Bu haber kez okundu.

Tekirdağ’da diyaliz hastalarına Hepatit C virüsünün bulaştığı iddiası
Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, Tekirdağ’ın Kapaklı ilçesinde Türk Böbrek Vakfı’na ait bir diyaliz merkezinde 18 hastada Hepatit C virüsü tespit edildiği iddiasıyla ilgili basın açıklaması yaptı. Erk, konuyu araştırdıklarını ifade ederken, Nefroloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Bilal Görçin de "Hastalığın diyaliz makinesinden bulaşması mümkün değil" dedi.
Tekirdağ’ın Kapaklı ilçesinde Türk Böbrek Vakfına bağlı bir diyaliz merkezinde tedavi gören 103 hastadan 18’inde Hepatit C virüsü bulaştığının iddia edilmesi üzerine diyaliz merkezi hasta kabulünü durdurdu. Özel diyaliz merkezindeki bazı hastaların karaciğer enzimlerinde yükselme olduğunun bildirilmesi üzerine İl Sağlık Müdürlüğünce inceleme komisyonu oluşturuldu. Komisyonun, virüsün bulaşma nedeninin tespitine ilişkin incelemelerini sürdürdüğü öğrenilirken Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, diyaliz merkezine gelerek açıklama yaptı.
Sağlık Bakanlığına başvurduklarını söyleyen Timur Erk, "Biz iki hastayla başlayan süreçte, Haziran ayında birden kuluçka dönemi olan süreç içerisinde dört hastaya çıkınca bu konu bizi aşıyor, Hepatit C virüsü taşıyan hastalar artıyor diyerek bize uygun bir etik düşünce ile Sağlık Bakanlığı’na başvurduk. Komisyon kuruldu, komisyon inceleme yaptı ve aldığı karar yeni hasta alınmayacak, 6 aylık bir süre verilecek ve kök nedeni bulunacak. Kök nedeni bulunması bizim kendi talebimiz. Biz diyoruz ki bu nasıl oldu? Birkaç günde mi bir günde mi, kim bulaştırdı nasıl bulaştırdı. Acaba başka bir neden mi var? Dışarıdan bir müdahale mi var? Hiç bilmiyoruz. Diyoruz ki dışarıdan bir hasta aldı da ama onun da hastalara bulaşmasının imkanı yok. Şu anda durma aşamasına geldi. Dört hasta geri dönüm var bir hasta ilave var şu anda üç aylık süre hemen hemen bitmek üzere inşallah bu işin üstesinden kalkarız diyoruz. Bunun için de beklentimiz bir çağrı yapayım şuanda mevcut komisyondaki uzmanlara ilaveten yurtdışından ve yurtiçinden enfeksiyon uzmanları gelip kök nedenin bulunmasına hem kurulan komisyona hem de Türk Böbrek Vakfına yardımcı olurlarsa çok memnun oluruz. 30 seneden beri bu vakıfın başkanlığını yapıyorum, başıma daha böyle bir konu gelmemişti. Türk Böbrek Vakfı hiçbir şekilde, hiçbir yerde negatif şekilde anılmamıştır" dedi.
"Tetkiklerde hastaların karaciğer enzimlerinin yükselmesinden biz uyandık"
Nefroloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Bilal Görçin de, hastalığın diyaliz makinesinden bulaşma ihtimalinin neredeyse imkansız olduğunu belirterek, "Bir hasta diyalize başlayacağı zaman, sıfırdan olsa veya bir başka yerden gelse, diyaliz merkezi o hasta için Hepatit B, Hepatit C ve AIDS için HİV bakmak zorundadır. Buna bakmadan hiçbir hasta diyaliz merkezinden içeri giremez. Bunu yapıyoruz ve bunun yanında ayda bir hastaların karaciğer enzimlerine bakıyoruz, her üç ayda bir hastalara negatif olsalar bile bir şey bulaşmış mı, etmiş mi diye düzenli bir şekilde bu hastalara, Hepatit B, Hepatit C ve HİV tetkikleri yapılır. Zaten bizim bu hastalığı tespit etmemiz de, aylık tetkiklerde hastaların karaciğer enzimlerinin yükselmesinden biz uyandık. Bu HCV’nin kısa bir özelliğini söylersek, bu bir virüs ve kesinlikle öpüşmekle, aynı kabı kullanmakla, aynı ortamda bulunmakla, dokunmakla kesinlikle bulaşmaz. İki bulaşma yolu var, birincisi kan yoluyla, yani Hepatit C’si pozitif bir kanın, negatif olan bir kana bulaşması lazım. Ya da cinsel yolla bulaşması lazım. Basit iğne batması yoluyla da bulaşması zor" diye konuştu.
"Diyaliz makinesinden bulaşması mümkün değil"
Yrd. Doç. Dr. Görçin, diyaliz ünitesinde kullanılan ürünlerin tek kullanımlık olduğunu belirterek, "Normal hijyenik şartlarla da bulaşmaz, buna rağmen biz 10 yıldır, hazır kitler kullanıyoruz hastalarımıza. Bir hastanındır bu, içinde gazlı bezi var, flasteli var, eldiveni var sadece o hastada kullanılır ve on yıldır kullanıyoruz. Bu hastalarda diyaliz makinesinden bulaşabilir diyorlar, mümkün değil, çünkü hastanın kanı hiçbir zaman makineyle temasa girmez. Hastanın kanını alan iğnelerimiz, getiren setlerimiz, temizleyen diyalizörümüz ve tekrar hastaya veren iğnelerimiz yani kanın bulaştığı her şey tek kullanımlıktır. Kullanılır atılır, hatta toplanması ve imha edilmesi de özel şekilde yapılır. İnanın gelin burada bir hastadan 17 hastaya bulaştırın size ödül veririm yani bu kadar zor bir şey. Sorunun ne zaman başladığını bilmiyoruz, çünkü her virüsün bir kuluçka dönemi var, bu nezle durumunda bir haftadır en fazla ama Hepatit C’de bu süre 30 gün ile 180 gün arasında değişebiliyor. Yani şuradaki hepimiz virüsü alırsak, kimimiz, bir ay sonra reaksiyon gösteririz, kimimiz 2 ay sonra, 3 ay, 4 ay sonra veya vucut bunu yener hiç göstermeyiz. Yani o 2 hasta 4 oldu sonra 17’ye çıktı diye bir şey diyemeyiz belki de hepsi aynı dönemde aldı hastalığı, bilmiyoruz, bunu bilecek kimse yok. Bir kan tahlili yapalım sen iki aylıksın sen 3 aylıksın diyemiyoruz. Hepatit C’de ilk baktığımız, anti HCV diye bir şey bakıyoruz bu Hepatit C’ye karşı vücudun oluşturduğu antikorları biz tespit ederek teşhisi koyuyoruz. Biz bunları görünce, HCV RNA denen bir tetkiklerini hem İstanbul’dan istedik hem Hıfzı Sıhha’ya gönderdik. Zaten baktık ki 2 hastadan 4 hastaya yükseldi hemen Sağlık Müdürlüğü’ne, üniversitelere ve üniversitelerden ekipler defalarca geldi, bizi çek edin dedik, işlerimiz burada, kullandığımız malzemeler burada. Geriye dönük bütün tetkiklerimiz burada, kamera kayıylarımız burada, buna hiç kimse, devlet bile bir sebep getiremiyor, gerçekten bilen yok, keşke bilen olsa" ifadelerini kullandı.
"Gereken her şey yapılmaktadır"
Ayrıca, diyaliz merkezinden yapılan yazılı açıklamada da, "Tüm süreçler, diyaliz merkezimiz ile birlikte T.C. Sağlık Bakanlığı ve Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğü kontrolü ve denetimindedir. Akut HCV(+) yayılımı konusunda Ankara Halk Sağlığı Müdürlüğü laboratuvarlarında Akut HCV(+)’li hastaların virüs genotiplemesi, sekans analizi yaptırılmaktadır. Bu hastaların dördünün değerlerinde düzelme olduğu görülmekte olup, doğrulama tahlillerine devam edilmektedir. Konu vakfımızın yetkililerince de kontrol ve takip edilmekte olup, daha sonra pozitifleşen bir hasta ile birlikte toplam 18 hastamızın tedavisi için hiçbir fedakarlıktan kaçınılmayarak gereken her şey yapılmaktadır. Yetkililerce HCV(+) yayılımı konusunda ‘kök neden’ tespit edilmesi halinde, vakfımızca gerekli işlemler ivedilikle gerçekleştirilecektir" denildi.
"Hastane yatışının Akut Hepatit C ile hiçbir ilgisi yoktur"
Açıklamanın devamında, diyaliz merkezinden bulaşan Hepatit C dolayısıyla yoğun bakımda bulunan bir çocuğun bulunduğu iddasi ile ilgili şu ifadeler kullanıldı:
"Akut Hepatit C virüsü bulaşması nedeniyle Tekirdağ Devlet Hastanesi’nde yoğun bakımda yattığı iddia edilen çocuk hastamız, aslında altı aylıkken yakalanmış olduğu ‘sistinozis’ isimli kalıtsal hastalıktan kaynaklanan komplikasyonlar nedeniyle enfeksiyon hastalıkları ara yoğun bakım servisinde bulunmaktadır. Hastane yatışının Akut Hepatit C ile hiçbir ilgisi yoktur."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.