Yeni dünya düzeninde var olan savaşın kod adı, alev topu!
Öyle ki, soğuk savaş döneminin en bel altı ve kalleş süreçlerini günümüzde yaşıyoruz. Dünya'nın baş belası ve nitekim ciğerci kedisi Amerika, yine oyun peşinde.
Ulusal borç stoğu ile dünyayı binbir türlü buhranlara sokan küresel işbirlikçilerin yeni oyun sahasına Venezuala'da eklendi. Amerika'nın topaç gibi oynadığı ülkelerin ve yine o ülkelerde binbir türlü zillete düşen milletlerin ahları ile an be an donduğuna, felaketlere uğradığına şahitlik ediyoruz hep birlikte!

***

Gelelim Türkiye'ye...
Elbette Ortadoğu savaşlarının en hızlı dönemlerinden birisine ve yine terörizm öncülüğünde yürütülen katliamlara şahitlik ettik. Zaman öyle bir an doğurdu ki, Türkiye'nin artık yerinde durmasına imkan yoktu. Ve durmadı da...

***

Bir yanda küresel oyuncular diğer yanda iç mihraklar derken 2009 yılında kendisini iyiden iyiye göstermeye başlayan işbirlikçi kuşatma, 15 Temmuz ihanet çemberi ile adeta alev topuna çevirdi ülkeyi. Milletin bağrından kopan birlik aşkı önce yürekleri sonra elleri kenetledi. Kamu içerisinde halen faaliyetlerini en üst düzeyde yürütme çabasında olan FETÖ'nün stratejik hedeflere yönelik sansasyonel eylemlere ve itibarsızlaştırma operasyonlarına an be an şahitlik ediyoruz. Öyle ki, çamur bile böyle çirkef bir hal almamıştı! Bir yanda iş dünyası içerisinde ki  FETÖ odakları uyanıyor, diğer yanda devletine sahip çıkanlara ısrarla ve haince kumpaslar kurulmaya devam ediliyor...

***

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Devlet Başkanlığı'nı hazmedeyen hazımsızları ve yine Bakanlar Kurulu'nun başarılı mücadelelerini muhalefetin görmezden gelmelerini elbette bir yere kadar sineye çekmek mümkün. Velhasıl muhalefetin derin sessizliğini veyahut saldırganlığını da anlayabiliriz! Lakin, muhalefet ittifakı olan Millet İttifakının liderleri arasında bulunan Kılıçdaroğlu ve Akşener'in Amerika'nın karanlık oyunlarına ısrarla sessiz kalmasını anlamak mümkün değil!

Siz hiç aslan ile kurt arasında bir boğuşma gördünüz mü? Vakit öyle bir vakit oldu ki, çakallar kurt gibi ulurken, kediler aslan gibi kükremeye başladı! Aslanlar ile Kurtlar birbirine düşsün diye sırtlanlar her türlü oyunu ve tuzağı kuruyor. Amerika'dan basına son yansımalar bize, Türkiye'ye tıpkı İran gibi ekonomik ambargo hayalleri kuran Trump yönetiminin acziyetini gösteriyor. İran'a karşı yıllardır ve ısrarla hem iç işbirlikçiler hem de içeriye yerleştirdiği CIA ve benzeri ajanlarla oyun içerisinde oyun kuran Amerika'nın Türkiye'de son 50 yılda ortaya koyduğu ihanet halkası daralmak yerine hızla büyüyor!

***

Atalarımızın dediği gibi "demirden korksaydık, trene binmezdik" misali Amerika'dan korksaydık 5 bin yıllık tarihi, 2 bin yıllık devlet bilincini, 700 yıllık imparatorluk ahlakımızı hiçe sayar onlar gibi iş içerisinde iş, oyun içerisinde oyun, kahpelik içerisinde kahpelik peşinde koşardık! Hani diyorlar ya yiğitler,"insan kaç defa ölür ki?"

Biz yıllarca ve ısrarla perdenin arkasını bir türlü göremeyen, görmek istemeyen bir millet olduk! Öyle anlar geldi ki, perdenin arkasında ki kukla oynatıcısının kuklalarının oyununa gelerek birbirimizi kırdık. Gazetecilerimizi sindirdik, iş adamlarımızı iflas ettirdik, kendi kendimizi bombaladık durduk! Kısacası, vuran da vurulanda hep bizden oldu... Oyunlarına kurban olduğumuz oyuncuları unutup onların oyunlarında kaybolduk.

***

Türkiye'nin gücünü görmek zorundayız!
Türkiye'nin gücünün Amerika'nın ciğerciliğine, İngiltere'nin peşkeşlerine, IMF'in kasasına teslim etmemeliyiz!
Elbette zor günler yaşıyoruz.
Peki ne kadar zor günler yaşadığımızı hiç düşündünüz mü?

Filistin gibi her gün ölüyor ve her gün yeniden ölmek için doğuyor muyuz?
Suriye gibi evsiz, yurtsuz, vatansız mıyız?
Irak gibi kültürümüzden, varlıklarımızdan, namusumuzdan yoksun kılındık mı?
Afganistan ve Pakistan gibi yıllarca birbirimizi iç savaşlarla tükettik mi?
Bosna gibi kara bir gece de katledildik mi?
Hocalı'da olduğu gibi çocuklarımızı gözlerimizin önünde kurşuna dizdiler mi?

***

Savaşmayı unuttuk!
Öyle bir hal aldık ki, birbirimizle savaşmaya başladık.
Şimdi çokta uzatmadan soruyorum sizlere...
Belki de bir uyanışa sürüklüyorum hepimizi!

Neden hem Kılıçdaroğlu hem de Akşener ısrarla Amerika ve yandaşlarının Türkiye'ye yönelik baskılarına karşı sessiz? Neden muhalefet proje üretmeyen adaylarla sahaya iniyor? Neden ısrarla "Mart'tan Sonra Bahar Gelecek" diye sloganlar atılıyor? Sosyal medyada bahar vurgusu neden en üst düzeyde tekrar ediliyor?

Sahi "Bahar" denildiğinde kim akıllara geliyor? "Bahar" hangi yapılanmaların hastane ve benzeri ticari oluşumlarının unvanı idi? Hangi ülkelere ve hükümetlere Amerika, "Bahar" ifadesi ile demokrasi getirdi?

Kısacası, gel pisi pisi gel! Misafir umduğunu değil bulduğunu yer... Lakin, biz ev sahibiyiz! Hatırlatayım dedim...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234