Alın size bir müsamere sorusu…

Saatlerce tartışsanız bunun ortasını bulamazsınız.

Biri der ki:

“Okumadan gezen, gezeceği yeri nerden bilir?”

Öteki de der ki:

“Okumakla her şey bilinmez; o nedenle gezmek en eğlenceli öğrenme metodudur!..”

Benim düşüncem ise şudur:

“İkisini birbirinden ayırmamak gerekir, çünkü ikisi de birbirinin kankasıdır!..”

                                                      ***

10 yıldır Nilüfer’de yaşıyorum.

Çok öncesinden de, yani Ziya Güney’in buraya ilk belediye başkanı olduğu günden beri de katıldığım her tanıtım ve basın toplantısından ilçe ile ilgili önemli bilgiler elde ettim.

Tanıtılan cicili bicili broşür ya da kitaplarından, sunulan albenili fotoğraflarından Nilüfer’i tanımaya çalıştım.

Ancak!..

Hafta sonunda öyle bir şey daha öğrendim ki!..

Bursa’nın çağdaş yüzü olarak kafamıza kazıdığımız Nilüfer’i okumak, görsellere bakarak bilgiler edinmek, bir yere kadarmış.

Bir de “gezerek görmek” denilen kavramı, o “okumak” denen kavrama eklemek çok önemliymiş.

                                                    ***

Kim ne derse desin!..

Bizzat içinde yaşadığım halde Nilüfer’i ancak derinlemesine “gezerek tanımak” gerekiyormuş.

Hafta sonunda bu ilçenin 19 yıllık Belediye Başkanı Mustafa Bozbey; “Okumak mı, gezmek mi?” sorusuna işte bu yöntemle yanıt vermeye çalıştı.

Gazetecilere, nüfusu şu anda 425 bine ulaşan, 10- 15 yıl içinde 1 milyon olması planlanan Nilüfer’i gezdirdi.

Bir “turizm rehberi” gibi elinden hiç düşürmediği mikrofonu ile Nilüfer’i sokak sokak;  yapı yapı anlattı.

“Son 4 yılda çok şey değişti; ama 19 yıla baktığımızda Nilüfer Bursa’nın merkezi oldu!..” dedi.

Ekledi:

“1999 yılından bu yana, Nilüferde 5 kültürevi, 5 kütüphane, 13 spor merkezi, 63 halı saha, 149 km bisiklet yolu, 26 km koşu ve yürüyüş yolu, 261 park yaptık!..”

Sonra!..

Gerçekleştirilen yatırımları yanlarından geçerken gösterdi.

                                                   ***

Madem “yatırım” dedik; oradan devam edelim.

Bozbey’in daha önceki bilgilendirmelerinden biliyoruz.

Başkan’ın kafasında özellikle iki yatırım hep ön plandaydı ve hayaliydi.

Bunları her toplantısında üzerine basa basa vurguluyordu.

Biri!..

Bursaspor’a şampiyonluk kazandıran Başkan İbrahim Yazıcı adına bir stadyum inşa etmek…

Diğeri de!..

81 ilin yaşayan binalarını “Barış Projesi” adı altında bir “arastada” buluşturmak…

Bu basın turu sayesinde bu iki önemli projeyi de yakından tanıma fırsatını bulduk.

Beşevler’deki İbrahim Yazıcı Stadyumu bitmişti.

Gezdik; o mükemmel çim zemine bastık.

..Ve şahit olduk ki!..

Bozbey’in de dediği gibi; orayı “bir stadyum olarak görmemek” gerekiyordu.

Konaklama üniteleri, çalışma ve toplantı salonlarıyla kapsamlı bir tesisti.

Yazıcı’nın ölüm yıldönümü olan 7 Mayıs’ta açılışa hazırdı.

                                                  ***

Gezinin son durağı “Anadolu Arastası”ydı.

Orası da Başkan’a göre; aslında bir “Türkiye Projesi” idi..

İnşaatlarda belirli bir noktaya gelinmişti.

Belediye’nin “maliyet açısından bu en büyük projesi” tamamlandığında göz kamaştıracak.

..Ve Bursa’ya gelenler Hanlar Bölgesi’nin yanı sıra, burasını ziyaret etmeyi düşüneceklerdi.

Başkan’ın bu “en büyük hayalinin” gerçekleşmesi dileği ile…

  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234