Genç Osman aynı 2. Mahmut ve Atatürk gibi yenilikçi bir beyine sahipti o dönemin gericileri nin  günümüzün atalarıdır. Genç Osman'ın acı hayatını okuyunca gelişmemiş İslam ülkeleri ve halklarının da ders almadığını ve geçmişten günümüze de pek yol kat etmediğimizi söyleyebilirim.  3 Kasım 1604 çarşamba günü İstanbul’da doğdu. Babası I. Ahmed, annesi Mahfiruz Sultan’dır. I. Ahmed’in dünyaya gelen ilk oğlu olması dolayısıyla kendisine Osmanlı hanedanının kurucusu Osman Gazi’nin adının verildiği, bu münasebetle İstanbul’da yedi gün yedi gece şenlikler yapıldığı, bütün sokakların, bedesten ve dükkanların süslendiği belirtilir kısım Batı kaynaklarında da çok iyi eğitim aldığı, Doğu dilleri yanında Latince, Yunanca, İtalyanca bildiği kaydedilirse de bu sonuncu bilginin doğru olma ihtimali yoktur.

Tahta çıkar çıkmaz devlet erkanı içindeki üst düzey yetkilileri değiştiren, müderris (profesör) ve kadıların (hakimlerin) atanma yetkilerini şeyhülislamdan alacak kadar çok yenilikçi bir sultandı. Genç Osman Devletin başına geçtiği sırada Vezriazam Damat Halil Paşa, İran seferindeydi. Bu seferden döndükten sonra Halil Paşa komutasındaki Osmanlı donanması 1620 yazında Akdeniz seferine çıktı. Donanma, İstanbul'dan ayrıldıktan sonra Navarin'e geldi ve buradan da kuzeye, Adriyatik'e doğru yöneldi. Dıraç'da iki İtalyan gemisini ele geçirdikten sonra İtalya'ya asker çıkardı ve İspanyollara ait liman şehri Manfredonia'yı da zaptetti.

Osmanlı Devleti ile Lehistan (Polonya) arasında bir dostluk mevcuttu. Dinyester ırmağı iki ülke arasında sınır oluşturuyordu. Fakat askeri birliklerin geçimini Lehistan'a yaptığı akınlarla sağlayan Kırım Hanı ise barışa aykırı hareket ediyordu.

Bunun yanı sıra Lehliler de Boğdan işlerine müdahaleden geri kalmadıkları gibi, Boğdan'a ait Hotin kalesini 1617 'de işgal etmişlerdi. Ayrıca Eflak ve Erdel'in içişlerine müdahale etmeye de devam ediyorlardı. Sultan II.Osman Han’ın o kadar büyük bir projesi vardı ki; Lehistan’ı ele geçirip, kuzeye yani Baltık Denizine çıkmak, orada bir donanma kurarak, Atlas Okyanusuna geçip Avrupa Hıristiyanlığını, hem Akdeniz hem okyanus donanmalarıyla çember içine almak gâyesiyle 21 Mayıs 1621’de Cumâ namazını kıldıktan sonra Lehistan Seferine çıktı ve Osmanlı Ordusu 2 Eylül 1621 tarihinde de Ukrayna sınırları içinde bulunan Hotin önlerine ulaştı.

Hotin Kalesi kuşatıldı ve kale önlerinde yapılan meydan savaşı esnasında, Lehistan elçilerinin savaşa kendilerinin neden olduklarını bildirmesi üzerine 29 Eylül 1621 tarihinde Hotin Antlaşması yapılarak Hotin Seferine son verildi.

Hotin Antlaşmasına göre; Lehler ve Osmanlılar birbirlerinin topraklarına saldırmayacak ve Lehistan eskiden

olduğu gibi Kırım Hanı'na 40.000 düka altın vermeye devam edecekti. Sultan Genç Osman, Lehistan seferinden arzu ettiği neticeyi aslında tam olarak alamamıştı ve buna sebep olarak da askerin gayretsizliğini görüyordu. Askeri alanda bazı yenilikler yapma fikri onda bu şekilde gelişti. İşe ise Kapıkulu Ocakları ile başladı.

II.Osman, yaptırdığı sayımda, asker sayısının maaş defterindeki kişi sayısından az olduğunu fark edince fazladan para vermeyi derhal kestirdi. Bu durum da, daha önce fazladan gelen paraları kendi ceplerine atan zabitlerin (subay, komutan) Sultan Genç Osman'a düşman olmalarına yol açtı.Sultan Genç Osman; her şeyin farkındaydı, ancak; tecrübesiz ve genç olması yüzünden istediği yenilikleri yapamıyordu. Anadolu, Mısır ve Suriye'den gelen askerlerden oluşacak yeni bir ordu kurmak istiyordu. Kapıkulu Ocakları bu durumdan rahatsızlık duydu ve Şeyhülislam Es'ad Efendi'nin başında bulunduğu ilmiye sınıfı ise bu konuda maalesef hiç bir fikir beyan etmiyordu.

Fakat Yeniçerilerin takındıkları bu tavır halk tarafından pek benimsenmedi. Ayaklanan yeniçeriler saraya girip bazı devlet adamlarını öldürdüler. Yeniçeri ve sipahileri ikna etmek isteyen Sultan Genç Osman, yeniçeri ağalarını merhamete getirmeye çalıştı. Ancak bunda başarılı olamadı. Yerine amcası Sultan I.Mustafa ikinci kez tahta çıkarıldı.

İsyancılar o an için Sultan Genç Osman'ı öldürülmesini düşünmüyorlardı. Ancak; onun ne kadar dirayetli bir sultan olduğunu bilen isyanın elebaşları, Yedikule zindanlarına götürülüp orada öldürülmesine karar verdiler. İsyan sırasında Sultan Genç Osman’ı ele geçiren caniler, onu önce hapsettiler. Genç padişahın maruz kaldığı hakaretin haddi hesabı. II.Osman Han, kendisine eziyet eden ocak ağalarına karşı; “Dün sabah pâdişâh-ı cihân idim, şimdi uryan kaldım; merhamet edip halimden ibret alın; dünya size dahi kalmaz;” diyerek feryatlar etti ise de, bu sözlerin, gözleri dönmüş bu caniler güruhu üzerinde hiçbir tesiri olmadı. 

Eski sultanın Yedikule’ye götürülüşünü seyretmek üzere yollara biriken halk, o tarihe kadar görülmemiş kalabalığı teşkil ediyordu. Yedikule’ye gelindiği zaman vakit akşama yaklaşıyordu. Daha sonra Davud Paşa, cebecibaşına ve kalender uğrusuna dönerek;“Yanınıza sekiz cellat alıp, Osman’ın işini bitirin. Yarına kalmasın.” dedi. Sultan Osman, günlerden beri perişan vaziyette, aç ve uykusuz olduğu halde kendisini son nefesine kadar müdafaa etmeye karar vermişti. Cellatlara karşı, genç sultan, büyük bir ustalıkla karşı koydu. Fakat arkasından gelen bir cellat, baltası ile omuzuna vurarak yaraladı. Bu durumu fırsat bilen cebecibaşı, kemendi Osman Hanın boynuna geçirdi ve yere düşürdü. Diğer caniler de üzerine yüklenerek genç sultanı 20 Mayıs 1622 tarihinde şehit ettiler.

''Niyetim hidmet idi saltanat ü devletime Çalışır hâsid ü bedhâh ecel nekbetime''

Sultan Genç Osman dini ve fenni ilimlerde kendisini çok iyi yetiştirmişti. Farsça olarak yazdığı şiirlerinin toplandığı bir de Dîvân’ı vardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner193

banner246

banner254