Uzun zamandır, basın toplantılarına girmiyordum. Zaten burada da değildim. Birkaç günlüğüne geldim ve sevgili Zafer Opsar’a yakalandım.

Çarşamba günü, Ender Çay Bahçesi’nde “Farklıyız, Birlikteyiz, Biz Türkiye’yiz Girişimi” adlı bir platform basın toplantısı yapılacakmış. Davet etti. Ben de, hem platformun isminden hem de Zafer’den dolayı icabet ettim.

İçinde Eski CHP İl Başkanı Şahin Gençal, Eski AK Parti İl Yön. Kur. Üyesi ve 2004 Nilüfer Bel. Başkan adayı Tahsin Bulut, Sendikacı ve MHP MV adayı Selçuk Türkoğlu, Eski Bursa Baro Başkanı Ekrem Demiröz olmak üzere 41 kişi, ülkedeki gerilimleri ve bunun üzerinde yükselen sorunları ele alan toplantılar yaparak bir noktaya gelmişler. Bu girişimi kamuoyuna tanıtmaya karar almışlar.

Güvensizlik ve toplumsal kutuplaşmanın ülkeyi iç savaşa doğru sürüklediği tespitini yapıyorlar.  Hatta sürecin iradi olarak bu noktaya doğru götürüldüğünü, farklılıkların sürekli kaşındığını ve birbirlerine karşı düşmanlaştırıldığını düşünüyorlar.

Bu tespitten hareketle, “farklılıklarımızı birbirimize dayatan değil, onları fark eden ve onlar üzerinden bir uzlaşma kültürü geliştiren bir toplum olma mücadelesi vermeliyiz(…) İstediğimiz şey; huzurdur, barıştır, demokrasidir, herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir Türkiye’dir. Bu girişimin amacı; ayrışma değil, bir arada yaşama kültürünün bizzat yurttaşlar eliyle sağlanabileceğini tüm ülkeye göstermektir” demekteler.

Peki, dedikleri gibi toplum olarak biz farklı mıyız?

Bence hem evet, hem hayır.

Bakınca bazı farklılıklarımız olduğu açıktır.

Örneğin, etnisite farklılıkları, mezhebi farklılıklar, eğitim, kültür, gelir ve yaşam tarzı farklılıkları olduğunu görmekteyiz. Bu farklılıklar kimi zaman zenginlik, kimi zaman tehlike demektir.

Bu gün, bu farklılıklarımız daha da açılmakta, birbirine yabancılaşmakta, düşmanlaştırılmakta ve toplum atomize olmaktadır.

Ve buna bağlı olarak, partiler arasındaki siyasal makas da gittikçe açılmaktadır.

Zaten siyasal/politik kültürümüzde bunun alt zemini vardır.

Biz de politika sivil bir kavram değildir. Askeri-merkezidir. Partiler sivil toplumun bir uzantısı olarak oluşmamıştır.  Askeri- merkezi düzen modeli ile kurulmuşlardır. Özellikle 12 Eylül Anayasası ile bu daha da merkezileştirilmiştir. Tek belirleyiciye indirgenmiştir.

Çatışmacıdır. Tüm süreçleri ve politikaları çatışma kültürüne göre organize eder.  

Siyasal kültürde, diğer partiler "karşı taraf" kabul edilir. Bu nedenle karşı tarafla uzlaşma kültürü yoktur. Çünkü karşı taraf düşman kabul edilir.  Uzlaşanlar; işbirlikçi, korkak ve kişiliksiz olarak muamele görür.

Saflar öyle belirlenmiştir ki, siyasal kültürümüze göre; karşı tarafın alimi, kendi tarafının cahilinden daha mutebersiz olarak kabul edilir.

Ülke siyasal kültüründe eleştiri; yıpratma, özeleştiri ise, acizlik olarak yorumlanır. Bu nedenle merkezin ürettiği politikalara karşı eleştiri yasaktır.

Bugün siyasal kültürümüze girmiş olan ne kadar olumsuz ve kötü yön varsa, tümü kullanım sahasındadır.

Bu nedenle kaygılar doğrudur.

Ama bu gibi platformlar tutar mı?

Bilemiyorum, bugüne kadar tutmadı.

Ülke çok çatışma gördü ama hiç bu kadar atomize olmamıştı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
MAHMUT BAYCAN 2 yıl önce

ÇOK GÜZEL,BU GÜNE KADAR TUTMAMIŞ AMA,
DENENMELİ..BENDE VARIM.ÇÜNKÜ FARKLIYIM..

banner234