

Türkiye'de "Bizim Afrikalı" diye bilinen Ayvalık doğumlu Olpak'ın atalarıyla ve "Afro Türklerle" ilgili araştırmaları özetlenen yazıda, "Osmanlı'daki Afrikalı kölelerin aynı isimle andığı festivalden hareketle Olpak'ın yeniden canlandırdığı Dana Bayramı'nın 10'uncusu geçen haziranda yapılmıştı. Birçok açıdan bu festival, hayatını bu harekete rehberlik etmeye yorulmaksızın adamış Mustafa'nın da kutlanması anlamına geliyor" ifadesi kullanıldı.

Banu Şen, 9 Ekim'de Olpak'ın hikayesini şöyle anlatmıştı:

Bir gün; Kenya’da Köle Kıyısı denilen yere insan tacirleri baskın yapar. Bu kıyıda çamaşır yıkamakta olan annesinin ailesini de ele geçirirler. Uzun yolculuklardan sonra Girit’e çıkartılır, topluca zengin bir Osmanlı ailesi tarafından köle olarak satın alınırlar..

Türkiye’de yaşayan Afro Türkler'in birbirine benzer hikayelerinden farklı değildi Mustafa Olpak’ınki de. Ancak o “Arap” diye bilinen ya da “Afrika’dan gelme” diye anılan Afrikalı Türklerin gerçeğinin peşinde koştu ömrü boyunca. Bir çatı altında toplama amacıyla dernek kurdu, geleneklerini yaşatmaya çalıştı. Afrikalılar Dayanışma Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin başkanı; ulusal ve uluslararası bir çok projeyle tanınan Olpak İzmir’de hayatını kaybetti. Geçen pazartesi günü sessiz sedasız toprağa verilen Olpak’ın dostları “Hayalleri ve derneği getirmek istediği nokta vardı. Umarız bir gün gerçek olur” sözleriyle üzüntülerini dile getirdi.

KÖLE KIYISI’NIN YAZARI

Mermer ustası olan Mustafa Olpak; 2006’da Ayvalık’ta kurulan Afrikalılar Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma (Afro-Türk) Derneği’nin kurucusu ve başkanıydı. Dernek bir süredir faaliyetlerini İzmir’de sürdürüyordu. Olpak; derneği kurma amaçlarının Türkiye’de yaşayan, Osmanlı döneminde köle ticaretiyle getirilmiş Afrikalıların farklı hikayelerinin bir araya toplamak, kim olduklarını araştırmak, izini kaybetmişleri buluşturmak ve tarihçilerin dikkatini çekmek olduğunu söylüyor, yaşatmak için büyük emek harcıyordu. Olpak Afro Türkler’in İzmir’in Bayındır İlçesi’nde düzenlenen ve Afro Türkler’in geleneksel bahar bayramı olan ’Dana Bayramı’nın yaşatılması için de büyük uğraş veriyordu. Olpak Afrika Kökenli Türklerin öyküsünü anlatmak için kendi aile biyografisinden hareketle “Köle Kıyısı” kitabını yazmıştı. Köle Kıyısı kitabından TRT‘Arap Kızı Camdan Bakıyor’ adıyla bir belgesel de yaptı.

BİZ GELMEDİK GETİRİLDİK

Olpak, bir röportajımızda şunları söylemişti; “Biz Afrika’dan gelme değiliz. Bizimkiler, kendi topraklarını ve atalarını bırakıp gelmediler, getirildiler. Ailemin hikayesi de 1890-95 yıllarına dayanıyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde insan tacirlerinin köle ticareti yaptığı gerçeği var. Bizde birinci kuşak yaşar, ikinci kuşak reddeder ve saklar, üçüncü kuşak ise araştırır. Bu insanlar toplumun en yoksul kesimini temsil ediyor. Genelde köylerde kendi hallerinde, gizli saklı yaşıyorlar. Oysa sayının yaklaşık 2 milyon olduğunu biliyoruz. Bizimkilerin en çok bulundukları Tire’nin Yeniçiftlik köyünde simsiyah insanlar yaşar. Onlara dernekleşmeyi anlatmak için gittiğimde üç defa beni köye sokmadılar, taşladılar. ‘Ne Afrikalısı, biz Afrikalı, mafrikalı değiliz, arabız ama biraz rengimiz koyu o kadar’ diye tepki gösteriyorlardı ama sonra aştık. Bir tür kendini inkâr etme tepkisi. Toplumda yok sayıldıkları için benim de onlardan olduğum bilinmesin istendi.”

OLPAK’IN DİLİNDEN “DANA BAYRAMI”

“Dana Bayramı’nda Afrika kökenliler birleşip sıska bir dana alırlar. Bu danayı oturdukları muhitte ev ev gezdirerek yiyecek, para ve giysi toparlarlar. Amaç, azad olan kölelerin, bunların çocuklarının, annesi babası olmayan çocukların –ki Godya bakar onlara– senede bir gün et yemesini sağlamak. İşte bu gelenek senede bir gün et yeme günü olur, o sıska danayı kesip yerler. İzmir ve çevresinde yaşayanlar buna Dana Bayramı der. Bu gelenek, bugünkü Nijerya’da Yoruba (Nijerya’daki en büyük budunsal etnik topluluk) geleneğidir.

Afrika’da insanlık tarihinin en eski kültürlerinden biridir, bugün de Afrika’nın bazı ülkelerinde Togo’da, Senegal’de, Kenya’nın iç taraflarında, Güney Sudan’da bu gelenek devam eder. Her yıl tekrar edilmezse Tanrı’nın yaşadıkları yerlere kıtlık ve açlık getireceği inancını taşıyarak, Afrika’da bu gelenek sürdürülür. Bir yılın bol, verimli ve bereketli geçmesi için yapılır. Anadolu’da azad olan insanların senede bir gün et yiyebilmesi yanında bir başka önemi de Godya vasıtasıyla da kimin kim olduğunun izini sürmektir. Godya bu insanların doğal liderleridir. Genellikle kadındır. Her bölgede bir Godya olur.“
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.