banner262

Dünyanın bazı devletlerinin petrol uğruna bataklık haline getirmeye çabaladıkları Suriye’nin İdlib kentinde askerlerimizin kahpece şehit edilmesi ve ülkemizin de göçmen ve mültecilere karşı “istedikleri yere gitsinler!” düşüncesiyle sınır kapılarını açması, Avrupa devletlerini tedirgin etti.

Amerika, Rusya devlet başkanları olmak üzere, özellikle Yunanistan ve Bulgaristan yöneticileri ve göç tehdidi yaşadığını düşünen Almanya, bu duruma büyük tepki gösterdi. Askerlerimizin şehit edilmesi olaylarını kınamayıp, başsağlığı dileğinde bile bulunmayan Avrupa ülkelerinin, sınır kapılarının açılıp, mültecilerin Avrupa’ya ulaşma adına bu kapılara yığılmasıyla birlikte panik yaşıyor.

Nedeni; Suriyeliler ve kaçak göçmenler, mülteciler, sığınmacılar bizim ülkemize gelirse, biz ne yaparız? Sorusuna bir türlü cevap bulamayışları.

Yazıktır, kardeşim yazıktır.

Türkiye, senelerdir, Suriye’deki iç savaş başlayacağı sinyalleri alındığı günden bu yana milyonlarca insana ev sahipliği yapıyor. Başka ülkeler, sırtlarını duvara dayanıp, kendilerini güvene aldıktan sonra Türkiye’ye bir parmak bal verircesine, “siz sınırları kapatın, göçmenleri ülkenizde tutun bizlerde yardım edelim…” diyerek sözde ülkemizde işbirliği yapıyormuş gibi görünüp, arkadan sırtımızdan hançerleyen ülkeler bunlar. Hani, dostumuzu, düşmanımızı, kan kardeşimizi ve din kardeşlerimizi iyi tanımamız ve dünya kamuoyuna yansıyan çıkar çatışmalarını daha iyi anlamamız açısından önemli olaylar bunlar. Şimdi, göçmenlerle ilgili olarak Türkiye’ye verdikleri sözleri tekrar hatırlayanlar ve zamanında tutmayıp yerine getirmeyenler düşünsünler,

İdlib’de yüreğimizi yakan, ülkemizi yasa boğan, ailelerin ocaklarına ateş düşüren özde rejim güçlerinin hain pususu ve saldırısı haberi gelmeden önce Bursa’da, Üniversite camiasında göç sorunu enine boyuna tartışıldı.

Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü ev sahipliğinde ‘Göç Yönetimi: Türkiye’nin Yaklaşımı ve Avrupa Birliği İlişkilerine Etkileri’ konulu bir panel gerçekleştirildi. Panelin Avrupa Birliği düzeyinde uluslar arası katılımları sağlandı.

Panelden çıkan sonuç ise, “göç sorunu sadece Türkiye’nin sorunu değil. Bütün dünya bu konuya el atmalı. Çözüm için ortak formül üretilmeli.”

European Neighborhood Council, İktisadi Kalkınma Vakfı, Friedrich Naumann Vakfı ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu tarafından düzenlenen panele BUÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derda Küçüklap, Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Tayyar Arı, European Neighborhood Council Direktörü Samuel Doveri Vesterbye, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Prof. Dr. Tayyar Arı; “Avrupa Birliği taahhütlerini yerine getirmiyor. Vize serbestliği sözü halen yerine getirilmedi. Avrupa’ya yapılan göç büyük ölçüde engellendi. Bu konuda Avrupa’yı rahatlattık. Ancak bunun karşılığında fonlar kısıtlı gelmeye devam ediyor. 2016 Mart ayında bir göçmen takası anlaşması da yapıldı. Burada yine vize serbestliği, ikinci bir 3 milyar Euro yardım vaadi var ve müzakere sürecinin önü açılacak maddeleri koyuldu. Ancak yine hiçbir vaat yerine getirilmedi” diye konuştu.

Birde, “biz göçmenlere yardım ettik” diye açıklama yapan Avrupa ülkelerine verilen yardım cevabı da ilginç detayları içerdi: Yardım paralarının doğrudan hükümete değil, sivil toplum kuruluşlarına verildiğine işaret eden Prof. Dr. Tayyar Arı; “Desteği alan sivil toplum kuruluşlarının da sadece yüzde yirmilik dilimi Türk sivil toplum kuruluşları, diğerleri yabancı kuruluşlar. Her türlü harcamayı ve yatırımı Türk hükümeti yapıyor, fakat desteklerin çoğu yabancı menşeli sivil toplum kuruluşlarına yapılıyor. Burada bir sorun var” sözleri, Avrupa ülkelerinin açıklamalarına verilen en iyi cevap bana göre.

Dekan Prof. Dr. Derda Küçükalp  “ülke olarak, bu ahlaki sınavdan başarıyla geçtiğimizi düşünüyorum. Bundan 100 sene sonra dönüp tarihe bakıldığında, bu ülkede yaşayanlar büyük bir sınavı ahlaki anlamda geçmiş olmanın gururunu yaşayacaklar. Bu işin ekonomisinin fazla bir önemi yok. Biz bu insanları misafir etmekten mutluluk duyuyoruz. Bu iş gerçekten bir ahlak meselesidir. Özellikle Avrupa Birliği, Türkiye’deki temel insan hak ve hürriyetler konusunda konuştukları konuları bir kenara bırakarak, kendi tavırlarını sorgulamaları gerekiyor. Böyle bir mesele konusunda nasıl bir tutum takındıklarını incelemeleri gerekiyor. Avrupa ülkeleri referandumlarla sınırlarından içeri savaştan kaçmış insanları almıyorlar. Bunlar ise demokrasi insan hakları konusunda en ileride gördüğümüz ülkeler olarak gösteriliyor”

Evet, bizlere dünyanın en iyi demokratik ülkeleri olarak tanıtılan, tanıtılmaya çalışılan, ülkemizdeki bazı siyasi yapılar tarafından da hayranlıkla izlenilen bu ülkelerin nasıl iki yüzlü oldukları, Küçükalp Hocamızın bu sözleriyle bir kez daha gözler önüne serildi.

İşin ilginç yanı ise, ülkemizde başta Suriyeliler olmak üzere yaşanılan insanı dram, kendi insanlarımız işsiz kalması, ekonominin olumsuz etkilenmesi, en azından ev kiralarının bile bu göçmen ve mülteciler yüzünden pahalılanıp zamlanması başlı başına kriz çıkmasına yol açıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254