Yaban domuzu, Kızıl tilki, Yaban tavşanı, Porsuk ,Yaban kedisi ,Yaban keçisi,

Kaya sansarı,Oklu kirpi,Ayı türleri,Yaban tavşanı, Kaplumbağ,

börtü böcek, Sincap,Vaşak,Sansar,Çakal,Kartal, doğan ve bilumum kuş türü…

Sayın aklınıza daha ne geliyorsa daha.

Kim bilir kaçı yandı kaçı dumandan boğuldu,kaçı yuvasız kaldı.

Kül olan bitki örtüsü ve o canım ağaçlar dahil binlerce hayvan telef oldu.

Yangınla ilgili yorumsa;

Çok şükür can kaybı yok…

Can deyince sadece insanı algılıyorsan yok tabii.

Orman ahalisini oluşturan ağaçların,bitkilerin,hayvan türlerinin ki patlıcan

Sadece senin ki can öyle mi?

Her yaz yaşıyoruz, bu yaz tavan yaptı.

Muğla’nın cennet ormanları cehennem ateşiyle kavruldu.

Bilinen ölçü şimdilik 350 hektar.

Yeri gelmişken şu hektar meselesinin ne anlama geldiğini de yazıvereyim şuraya;

1dekar diğer ifade ile 1 dönüm 1.000 metrekareye eşit; 1 hektar ise 10.000 metrekareye eşit. Buna göre 1 hektar aynı zamanda 10 dönüme eşit oluyor. Kısacası

1 hektar = 10.000 metrekare yani 10 dönüm.1 dekar = 1 dönüm = 1000 metrekare

Kaç hektar demişlerdi ? 350 (400 diyende var)

Siz hesabı yapadurun ben bu gün yangın ile ilgili okuduğum bir makalede neler yazıldığını sıralayayım.

THK’ nun yangın söndürme uçakları yangına müdahale etmemişler,

Bakanlık Yetkilileri THK’nin ihaleye girdiğini ancak yüksek fiyat verdiğini dile getirmişler,

İhaleye giren şirketin yangına müdahale sırasında saat başına istediği rakam 26 bin TL.imiş,

Bakanlık bu helikopter firması ile 4 bin saat üzerinden anlaşma yapmış,

İhaleye konu anlaşma 104 milyon TL’yi buluyormuş,

Aslında THK’nun pahalı denilerek ret edilen teklifi 70 milyon TL imiş,

Bakanlığın yaklaşık maliyet hesabı ise 50 milyon TL imiş.

Sonuç olarak; bakanlık THK teklifini pahalı bulup ihaleyi iptal edip helikopter şirketinin 34 milyon TL daha pahalı olan teklifini kabul etmiş.

İnsanın aklına o ünlü Nasreddin Hoca fıkrası geliyor.Hani sayı ve dayakla ilgili olan.

Bir de bu ihalenin bir mimarlık firmasına verildiği yolunda ki iddialar var ki eğer onlar da doğruysalar birileri işin üzerine tüy de dikmek istemişler demektir.

Ayrıca uzmanlar helikopterlerin yangın söndürmede uçaklara göre daha zayıf kaldığını, bir uçağın söndürme, su taşıma kapasitesinin helikopterlere oranla 5-6 kat daha fazla olduğu söylüyorlarmış ki,getirin helikopter kovası ile uçak deposunu gözünüzün önüne aradakı farkı anlamak için uzman muzman olmanıza gerek yok.

Bu arada THK’nun yangın söndürme konusunda ki yeteneğinin uluslararası ödülleri ile de tescillendiğini belirtmekle yarar var.

Milletin ağzı torba değil ki büzesin; neymiş efendim THK bedelsiz olarak yangına müdahale etmek istemişte bakanlık hiç gerek yok arkadaşlar biz hallederiz demişler.

Yok artık…

Eğer varsa yani  bütün bunlar doğru ise, yangın ormandan önce başka yerlerde başlamış, genizleri yakan duman ilk onun dumanıymışta biz orman yangını sanmışız demektir.

Hiçbir şeyden emin olamamak, her hadiseye acabalarla yaklaşmak ne kadar fena.

Birde araştırmalar yapıp Türk halkının bilmem kaçta kaçı depresyonda filan demiyorlar mı?

Biz depresyonu geçeli çok oldu,artık cümleten işin paranoya halindeyiz. 

Muğla’nın  41 yılda çıkan orman yangınlarında 74 bin 699 hektar ormanı kül olmuş.

Sanırım bu coğrafyanın en büyük kadersizliği güzelliği.

İklimi,denizi,kıyıları,doğal güzellikleri buraları talan edip betonlaştırıp zengine pazarlamaktan başka ticari faaliyetlerde olabildiğini anlamayanlar tarafından yıllardır korkusuzca,arsızca katlediliyor.

İşin daha acı tarafı da bu konuda hiçbir etkin önlem alınamıyor.

Kimi imar barışı,diyor kimi turizmci ayaklarına yatıyor,kimi rantım da rantım diye helak oluyor, ötesini de bir kibrit hallediveriyor.

Bazen de işin Nirvanasına çıkıp,imar projesi ile taban tabana örtüşen yangınlar yaşıyoruz.Ne gariptir ki,yanan ormanlar yapılan otel,motel,villa her neyse onun kaplayacağı alan kadar oluveriyor.

Medya olaya iki bilemediniz beş günü konuya müdahil oluyor sonra her unutulup yeni bir yangınla demeçler patlatılıyor.

Çok şükür can kaybı yok…

Anadolu’da bir deyiş vardır.

Çeşitli  tehlikelere karşı önlem alınmadığında ‘’Gel Ayı ye beni’’ derler.

Diğer pek çok konuda olduğu gibi orman yangınları konusunda da bu minvaldeyiz.

Bazen ihale,bazen kayırma,bazen göz yumma,bazen oy kapma,bazen ihmal bazen de hepsi beraber  aymazlıklarla yurdumuzun akciğerlerini babalar gibi yakıyoruz.

Yakamadıklarımızı da yol,yurt vs diyerek bir punduna getirip kafa göz yara yara kesiyoruz.

Biz bunu hep yapıyoruz.

Bir bitmedi doğa ile kavgamız.

İşi matrağı doğanın intikam almayacağını  sanıyoruz.

Gelsin mi ayı yesin mi bizi?

Kim bilir beklide onu istiyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner193

banner246

banner254