Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında, milletvekillerine seslenirken, “hepiniz seçim bölgelerine gidip haftada 3 gün boyunca halkla iç içe olacaksınız” diyerek vekillerin halkın içinde milletin içinde olup dert ve sıkıntılarla ilgili çözüm üretmelerini istedi.

Bu durum, muhalefet partileri tarafından ise erken seçim sinyali olarak algılandı.

Nedeni, eğer bir genel başkan milletvekillerine seçim bölgelerinize gidip halkla, seçmenle bir arada olun diye talimat verirse, bu talimattan sonra gelecek olan ikinci istek erken genel seçim kararı verilmesi oluyormuş. Muhalefet olaya böyle bakıyor. İktidar kanadı ise “bizler zaten her an halkın içindeyiz. Vekillerimiz, parti yöneticilerimiz, kadın kollarımız, gençlik kollarımız zaten sürekli halkın içinde ve durmaksızın milletin dert ve şikayetlerine çare buluyorlar” diye cevap veriyor.

Yine de halkın kafasında dün başlayan bu erken seçim konusu, “acaba” diye merak uyandırdı.

Nedeni, esnafa göre işler bozuk.

İş insanlarına göre işler arzu edilen seviyede değil.

Emeklilere göre, aldıkları maaşlar günün ekonomik koşullarında yetmiyor.

Emeklilik için yaşa takılanların da beklentilerine bizzati Erdoğan tarafından “ben bu işe karşıyım. Olmaz böyle bir şey. Herkes emekli olmak için zamanını bekler. Seçim kaybetme  riski olsa bile bizim bu ise evet dememiz mümkün değil” diye açıklaması, bu insanları hayal kırıklığına uğrattı.

Siyasi gündemde ve ülke gündeminde bu konular tartışılırken, Cumhurbaşkanının milletvekillerine “seçim bölgenizde çalışın” talimatı vermesi de erken seçim mi var? Sorusunu haklı olarak gündemin ilk konusu yaptı.

Geçtiğimiz aylarda tartıştığımız Suriyeli göçmen ve mülteciler, Barış Pınarı Harekatı, ABD’nin tutumu ve Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkiler bir anda gündemde ikinci sıralara düştü. İlk sırada, manşetlerde erken seçim sözleri yer almaya başladı.

Sosyal medyada da bu durum enine boyuna konuşuluyor.

Ana muhalefet, “biz hazırız” dedi.

İYİ Parti, erken seçimin kaçınılmaz olduğu görüşünde.

Bakalım, iktidarı oluşturan AK Parti ile MHP’nin durumu ne olacak?

AK Parti kurmayları, gündemde erken seçim olmadığını açıkladılar. Bu durum, “her an erken seçim olabilir” diye siyasetçilerimizde okunuyor. O vakit, erken seçime hazırlıkla olup olmama konusunda önümüzdeki günleri dikkatle takip etmeliyiz.

Hoş, bu konuda ilk ve en son kararı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan verir. Eğer, Erdoğan, hesap kitap yazmaz ise erken seçim olmaz. Eğer Erdoğan, hesap kitap yapmış ve anket değerlendirmelerinde yüzde 50’nin üzerinde oy garantisi ve destek görmüş ise vakit geçirmeden erken seçim kararı verir.

O zaman, ülkemiz en erken Mart 2020 tarihinde uygun bir zamanda erken seçime gidebilir.

Tahtakale semtindeki esnaf kahvesinde sabah çayını içerken bu konuları konuşup tartışan vatandaşlara biraz kulak kabarttım. “Acaba ne konuşuyorlar? Seçim ve iktidara nasıl bakıyorlar?” diye.

Beklenti şu; ülkemizdeki ekonomide Ocak ayından sonra bir rahatlama bekleniyor. Eğer, Ocak ayı memur, işçi ve emekli maaşları beklentilerin altında olursa, hani senenin son aylarına doğru enflasyon düştü, maaş zam oranları azaldı gibisinden bir yaklaşım içinde olunursa, hükümetin pek şansı yok gibi gözüküyor. Çünkü, insanlar, aldıkları maaş ile çarşı-pazarda harcadıkları para ve satın aldıkları ürünlerin fiyatlarındaki artışları karşılaştırdıklarında, “muhasebe kayıtlarımız olsa iflas bayrağını çekerdik” diye düşünüyorlar.

İşte bu yüzden 2020 senesinin Mart ayında yapılması düşünülen veya düşünülecek olan, muhalefetinde ısrarla istediği erken seçim galiba hükümetin ve iktidarın 18 yıllık iktidarına son verebilir.

Ki, bu durum ülkemiz için siyasi ve ülkeler arasındaki ilişkilere yönelik istikrar açısından tehlikeli.

Ben, sırf  bu nedenle Erdoğan’ın erken genel seçim kararı almayacağını düşünüyorum. Önce, şu Suriye meselesinde Türkiye’nin haklı olduğuna dair dünya devletlerinin bir açıklama yapması, uluslar arası düzeyde siyasi yükselmenin yaşanması, sonra da ülke içinde terör saldırılarıyla ilgili olayların durma noktasına gelmesi, sonra da ekonomik alanda rahatlama olmasının beklenmesi, seçim kazanılması için en uygun fırsatları yaratan dönemlerdir.

Hiç kimse, kayıp edeceğini bilerek seçime gitmez. Muhalefet, zaten kaybetmiş, bir daha kaybetse bile “ben zaten muhalefette idim” diyebilir.

Ya, iktidar? Acaba o riske girer mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner193

banner246

banner254