Belediye başkanlıklarına aday gösterilmedikleri için CHP’den, Karaoğlan’ın DSP’sine geçenlere birkaç sorum olacak.

Hatta sadece DSP’ye geçenlere değil; AKP’ye, MHP’ye ve de eski siyasi ağır toplardan DP’ye geçenlere de…

“1- Koltuğu kimseye bırakmamak uğruna yatay geçiş yaptığınız parti, sizin geçici durağınız mı olacak; yoksa umut kapınız mı?

2- Siz kendinizi vazgeçilmez olarak mı görüyorsunuz ki, tam da seçime şurada birkaç adım kala yıllardır sizi omuzlarında taşıyan partinize yüz çevirdiniz?

3- Birçoğunuz kim bilir kaç dönemdir belediye başkanısınız. ‘Ben gidersem belediye çöker!’ diye düşündüğünüz için mi, partinizi dakikada satıyorsunuz?

4- Ne yani!, sizden başka belediyeyi kimse yönetemez mi? Hele bu gerekçeyle gidiyorsanız biraz ayıp etmiş olmuyor musunuz?”

                                                          ***

CHP’den AKP’ye MHP’ye ve de DP’ye geçenler bir elin parmakları kadar az.

İttifak oylarını “bölerler mi bölmezler mi?”

O kadar önemli değil!..

Geçtikleri partilere katkıları ne olur?

Onu da yaşayıp görürüz.

Ancak!..

Aynı partiden DSP’ye “Hurraaa!..” deyip geçenler bayağı çok.

İttifak oylarını “bölerler mi bölmezler mi?”

İşte o çok önemli!..

Şu haliyle bile bu sorunun yanıtını “bölmezler” olarak vermek, sadece “abesle iştigal” olur.

“Bölerler!..”ağabeyciğim!

Hem de “babalar gibi bölerler!..”

                                                         ***

O zaman da!..

Özellikle CHP’li seçmenin kaygıları gerçek olur.

Şu anda CHP’ye gönül verenler ne diyor?:

“Oyların bölünmesi, sadece iktidara yarar!..”

Bu kaygılarında haksızlar mı?

Hayır!, kesinlikle “doğru” düşünüyorlar.

Her ne kadar partilerine sıkı sıkı bağlı olanlar…

Bu “geçenler” için; “Sanki bulunmaz Hint kumaşı!..” yakıştırması da yapsalar…

Özellikle bazılarının siyasi gücünden de haberdarlar.

..Ve o “güç” ister istemez “oyların bölünüp iktidara yaraması“ kaygısını yoğunlaştırıyor.

                                                        ***

Durum anlaşılmıştır herhalde…

Türkiye’de siyaset ne yazık ki “şahıs merkezli” yapılıyor.

Bu, ilk olarak adayları belirlemede ortaya çıkıyor.

Hep aynı şahıslar; ”ben seçtim oldu!..” mantığıyla “aday saptamayı” sürdürüyor.

Onlar “ben merkeziyetçiliğinden” kurtulamayınca, ikinci aşamada, bu kez adayların “ben” tavrı ağırlık kazanıyor.

İşte o “şahıs merkezli” seçim stratejisi de bugün herkesin eleştirdiği ortamı yaratıyor.

                                                        ***

Peki!..

Bu “olağanüstü transfer” olayında sadece DSP’yi “mecburi istikamet” olarak görenler mi hedef tahtası?

Onları o tahtaya oturtanların hiç mi suçu yok?

Olmaz olur mu?

Onun için CHP Genel Başkanı ve onun kulağına aday adı fısıldayanlara da sormak lazım:

1- Aday belirleme süreci adil, şeffaf ve ilkeli mi oldu?

2- Liyakat ilkesi kenara bırakıldığı söyleniyor; bu doğru mu?

3- Aday seçiminde şahsi yakınlık ve tutum mu öne çıkarıldı?

4- Olağanüstü kurultay isteyen başkanlar mı devre dışı bırakıldı?”

                                                        ***

Özetle.

“İki tarafı şeyli değnek!“ durumu var ortada…

Bir tarafta, makam, mevki ve güç için atılan taklalar…

Diğer tarafta, onları bu taklaları atmaya adeta zorlayan zihniyet…

Ama bu kargaşa, CHP’nin yüzde yüz kazanacağı varsayılan yerleri bile tehlikeye atacakmış!

İşte o durum kimsenin umurunda değil…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246