Bu haber kez okundu.

Yalçın: “Yeni bir paradigma oluşturma derdindeyiz”
Ulaştırma Memur-Sen Başkanlar Kurulunda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın,“Uluslararası paydaşlarla mücadelemizi, birikimimizi, daha geniş alanlara yaymanın zamanı geldi. Emeğe dair, ücretlendirmeye dair, kendi medeniyet kodlarımızdan hareketle yeni bir paradigma oluşturma derdindeyiz. Rekabet yerine paylaşmayı, bencillik duvarını aşıp cömertliği hâkim kılmayı ana düstur yapıp, bu sistemi değiştirebiliriz” dedi.
Memur-Sen Konfederasyonuna bağlı Ulaştırma Memur-Sen Başkanlar Kurulu Antalya’da yapıldı. Toplantıya, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Ulaştırma Memur-Sen Genel Başkanı Can Cankesen, Ulaştırma Memur-Sen Yönetimi ve üyeler katıldı. Toplantıda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın, önemli açıklamalarda bulundu.
Suriye’de devam eden iç savaşta insanlığın yok edildiğini belirten Ali Yalçın, “Acımasız ve gaddar bir savaş yaşanıyor. Emperyalistler Musul üzerinden yeni talan siyasetini hayata geçirmek için bölgemizde uzun yıllara yayılacak çatışma alanları oluşturmak için sinsi bir strateji yürütüyorlar. Terör örgütlerini kendilerine müttefik yapan emperyalist ülkeler, geçen yüzyıl belirledikleri sınırlar içinde bir kere daha ameliyat yaparak, Türkiye’nin İslam dünyasıyla bağını koparmak istiyorlar. Bölgenin toplumsal dokusuyla oynamaya yeni gettolar oluşturmaya hevesleniyorlar. Yarım yüzyıldır etnik merkezli çatışmaların ateşini harladılar. Biliyorlar ki Müslümanlar ayrışırsa, birbirleriyle kapışırlarsa, işgalleri de, sömürmeleri de, yok etmeleri de daha kolay olacak. Türkiye devleti ve milletiyle bu sinsi oyunu gördü ve bozmak için sahaya indi. Çünkü Musul kilit taşıdır. Çünkü Suriye, bizim bir parçamız da. Ne yazık ki bölgemizdeki bazı ülkeler bu tezgâha düştüler bu oyuna teşne oldular. Bunun adı bir akıl tutulmasıdır. İdrak ve izan yoksunluğudur. Çünkü emperyalizmin hedefi tüm bölge halkları, tüm bölge devletleridir” diye konuştu.
“Umutsuzluğa kapılmayalım”
İslam coğrafyasının içinde bulunduğu durum için asla umutsuzluğa yer verilmemesi gerektiğini belirten Yalçın, “Rabbimiz aziz kitabında ‘Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah, onu bilir).’ buyuruyor. Onun için bizim kitabımızda, inancımızda umutsuzluğa yer yok. Hayatımızda da olmamalı. Biz şu anki tavrımızı sürdürür, akıl ve idrakimizi kullanırsak, müstebit istilacı yenilgiyi tadacak, seferimiz zaferle taçlanacaktır. Biz tarih boyunca kaç büyük felaket atlattık. Kaç kıtadan kurtulduk. İnşallah bunu da atlatacağız. Ama bunun ön şartı çok çalışmak. Biz elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız. Medeniyet bilincimizden hareketle, bu köhne ve kalleş düzenin dünyaya hâkim olmasını engel olmayı varlık sebebimiz olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.
“Milletimiz dünyaya net mesaj verdi”
15 Temmuz hain darbe girişiminin önlenmesiyle Türkiye’nin dünyaya önemli bir mesaj verdiğinin altını çizen Yalçın, şunları kaydetti:
“Türkiye, milleti ve devletiyle dedi ki; ‘Biz varız. Biz var olduğumuz müddetçe de Allah’ın izniyle oyunlarınız tutmayacak.’ Bu söz, kadınından erkeğine, yaşlısından gencine topyekûn bir milletin derinlerde sakladığı imanının ifadesiydi. Karşımızdakiler de en çok bundan korkuyorlar. Bizim öncülüğümüzün onların ve düzenlerinin sonu olacağını çok iyi biliyorlar. Şimdilerde bazıları eski alışkanlıklarına geri dönerek bu şuuru meydana getiren imanın üzerini örtme telaşı içine girdiler. Ama başaramayacaklar. 15 Temmuz imanımızla bezenen bir fikirdir. 15 Temmuz’da darbeyi bitiren, darbecileri dize getiren milletin iman taarruzudur. Bu fikir, bütün dünya mazlumlarına umut, yeni bir dünyanın mümkün olduğunu muştulayan kutlu nefestir. 15 Temmuz’da sokaklara çıkanlar, elleriyle ateşi söndürenler, hesaplaşma peşinde olanların hesabını bozarak, geçmişten geleceği bir köprü olmuşlardır. 15 Temmuz, tarihin bu topraklara ve bu toprakların insanlarına yüklediği idraki yeniden sahneye çıkarmıştır. Yeter ki biz bu bilinci hep canlı tutarak, istikameti bozmadan, heyecanı kaybetmeden soylu mücadelede kararlı olalım. Yeter ki, o gün şehit olanların bize yüklediği sorumluluğu doğru bir şekilde anlayıp, önce kendi medeniyet havzamızda, sonra bütün dünyada kendi değerlerimizle, yeni arayışların kapılarını aralayalım. Memur-Sen, nasıl ki 15 Temmuz’un ilk saatlerinden itibaren bu bilinç ve inançla sokaklara döküldüyse, aynı inanç ve şuurla yoluna devam edecektir.”
“Filistin davasını canlı tutmalıyız”
Memur-Sen’in gerçekleştirdiği uluslararası programlara dikkat çeken Yalçın, “Ekim ayı içinde öncülük ettiğimiz ve bir hafta süren iki uluslararası toplantı, ulusaldan evrensele doğru bilinçli yürüyüşümüzün kararlı adımlarıydı. Hamdolsun, ilk olmasına rağmen, bu toplantıları yüzümüzün akıyla gerçekleştirdik. Her iki toplantıda beş yüze yakın yerli ve yabancı misafir ağırladık. Yabancı derken, bize değil beşer tarafımıza yabancılıktan bahsediyorum. İnsan tarafımızla, insana bakan yüzümüzle yabancılık mümkün değil. O anlamda bir misafir ağırlamadan değil, hasretle kucaklaşmadan bahsetmek gerekiyor. Dediğim gibi bu bir ilkti bizim için. İlk bakışta nicelik faktörü ağır basmış gibi görünse de her iki sempozyumda alınan kararlar da nitelik bakımından ne kadar derin bir birikime sahip olduğumuzu gösterdi. Ben şimdi kısaca bu toplantıların içeriğinden bahsetmek istiyorum. İlk toplantıyı ‘Kudüs için hep birlikte’ başlığı altında gerçekleştirdik. Filistin ve Kudüs’te yaşananların masaya yatırıldığı, olanın ve olması gerekenin tartışıldığı oturumların düzenlendiği toplantıda önemli kararlar aldık. İnşallah uygulama noktasında da kararlıyız. Özellikle sorunu kavramsallaştırma bakımında bir önerimiz oldu. Onu da burada bir kere daha tekrarlamak isterim. Filistin topraklarında, yaşanan Filistin sorunu değil, bir Siyonist İsrail sorunudur. Çünkü bir ülke işgal ediliyor, işgale maruz kalanlar sorunla yan yana anılıyor. Bu emperyalizmin bir kurmacasıdır. İşte biz bu kurmacayı tepetaklak ediyoruz. Sorunu doğru teşhis ettikten sonra gerisi kolaydır zaten. Onun için tekraren diyoruz ki ‘Filistin topraklarında bir Siyonist İsrail sorunu vardır!’ Ve biz bu sorunu hep birlikte çözeceğiz. İşgalden arınmış Filistin, zulümden kurtulmuş Filistinliler sonucunu hep birlikte üreteceğiz. Kendi kurumsal sitemizde bu konuyla ilgili daha geniş bilgi alınabilir” açıklamalarında bulundu.
“Uluslararası sendikacılığa yeni boyut kazandırıyoruz”
SESRİK’le birlikte gerçekleştirilen “İslam Dünyasında Sendikacılık” başlıklı uluslararası sempozyumla birlikte İslam dünyasında var olan potansiyelin harekete geçirildiğini dile getiren Yalçın, “Bu organizasyonumuza 58 ülkeden 100’ün üzerinde katılımcıyı misafir ettik. Amacımız kendi medeniyet havzamızdaki potansiyeli kuvveden fiile dökmenin yollarını aramaktı. Üç gün süren sempozyumda gördük ki, sanılanın üzerinde bir potansiyelimiz var. Ve bu potansiyeli fiiliyata geçirmek için büyük istek de var. Bu anlamda sadece iki örneği sizinle paylaşmak isterim. Mesela Sudan’dan gelen Yusuf Ali Abdulkerim’in entelektüel birikimi ile Afrika Sendikalar Birliği başkanı Cezayirli Aresk Meshud’un sendikal eylem pratikleri gerçekten umut verici nitelikteydi. Onlar sayesinde gördük ki medeniyet havzamızda bu birikimin ürettiği büyük potansiyel var. Bu öyle bir potansiyel ki bugün batı merkezci düşünceye karşı bir alternatif oluşturacak nitelikte. Eğer biz bu potansiyeli doğru politikalarla harekete geçirebilirsek, emperyalizmi de, onun yeni tahakküm araçlarını da hep birlikte alt edebiliriz” dedi.
“Dünyaya açılmayı sürdüreceğiz”
Memur-Sen olarak, uluslararası programların sayısını artıracaklarını işaret eden Yalçın, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Bu yönde adımlar atmaya kararlıyız. Uluslararası paydaşlarla mücadelemizi, birikimimizi, daha geniş alanlara yaymanın zamanı geldi. Emeğe dair, ücretlendirmeye dair, kendi medeniyet kodlarımızdan hareketle yeni bir paradigma oluşturma derdindeyiz. Rekabet yerine paylaşmayı, bencillik duvarını aşıp cömertliği hakim kılmayı ana düstur yapıp, bu sistemi değiştirebiliriz. Bu ilkelerle birlikte bizim doğrumuz bizde kalmamalı diyerek, kendi medeniyetimizden süzülmüş doğruları, bütün insanlığa sunabiliriz. Çünkü Bu köhne dünya sistemine karşı, küresel çapta etki yapacak yeni bir söze ihtiyacımız var. Ve bu sözün sahibi bizleriz. O sözleri kuracak, eyleme dönüştürecek, birlikte hayata geçirecek kararlık da bizde var, Türkiye’de var, bu salonda var”.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.