Düğüne davet ediliyorsun, damat yok!

Düğüne geliyorsun oturacak masa yok!

Gelini almaya gidiyorsun, gelinin annesi bir sürü şımarıklık yapıp, “kızımı vermem” diyerek saçmalıklara imzasını atıp kendini yerlere bırakıp; sonra hiçbir şey olmamış gibi düğüne gelen kız tarafının yazdığı tiyatrodayız işte!

Bu ülkenin şehirlerinde maalesef böyle tatsız olaylarla karşılaşıyor, kahroluyor,  bir daha çıkamamak üzere, yerin dibine geçiyoruz!

Yaşadığını sanan, yaşıyoruz bizler diyen, daha kefene, tabuta girmeden, musallaya girmeden, ruhları, ufukları giden, sivil toplum adına yola çıktığını sanan,  ölü taklidi yapan, masaların altına giren, misafiri çağırıp sofrasında yer ayıramayan ufukları kıtlaşmış, buzlaşmış, yaşayan ölülere şahit oluyoruz bu coğrafyanın şehirlerinde…

Böyle manzaralara bakınca da,  şaşırıp kalıyoruz.

Bir başka taraftan baktığımızda ise…

Kentin sorunlarını dile getirmek, sivil topluma öncü olmak için kurulan bazı derneklere şöyle uzaktan, yakından baktığımızda, çalsın sazlar oynasın kızlar edasında yönetim kurulu üyelerine tosluyoruz. Tuncay abi!

***

Alın size güzel bir örnek…

Yaralı parmağa merhem olmak şöyle dursun, “Ahmet Dursun, Seba gitsin” diyenlerle bir kafada olanlar,  etkinlik düzenleyip davet ettikleri birkaç gazeteciye masa ayırmayı bile akıl edemiyorlar.

Geçtiğimiz Pazar günü, kerameti kendilerinde saklı, protokole (T) ile (U) masa ayırmak için türlü atraksiyonlar yapan dernek yöneticileri, Yunus Emre Spor Kompleksi’nde düzenleyecekleri iftar programına davet mektubu gönderdikleri gazetecilere masa ayırmak şöyle dursun, adamların oruçlarını açmalarına bile fırsat verecek dalkavukluğu düşünemeden, basın mensuplarına yer göstermeyip evlerine postalamışlar.

Gazetecilerle birlikte oruç açamayan onlarca vatandaş da geldikleri kapıdan dışarı çıkmak zorunda kalmışlar.

Bu arada ayakta bekleşenlere bir yönetim kurulu üyesinin “siz 5 dakika bekleyin” dedikten sonra ortalıktan kaybolması ise, kocaman bir ayıp!

***

Sormak istiyorum, sizler tanınan, bilinen bir dernek olarak nasıl böyle bir organizasyon yaptınız?

Bir program ayarlarken hangi kriterlere göre misafirlerinizi çağırıyor, onları ağırlamak için ne gibi çaba harcıyorsunuz?

Etkinliğinize, programınıza davet ettiğiniz, bizzat aradığınız gazetecilere iki tane masa ayarlamayı akıl edemezken, protokol masalarını gelin gibi süslemeyi neden ihmal etmediniz?

Siz, yoksa davet ettiğiniz misafirleri aç bırakma, ayakta bekletme derneği misiniz?

Üstüne üstlük mübarek Ramazan, oruçlular var işin içinde!

Suyun ötesi diye diye, suda boğulmak ve havanda su dövmek istemiyorsanız; misafire hürmet nasıl olur bilemiyorsanız size öğretsinler.

Yok, biz bir medeniyetin çocuğuyuz diyorsanız, önce medeniyetin kitabını doğru okuyun, sonra kalkın evinize misafir davet edin.

Tabi, bu dünyadan “göçüp” gitmeden elinizi çabuk tutun…

Derneğin ufku kıtalar dolaştığını sanan, iftarda misafirlerine yer gösteremeyen yöneticileri!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.