Aslında bu sorunun cevabını sadece Recep Tayyip Erdoğan biliyor. Şahsen bana kalsa, herkesten önce kendimi dinlerdim!

Türkiye’nin yüzyıllık tarihsel varlığına damga vuran bir lider, Recep Tayyip Erdoğan. Üstlendiği görevler ve vasıflar dışında güçlü bir isim. Zeki sorusuna teknik olarak cevap veremesek bile, akıllı bir siyaset adamı ve düşünür olduğunu ifade edebiliriz. İstanbul seçimlerini tekrarlama fikrinin Devlet Bahçeli başta olmak üzere Ak Parti kurmaylarının akıl oyunu olduğunu süreç içerisinde gördük. Yine Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı ve devamında Devlet Başkanı olması ile birlikte kaybetmeye başladığına da şahitlik ettik. Kim bilir belki de, evine çekilip uzun bir istirahat dönemine geçecektir…

Her ne kadar birilerinin beklentisi Recep Tayyip Erdoğan’ın artık köşesine çekilmesi olsa bile, Erdoğan’ın yeni hedefinde ‘Güçlü Türkiye bağımsız siyaset’ olduğu bir gerçek. Peki, bu nasıl olacak? Bence ilk adımı Cumhurbaşkanlığı kadrolarından istifa istemekle atmalı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Ofisi, Erdoğan’ın süreçte kaybetmesinin en büyük sorumlusu. Yerel medya ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı buluşturmayan sözde Profesör aklı, maalesef Cumhurbaşkanlığı ile Anadolu arasında ki bağın kesilmesine neden oldu. İkinci hamleyi İstihbarat birimlerinde değişim ile devam ettirmeli Recep Tayyip Erdoğan. Türkiye’nin ciddi bir istihbarat kirliliği yaşadığı ortada diyebiliriz. Ülkenin bekası için ilk başta devletin şekillendirilmesi şart. Öyle ki, siyasetçiler kendilerini devlet gibi görmeye çoktan başladı!

Türkiye’nin yol haritasında artık ‘sosyal demokrat’ dönem var. İstanbul’un kaybedilmesiyle birlikte muhafazakâr ve milliyetçi zihniyet kaybetti. Vatandaş daha fazla özgürlük ve daha düşük vergiler ile inanç kavramını genişletmek istediğini 31 Martta ülke genelinde ve son olarak İstanbul’da sandıkta ortaya koydu. Yine vatandaşın bir Erdoğan rahatsızlığı olduğunu görüyoruz. Halk kendi adamı olan, milletin adamı olan Recep Tayyip Erdoğan’ı istiyor. Kısacası, son TRT canlı yayınında olan Erdoğan’ı değil!

Böyle bir yazıyı yazmak çoğu gazeteci için imkansız. Ancak söz konusu Türkiye ve Devlet olunca elbette olması gerekenleri birilerinin gözüne sokmak şart. Ne diyordu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, ‘Ey Türk Gençliği…’

Bugün Gençliğe Hitabe’nin anlamını kavramak zorunda olduğumuz bir noktadayız. Gördük ki, devlet zapt edilmiş! Öyle ki, devlet aklı siyaset aklı ile ters köşe edilir hale gelmiş. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu yüzden ilk adımı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapacağı değişimlerle atmalı. Ve sonrasında kabine revizyonu ile devam edecek süreçte Türk Silahlı Kuvvetleri yeniden vatansever ve ulusalcı komutanlarla dizayn edilmeli. Elbette NATO zihniyetlilerden tamamen ayıklanarak!

Milli Eğitim sistemi ile Milli Ekonomi sistemi birlikte ayağa kaldırılmalı. Ak Parti Genel Başkanlığı’ndan ayrılmış tam bağımsız ve partisiz bir Cumhurbaşkanı gerçekliğini Erdoğan’da Türkiye’de gördü. Yeniden referanduma gidilerek partili Cumhurbaşkanlığı kavramı ortadan kaldırılmalı ve daha güçlü bir parlamentonun tesisi sağlanmalı. Velhasıl yeni bir erken seçim her şekilde kapıda duruyorken, en doğru adım yeni bir referandum ile tam bağımız Türkiye’nin inşa edilmesi için millete şans verilmesi diyebiliriz. Emniyet yeniden şekillendirilirken, kamu çalışanları daha güçlü bir personel reformu ile devlet bağlılığı ve devletin sahipliliği ilkelerinde güvence altına alınmalı. Ticaret ve Sanayi birbirinden bağımsız düşünülerek yeni vergi ve destekleyici ekonomi reformları hayata geçirilmeli. Tarım mutlak suretle desteklenirken, İstanbul başta olmak üzere Büyükşehirlerin göç alması engellenmeli. Türkiye’nin özellikle Doğu ve Güneydoğu kentlerinde ve Karadeniz’de yaşanan boşalma yani göç sorunu en kısa sürede durdurularak tersine çevrilmeli. Ve muhtarlıklar kaldırılarak yerine yerel yönetim hizmet birimleri getirilmeli! Belki yine seçimle ama artık uygulama da ve yerel yönetimde söz sahibi olacak şekilde yeni bir sistem ile…

Türkiye’nin hem siyasi hem de idari geleceği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iki dudağı arasında diyebiliriz. Sayın Devlet Başkanı ne yapacak elbette kendisinden daha iyi bunu kimse bilemez. Lakin bana göre ilk başta etrafında ki yığın kalabalıktan kurtulmalı. Belki de, Çin ve devamında Avrupa ile Balkan zirveleri bunun için en uygun yolculuk. Velhasıl, bizi dinleyecek olursa ki, ben sanmıyorum. Bizim her daim bir acı kahvemiz vardır Ocak’ta…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sebahatdin Arı 3 ay önce

İstanbul seçimi çok iyi okunmalı okunmadığı takdirde muhalefetin ekmeğine yağ üstüne de bal sürmüş oluruz..
Tesbitlerimize aynen katılıyorum..Partili Cumhurbaşkanı tekrar gözden geçirilmeli sandık DEĞİŞİM dedi..

banner234

banner246