Bu haber kez okundu.

Batuhan Yaşar:"pelikan Dosyası Ama Kimin?"
İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi’ndeki köşesinde, "Pelikan dosyası adı neden seçildi?", "Yazıyı kim yazdı, Hedefinde kim vardı?", "AK Parti’de ortalık yıkılıyor mu?"," Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında gerçekten problem var mı?", "Cumhurbaşkanı trol hesaplar üzerinden mesaj verir mi?", "Kraldan çok kralcılar var diyerek kimi kastetti?" sorularına cevap aradı.
Batuhan Yaşar’ın Türkiye Gazetesi’ndeki yazısının tamamı şöyle:
"1993 yılıydı... Londra günlerimiz yeni başlamıştı... Okul, iş filan derken bir taraftan da 3-4 günde kalın kalın romanları bitiriyordum.
Türkiye’den gelenlerin ekseriyetle tercih ettiği Türkyar’da kalıyordum. O tarihte yurdun yöneticiliğini yapan Talip Küçükcan’ın önerisi ile yıldızı yeni parlayan John Grisham romanlarının birini alıp birini bitiriyordum.
İşte The Pelican Brief de onlardan biriydi.
İsimsiz bir blogda çıkan yazı ile Grisham’ın Pelikan Dosyası romanının konu/içerik olarak hiçbir benzerliği yok.
Sadece daha fazla dikkat çekmek adına yapılmış bir işlem.
Cuma günkü toplantıda teşkilatlardaki atama yetkisi genel başkandan alınıp MKYK’ya verilince malum hareketlenmeler başladı:
Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında iplerin koptuğu, yakında da ortalığın toz duman olacağı yazılıp çizildi.
Adı Pelikan Dosyası ama dosya ile uzaktan yakından ilgisi, alakası olmayan o yazıda, nasıl bu noktaya gelindiği, kırılma anları filan anlatılmış.
Filan diyorum çünkü AK Parti’de ne zamandan beri trol hesaplar-bloglar, siyaset, politika yapmaya, dizayn etmeye başladı?
14 yıldır böyle bir yöntem hiçbir zaman kullanılmadı.
Pelikan dosyası adıyla yayınlanan yazıya bakın, bir de twittera..
Adresi çok rahat bulursunuz.
Paraleldeki hareketlenme de dikkat çekici. Özellikle de ABD’dekiler. Pelikan’ın ardından, metrekareye düşen tweet sayılarında bayağı ama bayağı artış var.
Bir umut bekliyorlar işte.
Twitter ekranını biraz daha aşağı doğru kaydırırsanız, maden bulmuş sevinci ile nara atanları da görebilirsiniz.
Sosyal medyaya göre; 1 Kasım’ın ardından Cumhurbaşkanı ve Başbakan anayasa ve başkanlık konusu dahil 6 kez ayrı düştü.
Ki bu ayrı düşüşler öyle böyle değildi, 180 derece farklıydılar artık. Helsinki dönüşünde Başbakan’a bu konuyu sormuştum:
“Geçmişte, Cumhurbaşkanı Başbakan ilişkileri yetki sorumluluk dağılımı son derece bozuk bir sistematiğe ve çarpık bir sisteme dayandığı için sıkıntılı şeyler yaşanmıştı. Ama benimle Cumhurbaşkanımız arasında neredeyse iki yıla yaklaşacağız bu anlamda devlet işleyişi bakımından bir aksama gördünüz mü? Olabilir, usul farkı, bazen farklı kanaatler hepimiz için geçerlidir. Biz her şeyi çok açık paylaşırız merak etmeyin. Paylaşıyoruz da...”
Tamam da o zaman bütün bu söylentiler, dedikodular, sosyal medyada yazılanlar nereden çıkıyor, diyorsunuz...
Nereye gitsek, kiminle konuşsak AK Parti’de neler oluyor soruları ile karşılaşıyoruz.
-Peki, ortalık mı yıkılıyor?
-Hayır, kesinlikle ne grupta ne de partide böyle bir durum yok.
Yeri geldiğinde günde birkaç kez görüşen, bazen üst üste telefon görüşmeleri yapan Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasından bir problem var veya yok deme durumunda değiliz.
Elimizde bu konuda teyit edilmiş bir bilgi de yok.
Başbakan birkaç kez bu iddiaları yalanlayan açıklamalar yaptı.
-Peki, Cumhurbaşkanının ağzından bu yönde bir söz çıktı mı?
-Hayır..
-Recep Tayyip Erdoğan, hem Başbakan hem de Cumhurbaşkanı iken mesaj vermek için hiç trol hesaplarını kullandı mı?
-Hayır..
Ne kadar açık sözlü olduğunu tekrar yazmaya gerek var mı?
Yine hayır dediğinizi duyuyorum. O zaman bütün bunlar nereden çıkıyor? İsterseniz soru-cevap gidelim..
Hem pazartesi akşamı hem de dün grupta birçok önemli isimle konuştum. Ekleme çıkartma yapmadan paylaşıyorum:
-Bu yazıları kim yazıyor. Parti içinden birileri olabilir mi?
-Hayır. Bunları yazanların kesinlikle AK Parti ile alakaları yok. Yakın çevreden olmadıkları da belli.
-Başbakana yönetilen ağır eleştiriler var?
-Evet ama burada bir taşla birkaç kuş vurma isteği çok net görülüyor. Hedefte aslında Sayın Cumhurbaşkanımızın olduğu da su götürmez bir gerçek..
-Peki Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında bir problem var mı?
-Bunu biz bilemeyiz ama Sayın Cumhurbaşkanımız, troller üzerinden mesaj verme yolunu bugüne kadar hiç seçmedi. Böyle bir şey varsa çıkar kendisi açıklar zaten.
Böyle bir sistemde, değil kardeş, değil ikiz kardeş; tek yumurta ikizi bile olsanız mutlaka problem yaşarsınız. Bu gerçeği bir tarafa koyalım.
İşte bu yüzden Cumhurbaşkanı vakit kaybedilmeden bu çarpık sistemin değiştirilmesi için harekete geçilmesini istiyor.
Bakın 1 Kasım seçimlerinin ardından bile 6 ay geçti. 2016’yı neredeyse yarıladık. Zaman hızla ilerliyor. Birkaç önemli izlenim daha edindik. Bunların da altı çizilmesi gerekiyor:
-Hatırlayın Abdullah Gül Cumhurbaşkanı iken de yaşanmadık bir şey kalmamıştı. Sonuçta o yazılanlar yazıldığı yerde kaldı. İstikamette bir sapma olmadı.
-Bu hareketin tek bir lideri var. Yeni bir lider arayışımız da yok. Tabi olduğumuz kişi belli.
-Çok çalışkan, sağduyu sahibi bir Başbakanımız var. Bu hepimiz için büyük bir şans.
-7 Haziran sonrası siyasi pozisyonların 1 Kasım sonrasına göre nasıl alındığını aklımızdan çıkarmayalım.
-Kraldan çok kralcılar gerçeği orada duruyor. Kimse oyuna gelmesin.
Varsayımlar ve troller üzerinden yapılan tartışma bizi nerelere getirdi görüyorsunuz.
Türkiye, güçlü liderlerle hep kazandı, yükseldi ilerledi. Zayıf iktidarlar ve dirayetsiz siyasetçilerle de hep kaybetti."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161