Bu haber kez okundu.

Gümüşhane’de ‘Küresel Güçlerin Yönetim Tercihleri’ konferansı
Necmettin Erbakan Üniversitesi öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. Mustafa Cüneyt Özşahin, Türkiye’nin coğrafyasında yaşadığı sorunları çözmesi için oyun kurucu olması ve maddi kapasitesini artırması gerektiğini, tüketen ekonomiden üreten ekonomiye geçmesi gerektiğini söyledi.
Gümüşhane’de Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) tarafından ‘Çınaraltı Gençlik Söyleşileri’ kapsamında Yeni Türkiye, Yeni Gelecek ana temalı ‘Küresel Güçlerin Yönetim Tercihleri’ konulu konferans düzenlendi.
Kredi Yurtlar Kurumu Gümüşhane İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen konferans Gümüşhane Üniversite Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
Konferansın açılış konuşmasını yapan KYK Gümüşhane İl Müdürü Mücahit Atalay, KYK olarak geleceğe yön verebilecek, sağlıklı düşünen, inançlı, bilinçli nesilleri topluma kazandırmak için birçok faaliyetle gençlere hizmet verdiklerini söyledi.
Programda daha sonra Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü akademisyeni Yrd. Doç. Dr. Mustafa Cüneyt Özşahin tarafından “Küresel Güçlerin Yönetim Tercihleri” konulu konferans gerçekleştirildi.
Türkiye’nin uluslararası güç denkleminde nerede oturduğunu, avantajları ve dezavantajlarının ne olduğuna dair analizler gerçekleştiren Özşahin, “1990 sonrasında soğuk savaşın bitimiyle birlikte devletler olarak tek kutuplu dünyada yaşanmaya başlandı. Küresel güçler noktasında da ABD kendi şekillendirdiği dünyada yeni dünya düzeni olarak isimlendirdiği bir yapı kurmaya çalıştı” dedi.
Günümüzde tek kutupluluk sisteminin çok kutuplu sisteme dönüş yaptığını, 2030 yılında Çin’in gayri safi hasılasının ABD’yi geride bırakacağını, Rusya’nın enerji kartıyla dünyayı tehdit ettiğini, Hindistan’ın teknoloji konusunda çok önemli işler yaptığını kaydeden Özşahin, bu oluşan yeni sistemde Türkiye’nin nerede olduğunu ve nasıl bir pozisyon alacağını anlattı.
Cumhuriyetle birlikte Türkiye’nin kimliğini şekillendiren iki unsurdan birisinin dış politikada ki batıcılığı, ikincisinin de tarafsızlık olduğuna vurgu yapan Özşahin, “Türkiye 2000’li yıllarla birlikte bu tarafsızlık politikasından, batı dışındaki hiçbir ülkeyi görmeyen ve temas kurmayan politikasından vazgeçti, merkez ülke tanımı içerisinde pek çok farklı ülkeyle ilişkiler geliştirmeye başladı. Önemli adımlar atmaya başladı. Bunun dışında bahsettiğimiz küresel güçlerle ilişki geliştirmeye başladı” dedi.

“Türkiye şuanda büyük bir mücadelenin içinde”
Küresel güç denilince oyun kurucuların anlaşıldığını, bunun dışında birde bölgesel güçler olduğunu ifade eden Özşahin, “Bizim yaşadığımız coğrafyada hem küresel güçler hem bölgesel güçler coğrafyamızı bir şekilde şekillendirmeye çalışıyor. Küresel anlamda biz yeni bir soğuk savaş yaşıyoruz. Bir taraftan PKK ile mücadele ediyoruz, bir taraftan YPG ile mücadele ediyoruz, bir taraftan DAEŞ’le mücadele ediyoruz, bir taraftan da kendi içimizdeki FETÖ gibi düşmanlarla mücadele ediyoruz. Türkiye şuanda büyük bir mücadelenin içinde” diye konuştu.

“Türkiye’nin yumuşak gücü tarihi, kültürü ve Osmanlı mirasıdır”
Küresel ve bölgesel güçlerin yanında bir de “yumuşak güç” denilen bir olgu olduğuna değinen Özşahin, “ABD’de de Holywood var. Bu ABD’nin yumuşak gücü. Türkiye’nin yumuşak gücü de tarihi, kültürü ve Osmanlı mirasıdır. Balkanlara götürdüğü adalettir. Ortadoğu’ya geçmişte sağladığı barıştır. Türkiye şuanda bu gücünü kullanmaya çalışıyor. Türkiye ardık en büyük 10 ülke arasında olmayı hedefleyen bir ülke haline geldi. Ve bu hedefini gerçekleştirmek için yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen tüm gücüyle çalışıyor. Türkiye 2013 yılında dünyada en fazla dış yardım veren ülkeydi. Dünyanın dört bir yanına gidip adalet vurgusunu icra etmeye çalışıyor. Tüm bunlar bizim yeni dış politikamızı şekillendiren unsurlardır” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’nin tüketen ekonomiden üreten ekonomiye geçmesi gerek”
Türkiye’nin coğrafyasında yaşadığı sorunları çözmesi için oyun kurucu olması ve maddi kapasitesini artırması gerektiğinin altını çizen Özşahin, Türkiye’nin artık tüketen bir ekonomi değil de üreten bir ekonomi olması gerektiğine vurgu yaparak, “İleri teknoloji ve katma değer üreten yeni bir ekonomiye ihtiyaç var. Ekonomik kırılganlığın giderilmesinin en optimum çözümlerinden birisi de bu. Türkiye’nin kendi silah sanayisin, savunma sanayisini üretmesi gerekiyor ki bu yönde önemli adımlar var. Türkiye’nin en önemli değeri gençlerdir. Bu ülke gençlerden çok şey bekliyor. Kapasitesini artırması, oyun kurucu olması gençlerin sağlayacağı katkılardır” diyerek sözlerini sonlandırdı.
(RE-ÖS-Y)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.