Ülke siyasetinde geleceğe yönelik konuşulanları ve yaşanılan fiili olaylarla ilgili olarak dün kaleme aldığım “siyasetin yenisi” başlıklı yazım üzerine okurlarımdan gelen tepkilerden, “bu iş daha çok fazla su götürür” mesajını aldım.

Bir okurum arayıp, iş dünyasında çok konuşulan Kayserili hikayesini hatırlattı. Bu anlatılanlar halkımız arasında çok fazla konuşulmasına rağmen ben yine de Kayserili vatandaşlarımızın üzerlerine alınmamasını, olayın sadece bir nükte olarak değerlendirilmesini istiyorum.

Konu şu; bir Kayserili, köylerinde kullandıkları eşeğin (merkep) yaşlanması üzerine babasının yeni eşek aramasını nasıl fırsata çevirmiş?

Tarlasına gidip gelme ve tarlaya gidip gelirken zorunlu malzemeleri götürüp, gelirken de ürünleri yükleyip taşımakta kullanılan bir eşek yaşlanmış. Kayserili adam da yeni eşek arayışına girmiş. Çevre köyleri gezmişler. Yakın ilçelere bakmışlar. Arzu ettikleri gibi yeni bir sıpa ve yaşı uygun olan eşek bulamamışlar. Evde bu konu konuşulurken, “benim istediğim eşek, kahverengi tüyleri olan, üzerine bindin mi kırbacı vurmadan kendi kendisine hareket edecek olan bir eşek olmalı” demiş.

Babasının bu isteğini duyan oğlu da o gece sabaha kadar uyamayıp, eşeği kahverengiye boyamış. Tüylerini tarayıp, bir güzel de makyaj yaparak, ahırdan çıkarıp, köy meydanına getirip, kahvenin önüne bağlamış. Sabah ezana uyanıp camiye giden baba, gelirken kahvenin önündeki kahverengi eşeği görünce, “tam benim aradığım eşek bu” diye sevinmiş. Hemen sahibini aramış. Oğlu da bu arada bir arkadaşını ayarlayıp, eşeğin sahibi yapmış. Sonra pazarlıklar falan, bizim Kayserili köylü babamız, kendi eşeğini bir avuç dolusu para vererek yeniden kendi satın almış.

Bu hikayeden çıkarılan ve ticaret hayatında konuşulanlara göre; Kayserililerin ticarette bu kadar aktif ve inatçı olmalarının nedeni bu olay ile özetlenmiş. Onun için pek çok ticaret erbabı, Kayserili iş insanları ile olan ticaret ve alış verişlerinde bu eşek hikayesini unutmadan hareket ediyorlarmış. Yeni başlayanlar içinde bu olayı anlatıp, dikkatli olmalarını tembih ediyorlarmış.

Gelelim şimdi, bu olayla ilgili siyasete yapılan yakıştırmalara. Hani, büyüklerimiz eski yıllarda söylemişler ya; “eskiye rağbet olsa idi Bat Pazarına (Bit pazarı) nur yağardı.”

İşte sözün kısası bu.

Okurlarım, eski yıllarda ülkemizdeki siyasi yapıya, 12 Eylül sonrası siyasi yapı ve 2002 seçimleri sonrasında bütün alışkanlıkları değiştiren ve seçimlerde sürekli oylarını artıran siyasi yapıya göre değerlendirme yapıyorlar.

12 Eylül öncesinde malum, koalisyonlar dönemi var. Anarşi dönemi var. Ekonomi ise elle tutulur, gözle görülür bir garanti vermiyor. Siyaset zaten garanti vermiyor. Malum, 5 Haziran 1977 tarihinde İstanbul Belediyesine ait olan Güneş Motel’deki on bir milletvekilinin Adalet Partisi’nden istifa ettirilip bağımsız kalmaları ve hükümette bakan olarak görevlendirilmesiyle Bülent Ecevit’in CHP öncülüğünde azınlık hükümeti kurması olayı. Bu siyasetin belki de etik kurallarının yerle bir edildiği gün olarak Türk siyasi tarihine yazılacak bir vaka. Bu olayda da bir Kayseri milletvekili o dönemde Adalet Partisi’nden istifa ettirilip Bakan yapılmış! Sonra da hapse girmiş…..

İkinci gelişme ise 12 Eylül askeri darbe sonrasında darbe hükümetinin başbakan yardımcısı Turgut Özal’ın kurduğu Anavatan Partisi’nin tek başına iktidara gelmesi ve iktidarda ancak 2 dönem güç bela kalabilmesi. Sonra yeniden başlayan koalisyon dönemleri.

Sonrasında ise ekonomik güçlüklere göğüs gerebilme adına İMF’den komiser ithal edip hükümete dahil eden ve o kişiye ekonomiyi bütünüyle teslim eden bir DSP-ANAP ve MHP koalisyon hükümeti. Bu koalisyonunda ömrünü MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Bursa’nın Keles ilçesi Kocayayla’da yapılan Türkmen Şöleni sırasında erken seçim kararı alınmasına yönelik önerisi olmuştu.

Sonrasında 2002 seçimleri. Yeni kurulan AK Parti’nin tek başına iktidara gelmesi. Tabi, bu işlemin ardında Erdoğan’ın İstanbul Belediye başkanı iken yaptığı çalışmalar ve uyguladığı projeler büyük önem taşıyordu. Mesela, İstanbul’un su sorununun çözümlenmesi. Grevdeki işçilere haklarının verilip, maaşlarının tıkır tıkır ödenmesi. Belediye hizmetlerinde ideolojik ayrım yapılmayışı. Bütün bunlar Recep Tayyip Erdoğan’a puan kazanmış ve yeni kurulan AK Parti’yi iktidara taşımıştı 2002’de.

Bugüne geldiğimizde ise siyasette yeni bir arayışların olduğu doğru. Çünkü, iktidar koltuklarını kaybeden ve boşta kalan bazı siyasetçiler, “biz olmadan olmaz” imajı verip, son yıllardaki ekonomik göstergelerdeki gerilemeyi, işçi-memurlara ve emeklilere az zam verilmesi gibi konuları dillendirip, yeni bir çıkış arıyorlar.

Geçmiş tarih ve yeni gelecek siyasi tarihe baktığımızda şimdiye kadar iktidar partisinden ayrılan ve yeni parti kuranların pek hali durumları iç açıcı olmamış. Mesela, Doğru Yol Partisi’nden ayrılan Hüsamettin Cindoruk ve ekibinin kurduğu Şemsiye Partisi diye anılan Demokratik Türkiye Partisi. DYP iktidarını bitirdi. Kendisi de siyasi tarihe gömüldü.

Okurlarımın hatırlattığı bu olayları bende sizlerle paylaşmak istedim. Tabi, Abdüllatif Şener örneğini de verdiler ama eski bakan şu anda ideolojik görüşlerine tam ters olduğu iddia edilen CHP’de siyaset yapıyor. Abdullah Gül ile Ali Babacan’ın da çıkacağı yol belki de AK Parti iktidarlarını bitirme planları için olabilir düşüncesi hakim.

Okurlarım “eskinin yenisi olur mu?” diyerek böyle düşünüyorlar. Bende sizlerle bu düşünceleri paylaşmak istedim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa 4 hafta önce

Akp partide rahmetli necmettin erbakan 'ın partisinden ayrıldı yorum sizlerin

banner234

banner246