Bu haber kez okundu.

Hak-İş ve Hizmet-İş Genel Başkanı Arslan: "Toplu sözleşme süreci devam ediyor"
Hak-İş ve Hizmet-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Hak-İş’e bağlı sendikaların yaklaşık 3 bin 100 adet toplu sözleşmesi süreci devam ediyor. Bunların 2 yıl içerisinde sadece yüzde 25’ini imzalayabildik. Onu da biz imzalamadık, Yüksek Hakem Kurulu’ndan yenilendi. Geriye kalan yüzde 75 taşeron işçinin 2 yıldan fazladır devam eden toplu sözleşme beklentisi var" dedi.
Hak-İş ve Hizmet-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Hak-İş’e bağlı Hizmet-İş Sendikası’nın Kıbrıs’ta gerçekleştirilen Genişletilmiş Başkanlar Kurulu kapsamında sohbet toplantısında gazetecilerle bir araya geldi. Arslan, taşeron ve mevsimlik işçiler sorunu, toplu sözleşmeye ilişkin rakamlar hakkında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Taşeron işçilerin kadro sorununun çözülmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, "Bu konuda ciddi bir çalışma yaptı hükümet. Ondan vazgeçtiğini ilan etti. Bütün taşeron işçilerin kamuda istihdam edileceğini söyledi. Bizi heyecanlandırdılar. Nasıl istihdam edileceği konusunda biz hayal kırıklığına uğramıştık. Çünkü orada, kısmen memur kısmen işçi, ikisinin arasında bir yerde bir çözüm önerilmişti, biz buna karşı çıktık. Aynı zamanda bizim yapmamız gereken görevimiz var. Sadece Hak-İş’e bağlı yaklaşık 220 bin işçinin toplu sözleşmesi şu anda tıkanmış durumda. Konfederasyonumuza bağlı sendikalarda tespitler yaptık. 2014-2015 Temmuzundan bu tarafa toplu sözleşme görüşmeleri çıkmaza girdiği için hükümet bir çerçeve sözleşme yapılması konusunda açıkçası çok istekli davranmayınca, Kamu İşverenleri Sendikası da taşeron toplu sözleşmelerinde inisiyatif almadığı için sadece Hak -İş’e bağlı sendikaların yaklaşık 3 bin 100 adet toplu sözleşmesi süreci devam ediyor. Bunların 2 yıl içerisinde sadece yüzde 25’ini imzalayabildik. Onu da biz imzalamadık, Yüksek Hakem Kurulu’ndan yenilendi. Geriye kalan yüzde 75 taşeron işçinin 2 yıldan fazladır devam eden toplu sözleşme beklentisi var. Gerçekten bu çok büyük bir haksızlık, bir adaletsizlik. AK Parti Hükümeti’nin çıkardığı bir kanundan dolayı işçiler toplu sözleşme hakkını kullanmaya çalışıyorlar ama aynı hükümet taşeron konusunda yeni bir düzenleme yapma düşüncesiyle toplu sözleşmeleri ihmal etti. Biz geçtiğimiz günlerde yaptığımız görüşmelerde yeniden buna hız verilmesini, taşeronla ilgili düzenleme yapılacaksa bunun bir an evvel ortaya konması, var olan toplu sözleşmelerin imzalanmasını bekliyoruz. Çünkü Yüksek Hakem Kurulu’na giden toplu sözleşmenin serencamı 1 yıllık bir zaman istiyor. İşçilerin sendikaya üye olup bakanlıktan tespit istemesinden, Yüksek Hakemden sözleşmenin sonuçlanmasına kadar geçen süre ortalama 1 yıl" ifadelerini kullandı.
"Her şey yerli yerindeyse, o zaman biz de bu olumlu giden ekonomik yapıdan daha fazla pay istiyoruz"
Arslan, Maliye Bakanı ve Çalışma Bakanının önümüzdeki günlerde bir araya geleceğini belirterek, toplu sözleşmelerin sonuçlandırılması konusunda yeni bir adım atılmasını beklediklerini dile getirdi. "15 Temmuz’un getirdiği travma çalışma hayatının gündemi de dahil Türkiye’nin bütün gündemini altüst etti" diyen Arslan şöyle devam etti:
"Taşeron işçilerin toplu sözleşmelerinin imzalanması konusunda hükümetten yana adımlar bekliyoruz. Sayın Maliye Bakanından da bu konuda talepte bulunduk. Hükümetin bütün açıklamalarında, makroekonomik dengelerin olumlu yönde seyrettiğini ifade etti. Cari açık azalıyor, enflasyon düşüyor, bütçe açıkları olmadığı gibi bütçe fazla veriyor. Döviz dengede devam ediyor. Moody’s’in açıklamalarına rağmen ekonomide ciddi bir sarsılma söz konusu değil, her şey yerli yerindeyse, o zaman biz de bu olumlu giden ekonomik yapıdan daha fazla pay istiyoruz dedik. Toplu sözleşme adetleri açısından 3 bin 100 adet toplu sözleşmenin sadece 700’ü Yüksek Hakem Kurulu tarafından yenilendi. Bu hızla gidersek 2017’nin sonuna kadar bu toplu sözleşmeler sonuçlanmayacak. Bu da gerçekten büyük bir haksızlık. Yılbaşında biz kamunun yeniden sözleşmelerini yapacağız. Taşeron işçilerin bir önceki dönemden kalan sözleşmeleri var. AK Parti Hükümeti’nin taşeronlar konusunda getirdiği yasal düzenleme çok önemli bir eşiği aşmaktı. Toplam taşeron işçilerin büyük çoğunluğu Hak-İş üyesi. Şu anda bize verilen rakamlar 250 bin civarında işçinin sendikalara üye olduğu toplu sözleşme süreçlerini takip ettiğini, bunun 200 binden fazlası zaten Hak-İş’e bağlı sendikalara üye. Diğer konfederasyonların her ikisinin toplam taşerondaki üye sayısı 50 bini geçmiyor. Onun için bütün sorumluluk da bize ait. Hak-İş olarak taşeron işçilerin ağırlıkta olduğu bir örgütüz. Bunun çözüm konusunda da hükümete gerçekten büyük bir görev düşüyor. 15 Temmuz travması nedeniyle bunu birkaç ay gündeme taşıyamadık. Çünkü hepimizi ilgilendiren bir konu var. İşgal girişimine karşı Türkiye’nin ortaya koyduğu bir mücadele varken bunları konuşmanın tabi çok da anlamlı olmadığını düşünüyorum. Biraz bekledik. Şimdi Türkiye normal gündemine dönemeye başlayınca bir taraftan da bizim bu konuyu görüşmemiz gerekiyordu."
Mevsimlik İşçiler
Mevsimlik işçiler konusuna değinen Arslan, "Geçici mevsimlik işçiler konusuna bir önceki hükümet döneminde, daha önceki hükümet döneminde, Sayın Faruk Çelik ile 2015 yılı toplu sözleşmesini imzalarken kamuda bir düzenleme yaptı. Geçici mevsimlik işçilerin 5 ay 29 gün olan çalışma sürelerinin işletmelerin ihtiyacına göre uzatılabileceğine yönelik bir protokole imza attık. Bunun gereğinin yapılması gerekir. Burada bir yasal düzenlemeye ihtiyaç var. Örneğin Orman Bakanlığında bazı işler vardır ki 12 ay yapılması gerekiyor. Halbuki yasaya göre orman yangın işçilerinin 5 ay 29 günden fazla çalışma imkanı yok. 2006 yılında kanun çıkarken dendi ki; ‘kamuda 6 aydan fazla geçici işçiler çalıştırılamaz.’ Dolayısıyla o günden bu güne kadar maalesef 5 ay 29 gün çalışmak zorunda arkadaşlarımız. Çıktıkları zaman başka yerlerde çalışamıyorlar. Toplum yararına çalışmada yer alamıyorlar çünkü toplum yararına çalışmada şart şu; hiçbir yerde sigortalı olarak çalışmamış olacak, hiçbir gelirleri olmayacak. Şimdi bunların hizmet akitleri askıda. Gelecek sene tekrar işe giriyorlar ama 6 aylık dönemde boş kalıyorlar. Sosyal güvenlik hakları, emeklilik hakları ciddi sıkıntıda. Bizim önerimiz şuydu, Bakan bey de kabul etmişti. Öyle işletmeler var ki, 7 ay, 8 ay çalışılması gerekiyor, bırakalım onlar çalıştırsın ama şeker fabrikası gibi, çay fabrikası gibi bunları biz 12 ay çalıştırmaya kalkarsak şeker fabrikalarını da, çay fabrikalarını da batırırız. Bir komisyon oluşturduk Türk-İş’ten Hak-İş’ten ve DİSK’ten ki DİSK’in pek yok bu konuda. 5 ay 29 gün çalışanların sayısı yaklaşık 30 bin civarı. Bunlar ormanda var 10 küsür bin bir o kadar ÇAYKUR’da var, şeker fabrikalarında var. Bunların büyük bir bölüm de Hak-İş’e üye. İşletmelerin ihtiyaçlarına göre 5 ay 29 günden fazla çalışabilsinler ama alt sınır 5 ay 29 gün olsun. Orman da desin ki, ‘bizim 7 ay çalıştırmamız gerekiyor.’ Yangın mevsimi uzuyor, kışın yangın işçileri başka işler de yapabilir, ÇAYKUR’da bazı birimler var ki 5 ay 29 günden fazla çalışması gerekiyor. Çay fabrikaların bakımı konusunda. İşletmeleri burada serbest bırakalım istendi. İşletme ihtiyacına göre 9 ay çalıştırsın, belediyeler de 12 ay hizmet versin. 12 ay çalışması gereken işçiye 5 ay 29 gün sınırı koyuyoruz. Bunu esnetelim dedik. Önceki talebimiz, bunlara kadro istiyoruz. 12 ay çalışacak şekilde fakat bu asla hükümet tarafından dikkate alınmadığı için esnettik biraz” ifadelerini kullandı.
"Geçici işçilikten kurtulacağız derken taşeron işçiye yakalandık"
2007’de 219 bin geçici işçiye kadro aldıklarını hatırlatan Arslan, "Bunların bir bölümü Orman Bakanlığı’ndaydı, belediyelerde ve diğer kamu kurumlarındaydı. O zaman sayın Başbakan Sayın Erdoğan bir daha bu konunun gündeme getirilmemek üzere kapatılmasını istedi ve bu geçici işçi çalıştırmaya son verilmesini istedi. 5 ay 29 gün şartı da bunu sağlama için getirilmişti. Biz yağmurdan kaçarken doluya yakalandık. Geçici işçilikten kurtulacağız derken taşeron işçiye yakalandık. Yasa 2006’da çıkarken geçici işçi çalıştırmasın kamu, bunun anlamı şudur, kadrolu işçi çalıştırsın ama biz geçici işçi çalıştırmaya sınır getirdik fakat kadrolu işçi alınmadı taşerona yönelme oldu. Şu andaki tablo hükümetin beklentilerinden çok farklı bir yere gitti. Hükümetler de haklı olarak, mesela Süleyman Bey Trabzon Milletvekili, çay bir kısmı Trabzon’da da var, o yaşananları görünce dedi ki ‘bu sorunu çözmemiz gerekiyor.’ Bunun çözümü de bir orta yol" şeklinde konuşu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.