banner263

-Aman Allahım kalp krizi geçiriyor; biri 112 yi arasın hemen !

-Alo 112 mi? Babam merdivenlerden düştü yetişin !

-Yaranlanmalı bir kaza oldu adresi veriyorum hemen gelin !

-Nerde kaldı bu ambulans ?

-Bilinen yere acil ambulans…

Ve daha nice yardım çığlıkları.

Elbette biliyorsunuz da,ben yinede kuruluş amacı, aranması halinde en kısa sürede hastaya ulaşmak ve hastayı en yakın, uygun tedavi merkezine ulaştırmak olan 112 acil çağrı hattı ile ilgili bir hatırlatma yazısı yazmak istedim bu gün. (Yazı biraz uzun oldu ama konu da kısacık değil ki.)

Her ne kadar görev tanımlarında ‘’aranması halinde en kısa sürede hastaya ulaşmak ve hastayı en yakın, uygun tedavi merkezine ulaştırmak’’ deniliyorsa da bence bu tanım eksik.

Ambulans ekibinin işi sadece hastayı hastaneye yetiştirmekle sınırlı değil çünkü.

Sayısız  vakada olduğu gibi ilk müdahaleyi yapıp riski hafifleterek yani hastayı yaşatarak hastaneye yetiştirmek.

Bunu bendenizle  iki kez başardılar…

Onlar Koronavirüsün hepimizi bir şekilde esir aldığı bu ağır günlerde de gönüllü profesyonelliğin manifestosunu yazmaya devam ediyorlar.

112 Ekiplerine gönüllü profesyoneller dememin nedeni şu;

Meslekler her ne kadar profesyonellik gerektirirlerse de bu profesyonellik  amatör bir ruhla beslenmez ise sıradanlaşır ve zamanla angarya halini alır. Bu da yapılan her ne ise onun kalitesini sömürmeye başlar.

Burada bir soru sorup devam edeyim;

Siz hiç işini yasak savmak için size-hastanıza yalap şap ilgi gösteren bir 112 personeline rastladınız mı?

Yanıtlarken lütfen onların ağır çalışma koşullarını da göz önüne alınız ama.

Yandım Allah dediğimiz her koşulda bir an önce yetişmesini istediğimiz ve her defasında da yetişen 112 acil yardım ambulans ekiplerinde en az üç personelden oluşan bir ekip görev yapıyor.

 Ekipte en az bir hekim veya bir paramedik veya Sağlık Bakanlığınca belirlenmiş modül eğitimlerini tamamlamış bir acil tıp teknisyeni ile diğer bir sağlık personeli ve bir Sürücü bulunuyor.

Kısacası çağırdınızda gelen sadece bir ambulans değil; mikro bir acil servis taşınıyor o aracın lastikleri üzerinde.

Sağlık görevlileri tabi ki çok çok önemliler ama son görevliye yani aralarında kadınların da olduğu ki bunu büyük bir gururla yazıyorum; ambulans sürücülerine de  ayrı bir parantez açmak gerekiyor bence.

O kocaman araçları ve hassas durumda ki yolcularını öylesine bir çeviklik ve gözü karalıkla yetiştiriyorlar ki hastanelere trafikte onların ustalıklarına hayran olmamak elde değil.

Ve bunu kent trafiğinde bize rağmen başarıyorlar ya pes doğrusu.

Ben hepsinin müdahil oldukları olayların isimsiz kahramanları olduklarını düşünüyorum.

İçinden geçtiğimiz bu olağan üstü dönem de o kahramanlara daha bir duyarlıkla destek vermemiz gerekiyor.

Buna da en azından yan yattı çamura battı mealinden saçma sapan sorularla 112 servisinin telefonlarını gereksiz yere meşgul etmemekle başlayabiliriz.

Bu konuyu ayrıntı olarak görmeyiniz; kurumun yetkililerinin sıkıntılarınız nedir sorusuna verdikleri ilk üç yanıttan biri gece gündüz mütemadiyen bu saçma salak aramalara muhatap olmaları.

Gösterebileceğimiz bir diğer duyarlılıkta hangi durumlarda 112 acil servise baş vurmamız gerektiğinin bilincine varmamız.

Yani Alo 112 demenin de bir prosedürü olduğunu bilmemiz.

Onlar da şunlarmış;

Pandemi ile ilgili yardım çağrısını aşağıda yazacağım paragrafların üstüne iğneliyorum tabi;

Acil yardımı,Göğüs ağrısı / Nefes alma güçlüğü/Bilinç Kaybı/Ciddi kan kaybı /Ciddi yanıklar/Zehirlenme/ Nefes borusu tıkanıklığı / Nöbet geçirme ( Havale, sara krizi)/Suda boğulma /Yaralı trafik kazası/Yüksekten düşme/Ateşli silah yaralanması/Koma ve benzeri durumlar da yani Azrail in ihtisas alanı dahilinde ki konularda aramak gerekiyormuş.

Sevgilinin kalpte açtığı yarayı tedavi için zamanı aramak gerekiyormuş ki,onun da acili hiç olmaz.İşi daima ağırdan alır.(Espiri değil;sevgilisi kendisini terk ettiği için bunalıma giripte teselli bulmaya çalışanlar var 112 yi arayanlar arasında )

112 yi ararken de yetişiiin,koşuuuunn,gidiyor adaaaam diye bağırıp çığırmanın da hasta lehine pek bir faydası da yokmuş.

112 personelini  aldığı duyuma göre en etkin yardımı ulaştırabilmek için arayanların bulundukları yerin açık adresine,Hastanın yaşına, cinsiyetine ve daha önceki hastalıkları hakkında bilgiye,Hastanın bilincinin yerinde olup olmadığına, nefes alıp almadığına, kanaması ya da göğüs ağrısı olup olmadığına,Yaranın yerine ve nasıl meydana geldiğine dair verilere gereksinimi varmış.

Şimdi;’kardeşim o esnada insanın aklına mı gelir bunları saymak’ denilebilirse de tecrübeyle sabittir ki, telefonun diğer ucunda ki personel bu soruları her defasında soruyor.

İhbarı yapanın olabildiğince soğuk kanlı kalıp 112 personelini doğru bilgilendirmesi belki de hasta için yapabileceği en güçlü yardım olabiliyormuş.

Ambulans çağırıldı…

Bizim 112 bu konuda Dünya ortalamasının üzerinde bir sürate sahip olsa da,sağlık ekibi gelene kadar makul bir süre geçecektir elbet.

Peki,bu ara da hasta yakınına ya da yanındakine ne işler düşüyormuş ?

O da şöyleymiş;

Sokaktaysa, ambulans ulaşana kadar hastanın yanında kalmalıymış.

Hastanın durumunda değişiklik olursa 112’yi tekrar aramalıymış.

Hastanın yeri değişirse de  112’yi tekrar aramalıymış.

Evden veya işyerinden arıyorsak, ambulans ekibine yol göstermek için çevredeki insanlardan yardım istemeliymiş.

Evcil hayvanımız varsa bir yere kilitlemeli ya da bağlamalıymış.

Hastanın aile hekimine ait bilgileri ve kullandığı ilaçları yanımıza almalıymış.

Hastanın alerjisi varsa sağlık ekibine mutlaka belirtmeliymiş.

Hastanın tedavisine müdahale etmemeliymiş.

Sağlık ekibinden gelen taleplere yardımcı olmalıymış.

Ve en mühimi Sakin olup,sakin kalmalıymış.

Şunu da eklemek gerekiyor ki; 112 ekipleri zaman zaman hasta yakınlarının şiddetlerine de maruz kalıyorlar.

O yüzden bu rezaleti önleyecek tedbirleri içeren yasanın da bir an önce çıkması gerekiyor.

***

Bu gün babamın ebediyete intikalinin 22. ayı.

Hastalık sürecini ve bu süreçte yaşadıklarımı düşünürken, aklıma 112 nin o ağır günlerde bizi nasıl aslanlar gibi hastanelere yetiştirdikleri geldi.

Şu anda da sirenleri ile trafiği yara gidiyorlar, duyuyorum seslerini.Ne mesaileri bitiyor ne nöbetleri.

İstedim ki buradan bir selam vereyim o güzel yürekli insanlara.

Ne zaman ve ne koşulda olacağını bilmiyorum ama bir gün benim içinde çalacak sirenleri.

Biliyorum ki,son yolculuğuma onlarla çıkacağım;

Dedim ki;

Onları anlatan çok yazmışlığım oldu .

Hani varsa

Hakkımı şimdiden helal edeyim.

Helali hoş olsun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254