banner264

Dünyayı kasıp kavuran koronavirüs belasına kapılıp giderken, ülke siyasetinde olup bitenleri çabuk unuttuk. Günlük siyaset, hastalık korkusundan sonra gelir oldu. Neyse ki, MHP’nin milletvekili transferleri ve seçim için ödünç vekil verilmesine yönelik kanun çıkarılmalı teklifi ile siyaset yeni bir sürece girdi.

Siyasette en büyük güç, insanların kendilerini topluma kabul ettirip, sandıklarda oy toplamasıdır. Bütün dünyada demokrasi olsun olmasın, uygulamalar böyledir. Halk desteğini kaybeden liderler, siyasetçiler ve yöneticiler, bir anda kendilerini kapının önünde buluveriyorlar.

Bunun içinde halka şirin gözükmek isterken, pek çok kişi, “ben bu kişiden böyle bir hareket beklemezdim!” şeklinde yorumlara yol açabilen konularla toplum karşısına çıkabiliyorlar. Şimdi geldik, Türkiye siyasetinde belki de yeni bir sayfa açabilecek olan milletvekili transferleri tartışmasına. İşin özü, aslında, iktidarı devirip, yeni iktidarda söz sahibi olma adına yapılan işlem ve atılan adımlar.

Şimdi, ülkemizde ilk kez milletvekili transferi, 1977 yılında CHP’nin kurduğu azınlık hükümeti için gerekli olan 11 tane milletvekilinin Güneş Motel’de aileleriyle birlikte konaklatılıp, sonra 10 tanesinin bakan yapılmasıyla kurulan hükümet sayesinde Türk siyasi tarihine yazıldı. Bu transfer edilen milletvekili ve bakan yapılanlar arasından iki tanesi ise daha sonra yolsuzluk iddiasıyla hapse atıldı. Şimdi, iş başında olan, yönetici olan, parti yönetimlerinde bulunan, hatta bazı milletvekillerinin bile yaşı bu olayı hatırlamaya yetmiyor. Çünkü, o tarihte onlar daha bu dünyaya gözlerini açmamışlardı.

Fakat, siyaset, boşluk dinlemiyor. Bir saniye bile çok önemli. Belki de günler, saatler önemli ama, en sonunda karar anı geldiğinde, saniyeler önem arz ediyor.

Ülkemizde, 12 Eylül 1980 sonrasında uygulanan siyasette, ön seçim ve parti üyeleriyle yapılan hakim nezarethanesindeki ön seçimler tarih oldu. Artık, liderler, istedikleri kişileri liste başına koyup milletvekili adayı gösterip milletvekili yapabiliyorlar. Belediye başkanı yapabiliyorlar. Belediye meclis üyesi yapabiliyorlar. İlçe yönetimlerini, il yönetimlerini istedikleri gibi görevden alıp, tekrar yenisini atayabiliyorlar.

Yani, siyasette halkın gücü elinden alındı.

Milletvekilleri, merkez yoklaması ve lider onayı ile seçildikleri için bazıları tam bir lidere bağlı olma zorunluluğu ile hareket ediyorlar.

Ülkemizde 2015 yılında uygulamaya konulan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine göre, artık milletvekili seçimlerinde, eski ismiyle genel seçimlerde iki tane siyasi gurup ön plana çıkmaya başladı. Bunlara ittifaklar deniliyor. Ben burada mevcut ittifakların isimlerini yazmayacağım. Çünkü, daha seçime süre var. Hangisi devam eder, hangisi bozulur, hangisi başka ittifaklara doğru yelken açar henüz belli değil.

Ama, ittifaklarda “ben olmasaydım, bu kadar oy alınamazdı” tartışmaları başlayınca, sancılarda yaşanmıyor değil. Bunu hatırlattıktan sonra, en son cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili yaşanılan olayları hatırlayalım.

Siyasi partiler, sağ-sol denemen, iktidar değişikliğini gerçekleştirme adına ideolojileri bir kenara bırakıp, güç birliği yaptılar. Hani, eskiden birbirlerine silah çekmiş olan insanlar, şimdi el ele kol kola girerek, “ben iktidar olmalıyım” düşüncesiyle yol yürüdüler.

Tabi, siyasette kavga yerine uzlaşma en güzel netice. Fakat, önemli olan sandık neticesidir. Eğer, sandıkta netice alamıyorsan, bir yerlerde yanlış yapmış sayılırsın.

Bu seçimin siyaset tarihine yazılan en yönü ise, CHP’nin TBMM’de gurup kurup seçimlere katılma şansı elde edebilme adına İYİ Parti’ye milletvekili transferi yapması idi. Bazı milletvekillerinin bu partiye gideceklerinden bile haberdar olmadıkları daha sonra ortaya çıktı. Sonra, listeler açıklandığında, bu isimlerin eski partilerinden tekrar aday gösterilmesi ise aslında gittikleri yeni partinin TBMM’de gurubun eksilmesi ve sayısının azalması nedeniyle düşmesine yol açabilecek eylemler olarak konuşulsa da üzerinde pek fazla durulmadı.

Şimdi, AK Parti’de başbakanlık yapan Ahmet Davutoğlu ile Başbakan yardımcılığı görevinde bulunan Ali Babacan, parti yönetimlerinden uzak kaldıktan sonra kendilerine birer parti kurdular. Bu durumu, AK Parti’nin güçsüzleşmesi olarak gören CHP ise hemen harekete geçip, seçim öncesinde yeni partilerin seçimlere katılabilmesi ve ittifak içinde yer alabilmesi adına bunlara tıpkı İYİ Parti’ye yapılan ödünç vekil verilmesi gibi ödünç milletvekili verebileceklerini açıkladı genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu.

Neticesinde ise MHP lideri Devlet Bahçeli, milletvekillerinin böylesine ödünç verilmesi ve seçim öncesinde transfer edilmesinin “hülle” olduğunu ifade ederek, seçimlere belli süre kala vekil transferlerinin yasaklanmasına yönelik Seçim Kanunu’nun değiştirilmesini istedi.

MHP lideri Bahçeli’nin bu söylemi ise siyasetin yeniden hareketlenmesine ve erken seçim tartışmalarına yol açtı. Benim düşüncem ise bu yasaklama getirilmeli. Hatta, eskiden yasaklamaya karşı hülle partisi kurulup siyasi partilerin birleştirilmesiyle bu kanunun arkasına dönülüyordu. Milletvekili transferi böylece gerçekleşiyordu. Bu duruma da çare bulunmalı. Siyasi Etik (ahlak) kanunu bir an önce çıkarılmalı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner193

banner246

banner254