Piyasalarda ismi tam olarak konulmamış bir ekonomik durgunluk yaşıyoruz. İhracat rakamlarına baktığımızda, yükselme var. İthalat rakamlarında yükselme var. Fakat başta inşaat ve otomotiv sektörü olmak üzere ülke ekonomimizin yüzde 60’lık diliminde ise daralma var.

Ne olacak bu memleketin hali? Diye soru soruyoruz sokakta karşılaştığım zaman birbirlerimize.

Bakıyoruz. Ekonomik sıkıntıların aşılmasına yönelik önümüze konulan bir açı reçete şimdilik yok gibi gözükse de, ulaşımdan elektrik fiyatlarına, petrol fiyatlarına, doğalgaza yapılan zamların bu açı reçetenin ilk basamağı olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz.

Bizler ne krizler gördük, yaşadık. Çok şükür hepsinden dimdik ayakta çıkmayı başardık diyesim geliyor ama gerçek böyle söylemlerle bir olmuyor.

Nedeni, 1974 ve sonrasındaki krizlerde yokluklar dönemini yaşadık. Kuyruklar döneminde büyüdük. Sonrasında, 1980 24 Ocak kararlarıyla cebimizdeki paranın değeri birden yarı yarıya düştü. Sonrasındaki 12 Eylül darbesiyle de yurt dışı ekonomi ve pazarlarında daralma oldu. Sonrasında, ülkemiz 1989 krizine kadar gayet iyi gitti. O sene, hem siyasi hem de ekonomik kriz ülkemizin kaderini değiştiren ve koalisyon hükümetlerinin tekrar başlamasına yol açan adımları attırdı halkımıza.

Sonra, 1991 krizinde iktidar el değiştirdi.

Sonrasında, 193 ve 1994 krizlerini yaşadık. Hükümetler kuruldu. Bozuldu. Koalisyon görüşmeleri kilitlendi. Siyasi liderler, devletin kasasının tam takır kuru bakır olması nedeniyle çare ararken bir anda ülkemizdeki siyasi krizlerle de cebelleşmek zorunda kaldılar.

Krizler bununla bitmedi. 1997 krizi yine hükümet değişikliğine yol açtı. 1999 seçimlerinde muhalefet seçimlerden birinci parti çıktı ama hükümet yine koalisyon oldu. 2002 krizine kadar da güç bela iktidar koltuğunda kalabildiler. Ha, bu koltuk uğruna birde İMF müfettişi olan bir vatandaşı getirip hazineden, maliyeden ve ekonomiden sorumlu bakan yaparak kabineye aldılar.

Geldik, 2002 seçimlerine. Yeni kurulmuş bir parti tek başına iktidar oldu. Ülkemizdeki siyasi istikrar böylece sağlanmış oldu. Ekonomik istikrar için ise epey bir zaman geçti. Halkımız, krizleri yaşamak istemediği için sabırla yeni hükümetin ve iktidarın ekonomide yaptıklarına destek oldu. Sonrasında ülkemiz 2004 mahalli seçimleriyle beraber, iktidar ile yerel iktidarın, mahalli iktidarın aynı güçte buluşmasıyla nefes aldı. Yatırım arttı. Güven arttı. Yurt dışı yatırımcılar ülkemize gelerek piyasalara ekonomik katkı sağladılar.

Sözün kısası, ülkemiz 2002-2014 senesine kadar tam 12 yıl ekonomide altın çağını yaşadı diyebiliyoruz. Sonrasında ise ekonomi daraldı. 5 yıldır bocalama dönemindeyiz. Son yapılan seçimlerde de vatandaşlarımız artık ekonomik yönden bunaldıklarını, sandıklarda iktidara hissettirdi. Piyasalardaki durgunluk bunu açıkça göstermeye başladı. Esnafın deyimiyle yaprak kıpırdamıyor.

İktidar, seçimler sonrasında ekonomik konulara el attı. Daralan, yapmak bile kıpırdamadığı konuşulan iç piyasanın canlanmasına yönelik bazı önemli kararlar alındı. Dün, Merkez Bankası, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 24’ten yüzde 19,75’e indirilmesine karar verdi.

Merkez Bankası politika faizini 425 baz puan indirerek yüzde 24’ten yüzde 19,75’e çekti.

Bankadan yapılan açıklamada, bu uygulama şöyle özetlendi;

 “Son dönemde açıklanan veriler iktisadi faaliyetin ılımlı bir toparlanma eğilimi sergilediğini göstermektedir. Küresel büyüme görünümündeki zayıflamaya rağmen rekabet gücündeki gelişmelerin etkisiyle mal ve hizmet ihracatı artış eğilimini sürdürmekte, özellikle turizmdeki güçlü seyir doğrudan ve bağlantılı sektörler kanalıyla iktisadi faaliyeti desteklemektedir. Önümüzdeki dönemde net ihracatın büyümeye katkısını sürdüreceği; enflasyondaki düşüş eğilimi ve finansal koşullardaki kısmi iyileşmeyle birlikte ekonomideki kademeli toparlanmanın devam edeceği öngörülmektedir. Büyüme kompozisyonu dış dengeyi olumlu etkilemektedir. Cari işlemler dengesindeki iyileşme eğiliminin sürmesi beklenmektedir.”

Evet, bu önlem alındı. Faizler düşürüldü. Döviz fiyatlarında dalgalanma oldu. Akşam saatlerinde ise döviz fiyatları, faizlerin düşürülmesine pek fazla tepki vermediğini gözlemledik. Önümüzdeki günler neyi gösterir bilemiyorum ama ilk gün böyle karşılandı.

Peki, alınan bu önlemler iç piyasanın canlanmasına yol açabilecek mi?

İnşaat sektöründe yeniden keser ve çivi seslerini duyabilecek miyiz?

Otomotiv sektöründe ücretsiz izine ayrılan işçilerimiz iş başı yapabilecekler mi?

Çarşı-Pazar fiyatları düşecek mi?

Bankalar, kredi faiz oranlarını düşürecekler mi?

Kredi alabilme adına bankalara başvuranlardan deyim yerinde ise ipotek, kefil vs yanında deyim yerinde ise anasının nikahının istenmesi uygulaması sürecek mi?

Yeni uygulama ile bu sorulara cevap bekliyoruz hep beraber..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246