Bu haber kez okundu.

ATO Meclis Başkanı Gürgür: “Çizgim 60 yıldır hiç değişmemiştir”
Ankara Ticaret Odası (ATO) Meclis Başkanı Nurettin Gürgür, şahsi olarak düşünce ve fikir dünyasını, ilkelerini ve ideallerini çok erken yaşta belirlediğini belirterek, “60 yıldır içinde yer aldığım camia, çalışma yaptığım, yönetimlerinde bulunduğum kuruluşlar ortadadır. Çizgim 60 yıldır hiç değişmemiştir” dedi.
Ankara Ticaret Odası’nın ağustos ayı olağan meclis toplantısı önceki gün yapıldı. Toplantının açılışında konuşan Meclis Başkanı Nurettin Gürgür, son günlerde gerek ATO içerisinde, gerekse sosyal medyada kendi adının yer aldığı dedikoduların dolaştığına dikkat çekerek, “Bana yöneltilen bu alçakça, ahlaksızca iftira ve çamur atma girişimi asla tutmaz. Bana bu çamuru atmaya kalkışan, ofisini bu fitneye tahsis eden kişi, yaptığı haysiyetsizliğin, ahlaksızlığın damgasını ömrü boyunca suratından silip atamayacaktır” dedi.
Üniversiteye başladığı yıl Türk milliyetçiliği ülküsüne hizmet aşkıyla Türk Ocaklı olduğunu ifade eden Gürgür, “Ali Fuat Başgil, Osman Turan, Nurettin Topçu, Nejdet Sancar, Galip Erdem gibi fikir dünyamızın zirvelerindeki şahsiyetlerden yararlandık. Onlardan her şeyden önce şahsiyetli olmayı, kendi aklımıza güvenmeyi, özgür ve eleştirel düşünceyi, irademizi kimseye teslim etmemeyi, kısaca ’kula kul olmamayı’ öğrendik. Hayatımızı o günlerden bu yaşa kadar bu anlayış ve ilkeler çerçevesinde yaşayıp şekillendirdik. Bundan dolayı ne gençlik dönemimizde ne de sonraki yıllarda sıfatı, unvanı, konumu ne olursa olsun, ne bir cemaat ve tarikat liderine ne de bir siyasetçiye teslim olmadık, biat etmedik, bağlanmadık” diye konuştu.
“Türk Ocakları Genel Başkanlığı yaptım”
ATO’da göreve başlamadan önce Türk kamuoyunda fikri yapısı, çizgisi, ilişkileri herkes tarafından bilinen ve tanınan bir insan olduğunun altını çizen Gürgür, “Biz ülkümüz, inancımız istikametinde milletimize, ülkemize hizmet aşkıyla bütün gücümüzle çalışırken, bugün bana bu iftirayı atmaya kalkışan müfteri, faizcilik, tefecilik, rantçılık yaparak hayatını yaşıyordu. Ben Türkiye’nin en eski, en köklü ve en önemli milliyetçi fikir kuruluşu olan Türk Ocakları’nın genel başkanlığını yaptım. Halen bu kurumun onursal genel başkanıyım. Bana bu iftirayı atmaya kalkışanlar sadece şahsıma değil, bu tarihi kuruluşa da saygısızlık yaptılar” dedi.
Gürgür, 60 yıldan bu yana milliyetçi camianın bir neferi olarak çalışmalarını sürdürdüğünü, 1912 yılından beri çıkan Türk Yurdu Dergisi’nde başyazarlık yaptığını belirterek, “Görüşlerimi, düşüncelerimi yazdığım yüzlerce makalede, kitaplarımda, konuşmalarımda düzenli şekilde ifade ediyorum. Hayatım boyunca ne bir cemaate, ne bir tarikata ne bunların manevi önderlerine ne de siyasi bir lidere biat etmek, irademi onlara teslim etmek gibi bir eğilimim hiç olmadı. Eğer bu anlamda bir temayülüm olsaydı yapılan cazip teklifleri kabul eder, siyasete girer, milletvekili, muhtemelen bakan olurdum. Bu tarz tekliflere cevabımın ne olduğunun şahitlerinden biri de Sinan Aygün’dür” diye konuştu.
Gürgür, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şahsiyetim, fikriyatım, hangi camiaya mensup olduğum, hangi kuruluşa ve vakfa hizmet ettiğim, makalelerim, kitaplarım, konuşmalarım ortada iken irademi bir cemaat liderine teslim ettiğimi, imamlığını falan yaptığımı iddia etmesi için bir insanın ya zır cahil, yahut ahlaktan, karakterden yoksun aşağılık bir müfteri olması gerekir. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu şöyle demişti; ’Bir dakika sonrasına bile hükmetme gücümüz olmayan bu hayatta fırıldak olmak akılsızlıktır."
Dört kez Meclis Başkanlığı için aday olup seçime gittiğini, hiçbir seçimde meclis üyelerinden kendisine oy vermesini istemediğini anlatan Gürgür, “Seçimlerde herhangi bir grupla veya cemaatle kesinlikle ilişki kurmadım. Yönetim Kurulu’na hiçbir zaman müdahale etmedim. Ancak yasa ve yönetmeliklerin başkanlığa verdiği görev ve yetkileri özenle kullanmaya çalıştım. Her zaman Meclis’in manevi şahsiyetini, 187 üyemizi temsil ettiğimin bilinci içerisinde oldum. Temas ve görüşmelerimde, toplantılarda yaptığım konuşmalarda her zaman yüksek seviyede, nitelikli, içerikli bir dil kullanmaya dikkat ettim. Yönetim Kurulu’nun bakanlara yaptığı ziyaretlerin çoğuna katılmadım. Ancak kültür, eğitim, makro ekonomi, teknoloji, dış politika ve inovasyon gibi katkı yapacağımı düşündüğüm ziyaretlerde bulundum. Sunumlarımın muhataplarımız tarafından dikkatle dinlendiğine yönetimdeki arkadaşlar şahittir” diye konuştu.
“Benim ne ATO üzerinden isim ve kariyer yapmaya, itibar ve şöhret kazanmaya, ne de burasını ticari faaliyetlerim, çıkarlarım, yatırımlarım için kullanmaya ihtiyacım var” diyen Gürgür, sözlerini şöyle tamamladı:
“Şahsım adına ATO’dan hiçbir beklentim olmadı, olmaz da. Çünkü mesele kamuoyunda bilinmek ve tanınmaksa, siyasilerle, bürokratlarla ilişki kurmaksa başta 60 yıllık Ocak faaliyetlerim ve başka kuruluşlardaki imkânlarımla ben bunlara zaten sahibim. Bu yaştan sonra daha fazlasını isteyecek kadar muhteris ve hevesli de değilim. Burada bana ihtiyaç duyulduğu, yararlı olduğum sürece kısa bir süre için varım. Türk Ocağı Genel Başkanlığı’ndan olduğu gibi buradaki görevimden de ilk fırsatta medenice vedalaşıp ayrılmakta çoktan kararlıyım. Netice-i kelâm her şey Allah’ın takdiridir. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin dediği gibi ‘Görelim Mevlâ neyler, neylerse güzel eyler"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.