Tüm çabalarınıza rağmen kışın kilo alıp, yazın daha az çaba harcadığınız halde kilo verenlerdenseniz bu makalem tam da sizin için.

Kanada'nın Edmonton şehrindeki Alberta Üniversitesinde yapılan bir çalışmaya göre kışın daha kolay kilo alınmasının sebebi o aylarda güneş ışığından yoksun kalınmasıymış.

Peter Light başkanlığındaki araştırmacılar güneş ışınlarının cildin hemen altında yer alan beyaz yağ hücrelerine etkisini inceleyerek elde ettikleri sonuçları 11 Ocak 2018 tarihli The Journal of Scientific Reports isimli dergide yayınlamışlardı.

Cildin hemen altındaki bu yağ dokusu enerji deposu gibi olup ideal olanı yakılıp harcanmasıyken yeterince harcanmadığında şişmanlık, şeker hastalığı ve kalp damar hastalıklarına davetiye çıkarır.

Bilim adamları güneş ışığının yardımıyla cilt altındaki beyaz yağ hücrelerinin insülin üretmesini sağlamak üzere tip 1 şeker hastalarında genetik mühendislerinin de katıldığı bir çalışma yaptıkları sırada, cilt altına ulaşan güneş ışınlarının orada bulunan yağ hücrelerindeki yağın harcanıp azalmasını sağladığını rastlantı ile keşfetmişler.

Güneş ışığının biyolojik saatimizin doğru çalışmasını sağladığını, bu ritmin bozulması de ile kilo artışı ve birçok kronik hastalığa yakalanmanın kolaylaştığını hatırlarsak, bu yeni keşiften sonra güneş ışınları ile şişmanlık arasındaki bağlantının sanılandan daha kuvvetli olduğunu da kabul etmemiz gerekir.

Dr. Light, kuzey ülkelerindeki insanların sekiz ay süren kış boyunca kilo almalarının güneş ışığından mahrum kalmalarına bağlı olabileceğini öne sürmekte.

Elde edilen tüm verilere rağmen güneş ışığını bir zayıflama aracı olarak önermek mümkün değildir. Yararlı olacak güneş ışığının miktar ve süresi hakkında henüz bir çalışma yoktur. Üstelik güneş ışığından mahrum kalmadıkları halde git gide şişmanlayan bir neslin varlığı bu konuyu biraz tartışmalı hale getirmekte.

Belli ki güneş ışığının kilo kaybına yardımcı olup olmamasında etkili olan ama henüz tam anlaşılamamış bazı etkenlerin de ortaya çıkarılması için daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç var.

“Gün eksilmesin penceremden” diye bitirmiş şiirlerinden birini Cahit Sıtkı Tarancı...Sizin de gün eksilmesin pencerenizden...

Sağlıklı ve mutlu kalmanız dileğiyle.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Pencere Saksısı 4 ay önce

Her zaman şurada yayınlanan bir makalede, şurada yapılan bir çalışmada gösterilmiş ile başlayan yazıların, çevirilerinden öteye gidemeyen Türk Tıp yazılarımdan bir gün sıkılmış ve insanlar sormuş? Ey beni Türk hekimlerine emanet ediniz sesi ile birgün sizde bir çalışma yapınız ve Google dan çeviriyi bırakıp, kopyalamaktan öteye geçiniz! Diye ?...

Misafir Avatar
CEMAL NURİ GÜRBÜZ 4 ay önce @Pencere Saksısı

Üniversitelerimiz elbette bilimsel çalışmalara daha fazla katkı yapmalı. Bu düşüncenize tamamen katılıyorum. Halen Üniversitede olmadığım için bu fikrinizin muhatabı değilim. Fakat bir de şu var. Bilim evrenseldir. Dünya üzerinde yapılmış olan çalışmalardan, ortaya çıkan bilimsel sonuçlardan haberdar olmak da gerekir. Hekim olmayan pek çok kişinin internet ortamında yarattığı bilgi kirliliği bir yanda, özel yaşamımdaki özel zamanlardan kısıntı yaparak topluma yapmış olduğum karşılıksız hizmet bir yanda. Üstelik bu makaleleri yüzlerce hekim arkadaşım da takip ediyor ve paylaşıyor. Teşekkürler ve dualar alıyorum bu hizmetim nedeniyle. Sözlerimi sevgili peygamberimizin şu hadisiyle bitirmek istiyorum : '' İlim Çin'de bile olsa gidip alınız.''

Beğenmedim! (0)

banner234

banner246