banner262
banner263

Coranavirüs,Covıd-19,Wuhan, Lombardiya,Yarasa çorbası,Semptomlar,Test /tanı kiti,Karantina,Pandemi, Peak (pik yapmak),Karantina,Maske, Gözlük,

Dezanfektan,Kuluçka,,Molüküler test,Ventilasyon cihazı,Entübe dönemi,

Salgın,İzolasyon,Konakçı,Kaynak,Vaka,Bulaşı,Mutasyon,Uzaktaneğitim,Sanitasyon,

Kimyasal tulum,,hızlı kit,Termal cihaz,Bilim kurulu,Pandemik,Epidemik.Bireysel ohal.Sürü bağışıklığı,Koz,Who,Pozitif -Negatif sonuç,Gece twetleri,Kritik eşik…

 ve Kolonya.

Bazılarına aşinaydık zaten;bazılarını yıllar boyu yaşadıklarımız sonucunda çoktan öğrendik, bazıları da son bir aydır girdi günlük dilimize.

Yazıya adı ile başladığım o bela öğretti hep bunları bize…

Öğretmekle de kalmadı ezberletti musibet.

Terimleri sıralarken kolonyayı ve diyerek ayırmamın sebebi, hepimizin kuşaklar boyu aile bireyi muamelesi yaptığımız bu vazgeçilmemizin hakkını bir kez daha teslim etmek içindi.

Ancak yukarıda yok ama son derece ciddi bir terim daha girdi hayatımıza.

En azından bir kısmımızın hayatına.

FRK-20

Yok yok yeni bir virüs türü filan değil bu.

Aman diyeyim yanlış anlaşılmasın.

Farkındalık sözcüğünü biraz kısalttım hepsi o.

20 de 2020 nin 20 si.

Tarihe not düşmek babından yani.

Virüs ile birlikte aslında var olduklarını hep bildiğimiz,ama ya işimiz düştüğünde hatırladığımız ya da çok alışıp acaba ne haldeler diye içimizden bile geçirmediğimiz pek çok terimi/ismi fark etmeye başladık.

Örneğin;

Sağlıkçılarımızı fark ettik.Hani zaman zaman kafa göz girdiğimiz  o sağlığımız için bu günlerde hayatlarını ortaya koyan, çok üzücü ama bazen de yitiren hekiminden, hemşiresine,laborantından,hizmetlisine,112 ekibinden,güvenliğine gerçek sağlıkçıların farkına vardık.  Alkışladık bile onları pencerelerden yarı belimize kadar sarkarak.

Sonra,

Kadrolu olanlardan şansları dışında  hiç bir eksikleri olmadığı halde,bir türlü atanamayıp açlık sınırında maaşlara razı olan ve okulların kapandığı bu süreçte o maaşları da kesilen sözleşmeli öğretmenleri fark ettik.Ne çok olduklarını da.

Cumhuriyet değerlerinin başta sağlık üzerine olanların böylesi günler de beş kez daha değerli olduklarını çoğunluğumuzun fark etmesi de artık an meselesi.

Devamla;

İnşaatlarda çalışan  8-10 kişilik koğuşlarda kalan işçiler olduğunu,

Ahır denilerek nitelenen  yerlerde üniversite öğrencilerimizin barındığını,

Makarnadan kolonyaya ne varsa üzerine yüklenip  vahşice zam yapan fırsatçıların sürüsüne bereket olduğunu,

Ülkemizde yövmiyeli çalışma denilen bir olgunun varlığını ve çalışılmadığı gün para da kazanılamadığını, bunun da milyonlarca aktörü olduğunu,

Yaşlılarımızın  dünyaya bizden önce gelmelerinin bir suç olmadığını…

Fark ettik.

Bilimin de farkına vardık ki bu çok önemliydi.

Bu farkındalığımız virüslerle hurafelerle mücadele edilemeyeceğini gözümüze soktu.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘’En hakiki mürşit ilimdir fendir sözünü’’ hatırladık.

Başka?

Başka,büyük devlet olabilmenin milletini risklere karşı koruyup kollaması ile doğru orantılı olduğunu fark ettik.

Dinimizin emrettiği pek çok şeyin üzerinden atlamaya alışmışken yine onun bir emri olan temizliğin sağlığımızın en önemli sigortası olduğunu anladık.

El yumruğunu yemeyenin kendi yumruğunu balyoz sandığını gördük; koca koca ülkelerin bir mikrondan bile küçük virüs karşısında düştükleri durumlarla.

Hep birlikte yaşayabilmenin  güzelliğini fark ettik,öksüz kalmış caddelerimize sokaklarımıza bakarken.

Korkunun ecele faydası olmadığını belledik.Önemli olanın önlem alabilme yeteneği gerektirdiğini fark ettik.

Hepimizi hipnozu altına alan paranın aslında ne kadar tehlikeli olduğunu görüverdik birdenbire, acaba virüs kapar mıyım diye endişelenip,yıkayamaya bile çalıştığımız, midemizin kalktığı o kağıt ve metalden mamul insan uyduruğu banknot ve bozukluklara dokunmaktan imtina ederken.

Virüsün en azından adil davranıp zengin ve yoksul ayırmadığını fark ettik; çoğumuz daha İlahi adaleti kavrayamamışken.

İstatistiği fark ettik istatistiği. Vaka,ölüm,iyileşen sayısını öğrenmek için gece yarısı ekran önlerinde nöbet tutarken.

Arkadaşlarımıza,dostlarımıza,aile büyüklerimize evlatlarımıza,torunlarımıza burnumuzun dibinde otursalar bile hasret kalabileceğimizin de ihtimal dahilinde olduğunu fark ettik; en azından görüntülü konuşma yapabilmek için çırpınırken.

Hoyratça kullanmaya alıştığımız parklarımızı,bahçelerimizi,dağlarımızı,denizlerimizi doğamızı özleyebilmenin mümkün olduğunu kavradık.

Ve sanırım en en önemlisi;

Ata sözlerimizin doğruluğunu fark ettik milletçe.

Lafla peynir gemisinin yürümeyeceğini,kişinin ainesinin işi olduğunu yine lafa bakılmayacağını.Tabi ak akçenin kara gün için olduğunu da…

Covid-19  fark ettirdi tüm bunları.Atladıklarım varsa siz ekleyiverin.

FRK-20 de,teyidi oldu.

Durum ciddi.

Milletçe şansa da ihtiyacımız olan günler yaşıyoruz.

İhtimal bir süre daha da yaşayacağız.

Dilerim bu alacakaranlıktan çıkınca

Farkındalıklarımıza bir de şanslı Millet olduğumuzu ekleriz….

Nerede kalmıştık diyerek,

Hepsini heybelerimize koyup yolumuza devam ederiz…

Ama hiç birini unutmadan.

Hiçbirini atlamadan.

Olmadık bir şey çıkıpta yeniden hatırlatmadan…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254