banner262
banner263

Malum fabrikalarda üretilen her ürün ya olması gerekeni ile çıkar üretim bantlarından.(fabrikasyon hatalarını katmıyorum tabii)

Yani piyasaya her biri test edilerek onaylananları ve kalite kontrollerde tam puan alanları sürülür.

Zaman içerisinde kendilerine yapılan çeşitli modifiyelerle üretim amaçlarının dışında kullanılmaya başlasalar da,sıkışılan durumlarda her zaman fabrika ayarlarına dönün butonu vardır bir yerlerin de.

Bir yerlerinde de derken en azındankılavuzlarında…

Koronavirüs işte bunu bir kez daha anlatıyor insanlara.

Can yaka yaka,ala ala insanlığı fabrika ayarlarına dönmeye zorluyor.

Hoyratça ve geleceği hiç umursamadan mavi gezegene verilen içerisinde ekolojik dengeyi bozacak kadar tehlikeli unsurlar barındıran modifiyeden bir an önce vaz geçilmeleri konusunda son derece ciddi bir şekilde uyarıyor.

Uyarmakla da kalmıyor,vazgeçilmediği takdirde neler olabileceğinin fragmanlarını gözüne soka soka izletiyor.

İnsanın doğa ile cebelleşerek,onu kendi isterisine mahkum etme çabası güvendiği ne varsa elinden teker teker alınarak imha ediliyor.

400-500 mikro hücre çapında bir virüs bile yetiyor insanın o bitmek bilmez acıklı egosunu yerle yeksan etmeye.

Şimdi denilebilir ki;

Bu ilk kez olmuyor; yıllar boyu yaşanılan ve aralarında Justinyen Veba Salgını, Kara Veba, Hıv / Aıds, İspanyol Gribi ,Asya Gribi, Kolera Salgınları ,Suçiçeği, Hong Kong Gribi, Batı Afrika Ebola Salgını gibi milyonlarca cana mal olmuş pandemik vakalar insanı çıktığı bu dönüşü olmayan yolda durdurmaya yetmemiş,tam aksine geçen süre zarfında teknik kabiliyetini kat be kat arttırarak doğayı tahribi teknolojik boyutlara getirmiş. Açıklanan verilere göre  tüm bu salgınların insana verdirdiği  zaiyatın en düşüğü(şimdilik belki) olarak seyreden korona mı değiştirecek bu çarpık algıyı?

Mantıken doğru.

Ancak işin bir de globalleşme meselesi var.

O büyük salgınların olduğu yıllarda insanlık henüz birbiriyle bu kadar içli dışlı değildi.

Dolayısı birbirlerinin sahip oldukları değerlerden de çok haberi  yoktu.

Ve tabi bu denli geniş bir yelpazede ihtiyaçları da sınırlıydı.

Ne aman ki vayy onlar da var ben de yok; alıvereyim ellerinden benim olsun  hinliğine düşüp,kapitalizmi icad ettiler.

Film orada koptu.

Koptu çünkü Kapitalizm dünyaya tek gelmedi.Aynı batında ikizi Emperyalizmde açtı gözlerini dünyaya.

Uluslararası kör dövüşü o gün bu gündür tüm şiddeti ile sürüyor.

Ülkeler çeşitli komplekslerinin esareti altında en büyük benim in kurallarını yazmaya çalışıyor.

Biz bu tek dişi kalmış canavarların hemen tümüne birden dünyanın gelmiş ve gelecek en büyük destanını yazdığımız için onların paranoyalarına hiç kapılmadık.

Sanıyorum ki,koronavirüs bu günden itibaren insanın hayata bakış şarkısının notalarının sol anahtarı olacak.

Çünkü onun yalnız olmadığı artık bir sır değil.

19 un 20-21-22-23…olarak evrilmeyeceğinin de hiçbir garantisi yok.

Onu atlayıp hiçbir nota yazılamayacak.Yazılsa da okunamayacak.

Herkes gördü ki özellikle ekmek küçülünce paranın da bir hükmü kalmıyor.

Dünya önce canın derdinde.

Gözünün cananı gördüğü bile yok.

Baksanıza maske konusunda bile o koca koca ülkeler birbirlerine madik atmak için ne numaralar yapıyorlar ve daha başka konularda da ne numaralar yapacaklar.

Demem o ki;

Ben biz Türklerin dünyanın en halisane fikirli milleti olduğuna inanırım. O yüzden diğer ulusların it dalaşlarıyla pek ilgilenmem.

Hem bizim diğerlerine nazaran fabrika ayarlarımıza dönmemiz de daha kolay.

Bakın Anıttepe’ye; o müthiş fabrikatörün ışığı hiç körelmeden  tüm yurdun üzerinde parlamaya devam ediyor.

Yap dediğini yapsak

Yapma dediğini yapmasak

Yetecek…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254