Bu haber kez okundu.

FETÖ mağduru öğretim görevlisinin hukuk mücadelesi
Dicle Üniversitesi’nde 2009 yılında yandal ihtisası yapmak için görevinden ayrılan, ardından geri dönmek istediği işine, FETÖ operasyonları kapsamında tutuklanan DÜ Rektörü Ayşegül Jale Saraç tarafından ‘Hizmetinize ihtiyaç bulunmadığı’ gerekçesiyle görevine alınmayan Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Selahattin Katar’ın hukuk mücadelesi devam ediyor.
1995 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olan Doç. Dr. Selahattin Katar, girdiği Tıpta Uzmanlık Sınavı’nı kazanarak, Dicle Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda eğitimine başladı. 4 senede eğitimini tamamlayan Doç. Dr. Katar, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olarak üniversitede göreve başladı.
Asistanlık döneminde baskı ve mobbing ile karşılaştı
Asistanlık döneminde baskı ve mobbing ile karşılaşan Doç. Dr. Katar, o dönem bu olaylara fazla anlam veremedi. Asistanlık döneminde FETÖ’cülerin kendilerinden olmayanlara farklı davrandığını aktaran Doç. Dr. Katar’ın yaptığı çalışmaların ardından, O zamanki rektör, dekan ve Fetö’cü olmayan hocaların isteği üzerine 2004 yılında üniversiteye yardımcı doçent olarak ataması yapıldı.
Atamasının yapılması engellenmeye çalışıldı
Başından geçenlerle ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Katar, 1995 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olduğunu, girdiği TUS’u kazanarak Dicle Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda eğitimine başladığını söyledi. 4 senede eğitimini tamamladığını dile getiren Doç. Dr. Katar, eğitiminin ardından üniversitede çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olarak göreve başladığını ifade etti. Göreve başladığı günden itibaren DÜ’deki FETÖ’cüler tarafından baskıya uğradığını belirten Doç. Dr. Katar, baskılara rağmen DÜ’ye yardımcı doçent olarak atamasının yapıldığını kaydetti. Atamasının yapılmaması için FETÖ’cülerin her türlü yola başvurduğunu anlatan Doç. Dr. Katar, “Onlar gibi düşünmememden dolayı her türlü iftira atıldı. Buna rağmen yardımcı doçentlik kadrosuna atamam yapıldı. Ardından birçok yere şikayetler yapıldı, onlardan olmadığım için tamamen iftira üzerine saldırıya giriştiler” dedi.
Öğretim üyesi oldu, oda verilmedi
2004 yılında üniversitede yardımcı doçentliğe başladığını belirten Doç. Dr. Katar, “İlk karşılaştığım baskı aylarca bana oda verilmemesi oldu. Öğretim üyesi olarak atanmışım, yardımcı doçentim ama odam yok, bilgisayar elimde dolaşıyorum. Sekreterlerin odasını kullanıyordum. Her başvurumda bana söylenen ‘uygun oda yoktur, olduğunda tarafınıza tahsis edilecektir’ cevabı oluyor. Asistanların, başhemşirelerin, sekreterlerin odası var ama yardımcı doçentin odası yok. Bu yıldırmanın ilk aşamasıydı. Daha sonra poliklinikte çalışacağım söylendi, öğretim üyesiyim tamam çalışırım ama yanımda asistan, öğrenci olması lazım. Ders anlatıyorum, çalışıyorum bunun zorluklarını çok yaşadım. Asistan ve öğrencinin olmadığını söylediler ve poliklinikte uzunca bir süre çalıştım. O dönemde çocuk bölümünde bana bu eziyetleri çektirenlerin çoğu açığa alındı bazıları tutuklandı. Bütün bunlara rağmen yılmadım, depresyona bile girdim, çaresiz kaldım ve kendi içime gömüldüm” diye konuştu.
“Kariyerim için yandal yapmak istedim, burada bile engel oldular”
Kariyeri için üniversitede yandal yapmak istediğini, FETÖ’cülerin bunda bile engel olduklarına dikkat çeken Doç. Dr. Katar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yandal yapmak için görüşmeler yaptım, üniversitede yandal uzmanı yoktu. Bunda bile bana engel oldular, sıraya koydular beni en sona yazdılar. 2007 yılında doçent oldum. Doçent olarak atandım. Yandal yapmak içimde kalmıştı, idealist düşündüğüm için merkezi sistemle sınava girdim öğrenci statüsü ile Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’ne gittim. Öğrenci statüsü ile buraya gittim. Maddi manevi zorluklar yaşadım. Yaşadığımız bazı sıkıntılar nedeni ile istifa ettim. 2009’daki istifamın ardından Dicle Üniversitesi’ne başvurdum. Normal şartlar altında, bu şekilde bir istifanın ardından isteyerek çalıştığım kuruma dönebilirim. YÖK’ün bununla ilgili kanunu var. 2547 YÖK Kanunu’na göre görevime dönmesi gerekirdi, çünkü defaten yapılan başvuru sırasında ya da sonrasında 10-13 yeni öğretim üyesi ataması yapıldı. 2012 yılında benim hukuki arayışlarım başladı. Yazılı olarak başvurdum dilekçelerimin çoğu dikkate bile alınmadı. 2015 yılında 5 öğretim üyesinin görevden alınmasının ardından yine başvurdum, bundan önce ve sonra öğretim üyesi alınmasına rağmen beni almadılar. Verdikleri cevaplar da hukuka uygun değildi. Danıştay’da devam eden davam var. Benim haksızlığımı giderecek makamdaki insanlar FETÖ/PDY’den tutuklu. Bu bile bana ne kadar haksızlık yapıldığını ortaya çıkarıyor. Sadece ben değil benimle beraber birçok kişi bu şekilde okuldan uzaklaştırıldı. Benimle aynı dönemdeki arkadaşların çoğu farklı yerlerde profesör kadrosunda çalışmaktadırlar. Ancak FETÖ üyeliği suçlaması nedeniyle şu anda tutuklanan ya da görevinden uzaklaştırılan yöneticilerin hukuksuz, acımasız davranmaları nedeniyle çok severek yaptığım akademik hayatımı alt üst ederek beni görevimden mahrum bıraktılar. Yıllarca kazandığım emeklerimi ve tecrübelerimi öğrencilerle, asistanlarla, hastalarımla paylaşmamı engellemiş oldular. İdealist, çalışkan, ancak kendilerinden olmayan insanları hiçleştirdiler, bertaraf ettiler. Ülkemizin yetişmiş kalifiye, liyakatli insanlarını iftiralarla, korku ile sindirdiler. Ben hep bunu bilirim Allah haksızlığı yarına bırakabilir, ama kimsenin yanına bırakmaz.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.