banner252

Uzun zamandır köşe yazısı yazıyorum. Ve yine uzun vadede sürekli haklı çıkıyorum. Ben haklı çıkmaktan yoruldum ama üst makamlarda oturanlar, siyasiler, hatta Bakanlar hata yapmaktan bıkmadı. Artık ortak akla kulak verme zamanı. Yanınızda ki üç beş adam ile olmuyor bu işler. Halk ne diyorsa onu duymak, halkın söylemlerini devlet aklı ile okuyarak adım atmak gerekiyor.

Geçtiğimiz günlerde ziyaret ettiğim Şırnak, birçok konu da haklı olduğumu gözler önüne seren yaşayan bir anıt. Bu nedenle Şırnak programını icra eden ve beni ekibe dahil eden Karadenizsiad Başkanı Süleyman Uzun ile yönetimine teşekkür ediyorum. Ak Parti’nin 17 yıl sonra belediyeyi aldığı Şırnak'ta, Başkan Mehmet Yarka ile önemli konu başlıklarını değerlendirme fırsatı bulduk. Yarka, kendisinin seçimde aday olmadığını aksine saha çalışmasında kendisine ciddi teveccüh olduğunu gören Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisi ile iletişime geçtiğini ve Erdoğan'ın daveti üzerine aday olduğunu ifade ediyor. Görüyoruz ki, Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan sahayı iyi okuyarak Şırnak'ta 17 yıl sonra başarı elde etmiş. Peki, aynı doğru adımlar neden diğer şehirlerde atılmadı?

***

Deprem ile yüzleştiğimiz İstanbul sarsıntısı birçok konuda Ak Parti’nin gerçeklerle yüzleşmesine neden oldu. Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden bugüne kadar gelen tüm başkanların deprem ve doğal afetlerle ilgili yeterli hazırlıkları yapmadıklarını yaşayarak gördük. İstanbul’un ötesinde Bursa ve Yalova'dan da hissedilen deprem kentimizinde doğal afetlere hazırlıksız olduğunu bize gösterdi.

Türkiye'nin en önemli kentlerinden olan İstanbul ve Bursa'nın deprem konusunda halen daha somut hiçbir adım atmıyor oluşu, Ak Parti’nin yerel yönetimler ve şehircilik anlamında geldiği olumsuz nokta açısından fazlasıyla anlamlı. Genel ve yerel seçimlerden kaybederek çıkan Ak Parti’nin ısrarla eskilerle yola devam ısrarı, siyaset sahnesinde hiç tanınmayan isimlere üst makamlarda koltuk vermesi ve son Erdoğan kabinesi süreçlerini iyi okumak lazım.

Türkiye'nin tıpkı Osmanlı gibi 'hasta adam' yaftası ile yaftalanmaması için ekonomi ve vergi başta olmak üzere ciddi adımlar atmamız lazım. Kabul etmeliyiz ki, halk artık değişim istiyor. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın birkaç adım ekranlardan geri çekilerek yerine kabinenin görevli bakanlarının çıkması gerekiyor. İstanbul depreminde Çevre ve Şehircilik Bakanı yerine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ı ekranlara ilk önce çıkmaması gerekiyor. Vatandaşlarımızın yeniden devlet hiyerarşisi ile yeni başkanlık sistemini özümsemesi ve kabineye güven duyması gerekiyor. Bunlar içinde yeniden değişim tepeden tırnağa şart.

Ak Parti bölünüyor…

Her ne kadar kabul etmeseler bile, Ak Parti Milletvekilleri başta olmak üzere teşkilatlarda ki bölünme hızla artıyor. Bursa'da tek yürek olamayan, koltuk kavgasına boğulmuş bir siyasi parti görmekteyiz. Büyükşehir’in Genel Sekreter değişimi kentte memnuniyet yaratmazken, özellikle sosyal medyada gerçekleşen tartışmalar Ak Parti ve Bursa'ya zarar veriyor.

Son dönemde yukarıdan aşağıya değişim modelleri gündeme geliyor. Ak Parti Bursa İl yöneticilerinin çeşitli İlçe başkanlıklarına getirilecek olma fikrini memnuniyetle karşıladığımı ifade edeyim. Sonuç itibariyle eğer Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar kafasının dikine gitmek yerine kendisine verilen tavsiyeleri dinleseydi bugün Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı idi. Yine Bursa Milletvekili Önder Matlı çok fazla mütevazi kalmasaydı bugün Tarım ve Orman Bakanı idi. Veyahut Ak Parti Bursa İl Başkanı Cemalettin Torun, sessiz kalmak yerine rekor oylarla seçimler aldığını çok daha net ifade etseydi bugün Adalet Bakanı idi. Ya da Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay ihracat rekorları kıran ve 79 ilin yükünü yüklenen bir adam olduğunu daha doğru ve güçlü ifade edebilseydi bugün Ticaret Bakanı idi. Kısacası kent kendi dinamiklerini koruyamadı. Ve yeni gelenlerin getirecekleri yenilikleri tatmaya devam etmesi doğal.

Ak Parti’nin bölünme süreci bu örneklerle bire bir örtüşmektedir. Geleni alkışlayan, koltuktan ineni yuhalayan Ak Parti teşkilatları kendi sonlarını kendi yazdı. Ve halen daha son genel ve yerel seçimlerden ders almadıklarını kongreler başlamadan başlayan kavgalardan okuyabiliyoruz.

Bursa'da bir kavga var. Ve bu kavga da hedef Osmangazi İlçe Başkanı Ufuk Cömez. Aslında hedef doğru. Sonuçta en güçlü oy merkezi Osmangazi’de. Osmangazi'yi yöneten Büyükşehir'i yönetir. Demek ki, Büyükşehir merkezli kavgalar Ak Parti’nin bölünme sürecini hızlandıracak… Velhasıl Davutoğlu'nun ekibi Bursa'da fazlasıyla güçlenirken, Ali Babacan her an Bursa'da bir yemek tertip edebilir. Demedi demeyin…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner246