Geçen hafta, annemin rahatsızlığı nedeniyle Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde ameliyat olması gerekti.

Neyse, Üroloji Kliniği’ne yatışını yaptırdık.

Ertesi gün de ameliyatı gerçekleşti.

Bir gün sonra da taburcu edildi.

Eve geldik; sıkıntısı devam ediyordu. Doktorunu arayıp sorduk; “Hocam bu ne iştir?” diye.

Böyle bir şey olmaması gerekirdi; hastayı alıp getirin dedi.

Biz tekrar annemi alıp fakülteye gittik.

Bir takım tetkikler daha yapıldı; bakıldı, edildi.

Yok bir şey denildi, zamanla düzelecek.

Şimdi dün annemin tekrar hastaneden çıkışı yapıldı.

Şimdi bekliyoruz bakalım durumu ne olacak…

 ***

Asıl benim söyleyecek başka şeylerim var bu dört günlük hastane serüvenine dair.

Bazı tespitlerim oldu.

Gözlemlerim oldu.

Karşılaştığım şeyler oldu. Bunları paylaşmakta fayda görüyorum…

Şöyle ki;

Hastanın idrar torbası doldu, değiştirilmesi gerekiyordu.

Servis hemşiresine söylediğimde; biz bu işe karışmıyoruz; siz kendiniz değiştireceksiniz dendi.

Benim bildiğim bu işleri hastane görevlileri yapardı.

Hemşire son derece ukala bir tavırla ilgilenmeyeceğini söyledi.

Ben de başhekimliğe telefon edip durumu anlattım.

“Tamam beyefendi, biz arkadaşları arayıp söyleyeceğiz” dediler.

Daha sonra, erkek bir hastabakıcı gelip dolan idrar torbasını değiştirdi çok şükür.

***

Diğer bir konu ise bölümden bazı hemşirelerin ortak kullanılan oturma salonunun sehpalarına hükümet karşıtı gazeteleri özellikle bırakmaları konusuydu.

Bunu resmen bana da söylediler zaten.

Bunun ötesinde yatan bir erkek hastanın oturma salonunda yine kendi ideolojik yapısına uygun gazeteleri özellikle sehpaların üzerine bıraktığını gördüm.

Hatta bu hasta, meydanda siyasi nutuk çekip hükümete veryansın ediyor ve yetkililer tarafından ses çıkartılmıyordu.

Ertesi gün ben de elimdeki gazeteyi bırakınca isyan çıktı ve ortalık birbirine girdi.

Meğerse burada siyasi ve ideolojik bir yapılanma varmış da ben nereden bileyim?!..

Bunun video görüntülerini rektör beye de ulaştırdık; Bakalım ne yapacak?!..

***

Diğer bir konu ise, ACİL GİRİŞİ yanındaki girişte yaşanmakta.

Bu konu hakkında bana daha önce de şikayetler gelmiş ve ben bunu bizzat rektör beyle paylaşmıştım.

Rektör bey bana bunun gerektiğini haritalar üzerinde uzun uzadıya izah etmeye çalışmıştı.

Ancak, şimdi gördüm ki; buraya konan turnike gerçekten de sıkıntı yaratıyor.

Hiç de lüzumu yok.

Vatandaşa eziyetten başka bir işe yaramıyor.

Eğer konu güvenlik ise hastanenin diğer kapılarından da millet rahatlıkla girip çıkabiliyor.

Kalkıp da vatandaşları sürgüne gönderir gibi ta uzaktaki kapıya sürmenin ne alemi Allah aşkına?!..

Bunlar saçma sapan sözümona tedbirler.

Yaşadım ve gördüm; hiç kimse kusura bakmasın.

***

TAŞERON KONUSU

Gazeteci olduğumu öğrenen taşerondan hastane çalışanlarının yoğun şikâyetleri ile karşılaştım.

Ne olacak bizim halimiz diyorlar.

Bunu gündeme getirmemi istediler.

Dedikleri şu:

Başbakan Davutoğlu bizlerin kadroya geçirileceği sözü vermişti ama bu konuda hiçbir gelişme sağlanamadı.

Şimdi, bu işin yatacağı konuşuluyor.

Bizler o kadar heveslenmiştik ama şimdi ümitsizliğe düştük.

Bize verilen sözler unutulmasın ve devletin malı olalım.

Taşeronların insafsız köle sistemine karşı devlet baba bizlere sahip çıksın.

Evet beyler, taşeronlara karşı millet evlatlarına sahip çıkıp ezdirmeyelim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.