Bu haber kez okundu.

Cinsel istismar suçlarında, çocukların yaş kademesi ve rızasına göre yeni düzenleme yapılması bekleniyor
Anayasa Mahkemesi’nin 103. Maddenin 1. Fıkrası ile ilgili verdiği iptal kararı bir takım tartışmaları da beraberinde getirdi.
İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar, bu iptal kararının 103. Maddeye ilişkin ilk iptal kararı olmadığını, önceki iptal kararında da ciddi muhalefetin yaşandığını, tartışmalı bir iptal kararı olduğunu belirtti.
Anayasa Mahkemesi, TCK’daki ‘15 yaşını tamamlamamış çocuklara yönelik her türlü cinsel davranışı’ istismar sayıp 8-15 yıl arası hapis öngören maddeyi iptal etti.
TCK’nın 103. maddesi hakkında bilgi verdi
2005 yılında yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu hakkında bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Sınar, “Türk Ceza Kanununun(TCK) 103. Maddesi çocukların cinsel istismar suçunu düzenliyor. 2005 yılında ceza kanunu yürürlüğe girdi. Eski ceza kanununda 765 sayılı TCK’ da çocuklara yönelik fiilleri düzenleyen spesifik hüküm yoktu. Cinsel suçlar Eski TCK’da ırza geçme, ırza tasaddi suçu ve sarkıntılık ve söz atma gibi kademeli olarak sıralanıyordu. Bunlar içerisinde bu fiilin çocuklara karşı işlendiğinde spesifik olarak düzenleyen bir suç yoktu fakat çocuklara karşı işlendiğinde cezayı ağırlaştıran bir nitelikli hal vardı. Ceza kanunu 2005’de yürürlüğe girerken kanun koyucu cinsel suçların mağdurunun küçükler olmasını 103. Maddede çocukların cinsel istismarı başlığı altında yeniden düzenledi” dedi.
TCK’nın 103. Maddesi çocukların cinsel istismarı suçu yürürlüğe girdiği andan itibaren uygulamada çok ciddi eleştiriler ve bir takım tartışmaları da beraberinde getirdiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Sınar, Bu tartışmaların yaptırımların orantısızlığından kaynaklığını dile getirdi.
“AYM: Ergenlik çağındakilerin rızası esas alınmalı”
Kanun koyucunun 6 ay süresi olduğunu ve yaş kademesi yaparak bir düzenleme yapacağını tahmin ettiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Sınar, “Bugün olduğu gibi 5 yaşındaki bir çocuğunun ırzına geçen ile 15 yaşının içerisinde bir kızın kendi rızasıyla birlikte olanı aynı kefeye koymak yerine bunları birbirinden ayırarak bir düzenleme olması gerekir. Bir pedofili vakasıyla karşı karşıyaysak bu en ağır şekilde cezalandırılmalı ama buluğ çağını geçmiş insanların iradesini hiçe saymakta öngörüyoruz ki Anayasa Mahkemesi kararlarıyla doğru olmayan bir yaklaşım olarak kabul edilmişti” dedi.
“4 yaşındaki çocuk ile 14 yaşındaki çocuğun cinsel istismarı arasında bir fark yok”
“103. maddenin 1. Fıkrasını iptal ederken Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri, mevcut düzenleme, mağdur çocuğun ve failin yaş kademelerini gözetmemesi” diyen Yrd. Doç. Dr. Sınar, “Yani 4 yaşında bir çocuğa karşı gerçekleştiren cinsel istismar ile 14 yaşında çocuğa karşı cinsel istismarda hiçbir fark gözetmiyor. İkincisi somut olayı göz önüne almıyor ve fail ile mağdur arasındaki ilişkinin özelliğine de bakmıyor. Örneğin kız 14 yaşında kendi iradesiyle faille kaçmıştır, cinsel birliktelik yaşamışlardır sonra aileler affetmiştir evlenip çocuk sahibi olmuşlardır böyle bir durumda dahi kız 14 yaşındayken ilişkiye girdikleri için sonradan aralarında evlenme vuku bulsa bile bu 103. madde uyarınca cezalandırılıp hapse giriyordu” diye konuştu.
“Kanun koyucu, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçelerini dikkate almalı”
“2015 yılının Aralık ayında Anayasa Mahkemesi resmi gazete de yer alan bir iptal kararında 103. Maddesinin 2. Fıkrasını nitelikli cinsel istismar için en az 16 yıl hapis cezası getiren düzenlemeyi iptal etti” diyen Yrd. Doç. Dr. Sınar sözlerine şöyle devam etti:
“13 Temmuz’da yürürlüğe giren yeni iptal kararındaysa Anayasa Mahkemesi 103. Maddenin 1. Fıkrasında yer alan 15 yaşını tamamlamamış çocuklar için olan düzenlemeyi iptal etti. Aslında Anayasa Mahkemesi şöyle bir imkân oluşturdu, mevcut devam eden davalarda bir sıkıntının doğup, cezasızlık durumunun ortaya çıkmaması için 6 aylık süre tanıdı bu karar hemen yürürlüğe girmeyecek. Anayasa Mahkemesi kanun koyucuya mesaj veriyor bu düzenlemelerde belirttiğim hususlar hukuka aykırı, sen belirtilen süre içerisinde bir yasal düzenleme yap. Şimdi olması gereken kanun koyucu, Anaysa Mahkemesinin iptal gerekçelerinin dikkate almak suretiyle en kısa sürede yeni düzenleme yapacak. Yapacağı yeni düzenlemede fail ile mağdur arasındaki ilişkiyi göz ardı eden ve bireyselleştirme sağlamayan, mağdur ile failin yaş kademelerini göz etmeyen bu düzenleme yerine bu hususları gözeten yeni bir düzenleme ibraz etmek zorunda”
“Kanun koyucu, cezasızlık ortamı oluşmaması için elini çabuk tutmalı”
Kanun koyucu,Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmesinden önce 103. Maddede bir değişiklik yaparsa uygulamada hiçbir şekilde bir sorun yaşanmadan bu süreci, dönüşümü atlatabileceğimizi söyleyen Yrd. Doç. Dr. Sınar, eğer kanun koyucu kendisine tanınan süre içerisinde hiç harekete geçmezse bu süre kendiliğinden dolarsa ve iptal kararları yürürlüğe girerse işte o zaman halen yürütülmekte olan soruşturma kovuşturmalarda özellikle açılmış olan davalarda pek çok cezasızlık durumuyla karşılaşabileceğimizin de altını çizdi.
“Yeni düzenlemede dengeyi iyi kurmak lazım”
2005 yılında 103. maddenin yürürlüğe koyulmasında kadın derneklerinin çok büyük etkisi olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Sınar, “Çünkü önceki süreçlerde Türkiye gerçeğinde bir erkek kız çocuğuna tecavüz ettiği zaman rızası vardır diye kızın ağzından beyan çıktığı zaman yargının eli kolu kilitleniyordu. Bunun önüne geçebilmek için aslında bu düzenlemeyi bu kadar katı bir şekilde koydular. Bu düzenlemeyle birlikte kurunun yanında yaşta yanmaya başladı. Öyle bir düzenleme öngörmeli ki kanun koyucu hakikaten kendi özgür iradesiyle ve somut olayın özellikleri çerçevesinde cinsel birliktelik yaşayan insanların bu nedenle ağır cezayı yaptırım uygulanması engellenmeli. Fakat bunu engellerken de bu işin bir suistimale dönüştürülmesi de önlenmeli” diye konuştu.
“2005’de kanun koyucu bir tercih yaptı” diyen Yrd. Doç. Dr. Sınar, “Kanun koyucu, kız çocuklarının istismar edilip zorla kendilerinden rıza alınarak mağdur edilmelerindense onların rızasının hiçbir şekilde tanımamayı tercih etti. Fakat bu tercih Anayasa Mahkemesi tarafından hem 2015’te hem de dün yayınlanan kararla sorgulandı ve bu iş böyle olmaz denildi. Şimdi yapılması gereken ergenlik çağındaki çocukların rızalarını da göz önüne alan bir düzenleme yapmak” dedi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161