Siyasi parti liderleri her ne kadar “erken seçim yok” diye açıklama yapsalar bile piyasalardaki ekonomik döngünün istenilen düzeyde olmayışı nedeniyle halkımızda bir baskın erken seçim beklentisi var. Peki, yeni parti kurulması çalışmaları erken seçimleri tetikler mi?

İşte bu soruya cevap aranıyor bu kez Ankara’da.

Okulların açılmasına bir hafta kaldı. Siyaset tatilden döndü. Yeni parti kurma çalışmaları hızlandı. Özellikle AK Parti içinden bölünme beklentisi veren Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun iki ayrı parti kuracakları yolundaki ilerlemeler, erken seçim beklentisine yol açtı.

Önce bu erken seçim beklentisiyle ilgili olarak biraz geçmişte yaşadıklarımızı ve bugünkü siyasi düzene göre de nelerin olabileceğine dair biraz düşünelim.

Geçmiş yıllarda, koalisyon dönemlerinde, dövizdeki yükselmeler, piyasalardaki zam baskısı, bankalar arasındaki çek-senet ödenmesindeki sıkıntılar ve devletin topladığı vergi gelirlerinin yüzde 50’nin altına düşmesi nedeniyle, hükümetler, “artık bıçak kemiğe dayandı” açıklamasıyla erken genel seçimlere gitmişlerdi. Nitekim bu örneğin Adalet ve Kalkınma Partisi’ni Türk Siyasi hayatında 17 yıldır iktidarda tutunmasına yol açan 2002 seçimleri de böylesine bir erken genel seçim idi.

Sonrasında, dereden çok sular geldi geçti. Köprünün altından da çok sular aktı. Erken seçim, siyasi partiler için büyük bir risk olmaya başladı. Vatandaş için de aynı durum söz konusu. Ekonomik olarak sıkıntıda olan, cebinde parası pulu azalan vatandaşların seçimlerde iktidar partisine pek fazla yüz vermedikleri hatta sandıklarda oy vermediklerini gördük. Bu durum iktidar açısından kayıpların başlangıcı olarak siyasi tarihe yazıldı. Şimdi, durduk yerde bir erken seçim yapılırsa ki anketlere göre vatandaşlar erken seçim istemiyorlar, sadece ekonomik hayatın düzelmesini ve siyasi hayattaki istikrarın devam ettirilip, iş ve aş güvencesinin verilmesini bekliyorlar.

Bu durum tam olarak sağlamamışken, erken seçim kararı alınması, AK Parti iktidarlarının sonunu getirebilir. Zaten son İstanbul’daki mahalli seçimlerin iptal edilip yenilenmesindeki halkın tepkisini gören iktidar bu kez yeniden risk almaz diye düşünüyorum.

Peki, muhalefet açısından erken seçim bir başarı getirebilir mi?

Bu durum da tam bir siyasi kargaşa. Çünkü, her ne kadar AK Parti içinde bölünme varmış gibi siyasi gözlemlerde bulunulsa bile son 31 Mart mahalli seçimlerinden önce bu kişilerin zaten AK Parti gemisini terk edip, muhalefete açıktan destek verdikleri konuşuluyor. Bu kez yeni kurulacak olan partiler ile eskiden ana muhalefet CHP’nin içinde yer aldığı ve HDP destekli bir siyasi oluşuma destek verilip verilmeyeceği de merak konusu.

Yeni siyasi partinin oluşturan omurgalara baktığımızda, HDP ile bir araya gelmeleri pek mümkün gözükmüyor. Tıpkı, geçmiş seçimlerde İYİ Parti’nin tüm ikazlara rağmen bu ittifakın içinde yer alması ve “Tayyip gitsin de ne olursa olsun” mantığı ile hareket edebilirler mi, etmezler mi? Sorusuna halkımız bu anda cevap bekliyor.

Aslında, vatandaşın beklentisi, erken seçim yapılıp yapılmaması değil, halkın dertlerine çare olabilecek proje ve çalışmalara imza atacak yeni bir hükümet oluşması, AK Parti genel merkezindeki senelerdir aynı kalan ve yeni gelişmelere yeni projelere fikirlere, kapıları kapalı tutan ekibin değiştirilmesi.

Bu ikinci istek galiba çok zor gözüküyor. Çünkü Recep Tayyip Erdoğ4an, kendisine yardım eden isimleri unutmuyor. Fakat o isimler, yeri ve zamanı geldiğinde kendisini arkasından hançerlemekte hiç mi hiç tereddüt etmiyorlar. Bakın, Bakan yaptıkları, Başbakan yaptıkları kişilerle nasıl ters düştüler bir anda. Şimdi de parti yönetiminden uzaklaştırması gereken isimleri kendisi çok iyi biliyor ama geçmişte yapılanları unutmadığı için, sonra da eski arkadaşları gibi onlarında kendisini arkasından hançerleme şüphesi bulunduğu için galiba biraz sabır ediyor.

Olayın özeti şu; AK Parti önümüzdeki aylardan itibaren başlayıp, mart ayı içinde tamamlanacak olan olağan kongre döneminde, parti teşkilatlarındaki değişimleri gerçekleştiremezse, yapılacak ilk seçimde iktidarı kaybeder. Çünkü AK Parti teşkilatları muhalefet etmiyorlar. Ya da birileri, özellikle de Bursa için konuşulanlara göre “eski ağabey” CHP’ye karşı muhalefet yapılmasına engel oluyormuş. Yine, CHP’nin ve belediyelerinin yaptığı pek çok kanun dışı eylem ve işlerle ilgili olarak olayların kamuoyuna açıklanmasına veya idari ve adli birimlere intikal ettirilen dosyalarla ilgili çalışma yapılmasına da engel olduğu iddiaları var bu kişilerin.

O zaman, AK Parti’nin muhalefette olduğu Nilüfer ve Mudanya ilçelerinde seçimleri kazanması mümkün olmuyor. Çünkü halk, seçmenler, ilçede yaşayanlar, hatta Bursa’nın pek çok mahallesinde yaşayanlar, ortalıkta dolaşan iddialardan haberdar olamıyor. Eski ağabeylerle CHP’li belediye yönetimleri arasında galiba kuyruklar bir yerlerde birbirlerine bağlanmış gibi izlenim veriliyor.

Demek ki AK Parti bu bölgelerde seçim kazanmak istemiyor. Senelerdir yapılan seçimlerdeki yenilgilerin sebebi galiba yaşanılan bu kuyrukların bir birlerine bağlı olması iddiaları olabilir mi?

Hani, ağabeyin ağabeyine 5 katlı inşaat alanına 21 katlı imar izni verilmesi örnek olabilir mi bu iddialara acaba..?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246