Bu haber kez okundu.

(Özel Haber) Klonlu sığırlar eti ucuzlatacak
Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dölerme ve Suni Tohumlama Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Sağırkaya, Türkiye’deki et açığının etçil ırklarla boz ırkların melezlenmesi sayesinde süratle çözüme kavuşturulabileceğini söyledi.
Türkiye’de yükselen et fiyatları yalnızca tüketicilerin cüzdanlarını değil, besicileri ve et endüstrisini de olumsuz etkiliyor. Et fiyatlarındaki yükseliş ithalat ile çözülmeye çalışılırken, ülkemizde en ileri üreme biyo teknoloji yöntemi olan klonlamanın yaygınlaştırılması isteniyor. Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dölerme ve Suni Tohumlama Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Sağırkaya, “Yerli gen kaynaklarının korunması (TÜRKHAYGEN-I) ve Anadolu yerli sığır ırklarının klonlanması projeleri kapsamında sahadan hayvan toplama aşamasında boz sığırlarda yapılan hastalık taramasında hiçbir şeye rastlamadık. Türkiye’de yaygın olan tüberküloz vakası ile bile hiç karşılaşmadık. Boz ırklar, hastalıklara direnç açısından ve zor şartlara intibak açısından gerçekten önemli genlere sahip. Bunları bizim kullanmamız gerekiyor. Türkiye’nin et açığı ortadadır. Bu genleri etçil ırkların melezlenmesinde en hızlı yol olarak kullanabiliriz. Türkiye’nin mera şartlarına karşı bu ırkı kullanabiliriz. Çünkü Türkiye’nin mera şartlarına etçil ırklar uygun değil. Bu kombinasyonu kullanarak Türkiye’nin mera şartlarına uygun ve daha fazla verim alınabilecek ırklar ortaya çıkarmamız gerekiyor” dedi.
Sütçü ırklar etçi ırklarla tohumlanabilir
Sağırkaya, "Sonunda bakanlık tarafından kullanılmasının yolu açılan “kullanma melezlemesi” de bu alanda önemli katkı sağlayacak. Dünyada sütçü sığırlardan bu yolla et üretimi gerçekleştirilmektedir. Bu durumda damızlık değeri taşımayan holstein ve benzeri sütçü ırk inekler etçi ırklardan elde edilen spermalar ile tohumlanarak, doğan yavrular erkek dişi demeden et üretimi amacıyla besiye alınmakta. Ayrıca kullanılacak spermanın erkek ve dişi açısından seçimi mümkün olmaktadır. Erkek yavru verecek biçimde ayrıştırılmış sperma kullanılması da ayrıca elde edilecek et miktarını arttıracak. Kullanma melezlemesi ile tavuklardaki broiler yetiştiriciliği benzerlik göstermekte. Burada da melezleme (hibritleme) ile daha hızlı büyüyen melez azmanı yavrular elde edilmekte. Bu yöntemin kullanılmasında bilinçli olmak sütçü ırkların sürdürülebilirliği açısından önemli. Bunun dışında çekirdek etçi sürülerden sürekli biçimde elde edilecek etçi embriyoların yine damızlık değer taşımayan sütçü ineklerde nakledilmesi de et açığının azaltılmasına önemli katkı sağlayacak. Böylece yetiştirici açısından süt almadan yıl boyunca damızlık ineğin bakım masrafları ortadan kalkacak. Elde edilecek etçi yavrularda daha yüksek bedelle pazarlanabilecek ve et üretimi açısından sütçülere kıyasla daha fazla verim alınabilecek. Embriyo üretimi amacıyla da erkek yavru verecek biçimde ayrıştırılmış sperma kullanılması yine ilave katkı sağlayabilecek" diye konuştu.
Türkiye’deki et açığını çözmede klonlamanın kısa vadede tam çözüm olmadığını ifade eden Sağırkaya, “Ancak klonlama bu meselenin çözümüne yardımcı olacak. Türkiye’deki et açığı bugün yarın çözülecek bir mesele değil. Türkiye’de bazı şeyler eksik yapılıyor. Bunda bilim insanlarından bürokratlara kadar herkesin suçu var. Bizim orta vadede ve uzun vadede planlamalarımız olması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Hiç kimsenin dışarıdan daha ucuza ithal edelim yiyelim, üretmeye gerek yok diye düşünmemesi gerektiğini belirten Sağırkaya, “Öyle bir şey yaptığımız zaman, sıfırı tükettiğimizde bize kimse ucuza et vermez. Bunun şuurunda olmamız gerekiyor. Avrupa’daki inek sayısı 70 milyonu besleyecek kadar artmayacak ki. Oradaki fiyat her geçen gün yükselecek. Dolayısıyla kendi etimizi kendimizin üretmesi çok önemli. Bugün petrol olmadan yürürüz, koşarız, her şeyi yapabiliriz. Ama yiyecek olmadan hiç bir şey yapamayız. Dünya nüfusu hızla artarken, azalan hayvan sayısı ile bunları karşılamamız mümkün olmayacak. Biz o kadar zengin değiliz. Teknolojiyi de ürettiğimiz çok söylenemez. Ülke ekonomisini teknolojik üretim yaparak büyüttüğümüz zaman bile dışarıdan alıp yeme lüksümüz olmamalı. Zaten teknolojik alanda önde olan ülkelerin zirai ve hayvani üretimleri de daha yüksek oluyor” dedi.
GDO’nun zararlı olduğunu ispatlayan yok
ABD’de klonlanmış hayvanların yenmesine izin verildiğini hatırlatan Sağırkaya, “Ama klon olduğunu belirtmek zorundalar. Ben klon bir hayvanın etini diğer bir hayvanın etinden ayırt etmem. Ben rahatlıkla tüketebilirim. Ne kadar araştırırsanız araştırın, diğer hayvanlardan hiçbir farkı yoktur. GDO’nun zararlı olduğu konusunda herkesin bir fikri var. Zararlı olduğunu kim söyledi? ‘İşte birisinden duydum. Şurada okudum’ deniyor da, GDO’nun zararlı olduğunu ispatlamış tek bir çalışma yok. Gelecekte olacakmış. Öyle bir şey yok. Hayvanlar yıllardır GDO’lu yemlerle besleniyor. Hiçbir sıkıntıları yok. Her alanda bilimsel gelişimlere açık olmamız gerekiyor” diye konuştu.
Klonlama teknolojinin rutinde yüzlerce binlerce hayvan üretecek bir uygulama olmadığını anlatan Sağırkaya, şunları söyledi:
“Çok üstün özellikleri olan hayvanlarda bunları gerçekleştirebiliriz. Örnek verecek olursak, Türkiye’ye sperması ithal edilerek satılan bir boğanın öldükten sonra klonunu ürettiler ve klonunun sperması bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de kullanıldı. Klonlama bugünkü teknolojik şartlarda, bunun gibi gerçekten üstün özellikli hayvanların çoğaltılması maksadıyla uygulanabilir”.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner192