Bu haber kez okundu.

Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı’ndan başkanlık sistemi yorumu
Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Recep Bozlağan, başkanlık sisteminin Türkiye’de siyasi, toplumsal ve ekonomik istikrarı sürekli hale getireceğini söyledi. Bozlağan, başkanlık sistemi ile birlikte 2023 ve 2071 hedeflerinin yakalanmasının kolaylaşacağını dile getirdi.
Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı ve “Türk Tipi Başkanlık” kitabının yazarı Prof. Dr. Recep Bozlağan başkanlık sistemi tartışmalarının geçmişi, muhalefetin sisteme yönelik eleştirileri, Türk tipi-ABD tipi modelleri, sistemin Türkiye’ye sağlayacağı kazançları, bununla birlikte sistemin uygulamaya geçmesi ile birlikte siyasi konjonktür de oluşabilecek değişimleri konuştu.
Türkiye’de başkanlık sisteminin 1960’lı yılların sonlarından itibaren konuşulduğunu söyleyen Bozlağan, "Kurumsal olarak ilk defa Milli Selamet Partisi tarafından gündeme getirilen başkanlık sistemi merhum Turgut Özal ve merhum Süleyman Demirel tarafından da zaman zaman gündeme getirilmiştir. AK Parti’nin kurulmasından sonra kapsamlı bir şekilde tartışılmaya başlanmış ve ülke gündeminin en önemli konularından bir haline gelmiştir. Özellikle 15 Temmuz’daki darbe girişimi esnasında Sayın Cumhurbaşkanımız’ın sergilediği güçlü ve kararlı duruş, başkanlık sistemi tartışmalarının daha sağlıklı bir zeminde cereyan etmesine katkı yapmıştır" dedi.
"2023 ve 2071 hedeflerini gerçekleştirmesine yardımcı olacaktır" dedi.
"Günümüzde 59 ülkede başkanlık sistemi uygulanmakta ve bir ülkede uygulanan model, diğer ülkelerden farklı özellikler taşımaktadır" diyen Bozlağan,"Çünkü her ülke kendi tarihi, toplumsal yapısı, yönetim kültürü ve temel ihtiyaçlarını dikkate alarak siyasi sitemini şekillendirir ve kendi ihtiyaçlarını karşılayacak bir yönetim modeli geliştirir. Hiçbir ülkede uygulanan bir model diğer bir ülkeye bire bir uymaz. Bu nedenle her ülke kendine özgü modeller geliştirmiştir. Türkiye için de ithal değil, yerli ve milli bir model geliştirilmelidir. Başkanlık sisteminin Türkiye’nin özgün ihtiyaçları olan yasama ve yürütme sürecinde istikrar, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile demokratik siyasal iradenin egemen kılınmasını güvence altına alacak bir tarzda kurgulanması halinde siyasi istikrar, toplumsal istikrar ve ekonomik istikrar büyük ölçüde teminat altına alınabilecektir. Bu durum ülkemizin orta ve uzun vadede istikrarlı ve katma değeri yüksek bir ekonomik büyüme modeli geliştirerek 2023 ve 2071 hedeflerini gerçekleştirmesine yardımcı olacaktır" dedi.
Başkanlık sistemi sonrası Türkiye 2 partili bir siyasi konjonktüre geçebilir mi?
Bozlağan konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: "Başkanlık sisteminin iki partili rejimlerde, diğer bir ifade ile iki büyük partinin siyasi rekabet halinde olduğu, diğer partilerin ise belirli toplumsal kesimlerin sözcüsü rolünü üstlendiği siyasal rejimlerde daha verimli bir şekilde işlediği söylenebilir. Bu sebeple Türkiye’de başkanlık sistemine geçilmesi halinde seçim sisteminin büyük partilerin çatısı altında toplanmayı teşvik edecek şekilde kurgulanması gerekir. Aksi takdirde çok parçalı siyasal yapı aynen devam edecektir. Nitekim başkanlık sistemini uygulayan Arjantin ve Brezilya gibi ülkelerin meclisleri Türkiye’den daha parçalı bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla Türkiye şartlarına uygun bir şekilde hazırlanacak olan bir seçim kanununun ülkemizde siyasi parti enflasyonuna son vereceği, büyük partilere doğru temerküz eğilimini teşvik ederek siyasi parçalanmışlığı azaltacağı söylenebilir".
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.