Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geleceği eşittir 'Türkiye'nin geleceği' demiyorum! Aksine bilinen ve kayıtlı tarihe göre 1071 Malazgirt Zaferi'nden bu yana biz Türkler Anadolu topraklarındayız. Yine 1326'dan bugüne Bursa ve 1453'ten itibaren İstanbul, Müslüman Türk Devletlerinin yani önce Osmanlı sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başkentlik görmüş tarihsel değerde ki topraklar. Ve o günlerden bugüne bu ülke de çok isim değişti… Çok lider geldi. Ve her lider kendi kaderini yazdı, yaşadı.

 

Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Necmettin Erbakan'ın başaramadığını Recep Tayyip Erdoğan, Ak Parti ile başardı. Ve yine Kemal Kılıçdaroğlu, sol cepheyi her ne olursa olsun tek hedef ve aday silsilesinde birleştirdi. Son olarak Alparslan Türkeş'in hedeflediği çizgiye Devlet Bahçeli, tüm engellemelere rağmen ulaştı. Artık sokakta değil, üniversite diplomaları ile kurumlarda güçlü olan bir Ülkücü Gençlik var. Son olarak Başkan makamı ile ifade ettiğimiz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın geleceği hususunu özenle işlemek zorundayız. Erdoğan’ın geleceği aynı zamanda kendisinin üstün zekâ oyunlarını izleyeceğimiz kısa metrajlı bir film festivali tadında olacak.

 

Her ne kadar birileri benim Kasım 2019 erken seçim çıkışımı ütopya hatta kaçıklık olarak değerlendiriyor olsa bile, Erdoğan köprüden önceki son çıkışta. Valiler kararnamesi, Emniyet Müdürleri ataması, kritik bürokratik atamalar ısrarla bekletiliyor. Ve yine kabine revizyonu sümen altı edildi. İstanbul’un önce seçimler, sonrasında yağışlar ile yaşadığı büyük şehir yıkımına rağmen eleştiriler Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yöneltildi. Sanki 25 yıldır o yönetiyormuş gibi…

 

Ak Parti’nin ve siyasetin kaderi konusunda Erdoğan, 5 Eylül 2019 Pazartesi gününe kadar net bir karar verecek. Ve 6 Eylül 2019 Salı günü bu kararı Ulusal ve uluslararası düzeyde açıklayacak. Muhtemelen 30 Ağustos Zafer Bayramı, Adli Yıl açılışı fırsatları ile yine Ağustos ayı mali verilerini değerlendirecek. 30 Ağustosta Milli Mücadele çıkışı yapacak olan Erdoğan, adli yıl açılışında Demokrasi ve Adalet vurgusu yapacak. Bu süreçlerin sonrasında muhtemelen önceden belirlenmiş olağanüstü oluşacak bir gündem ile durum değerlendirmesi yapacak olan Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisini göreve çağıracak ve en kötü ihtimalle Kasım ayının son pazar gününe denk gelecek şekilde 90 günlük seçim takvimini başlatacak. Erdoğan bu hamle ile hem Ak Parti’nin içerisinden FETÖCÜ tayfayı silecek hem de daha güçlü bir parlamento listesi ile halka giderek, 'dersime çalıştım şimdi huzurunuzdayım' diyerek yüzde 53,3 oy oranına tek parti ile ulaşmayı hedefleyecek. Muhtemelen bu süreçte görevde olacağı için vergi afları, mahkumlara yönelik aflar, KHK mağdurlarına  yönelik düzenlemeler, EYT sorununa çözüm, FETÖCÜ tayfanın mağdur ettiklerine iade-i itibar, yerel yönetim borçlarının yapılandırılması, esnafa iki yıl ödemesiz kredi, bankacılık düzenlemesi, kredi sicil affı, sektörel teşvikler, KDV ve vergi düzenlemeleri gibi KHK'lar ile ekonomiyi canlandıracak. Yine aynı süreçte partili Cumhurbaşkanı ibaresine atıfta bulunarak 2020 Mart veya Haziran ayında 'Anayasa Referandum' çıkışı ile tam Millet Demokrasisi ve Egemenliğini arzuladığını ilan edecek. Yani Cumhurbaşkanı yine bağımsız olacak. Partilerin oy oranı ayrı Cumhurbaşkanı yani Devlet Başkanı oy oranı ayrı değerlendirilecek. Seçim sürecinde bu mesajını net bir şekilde sürekli yineleyecek olan Erdoğan, aynı zamanda Dünya'ya 'Türkiye'de Demokrasi var' mesajını net bir dille vermiş olacak.

 

Bir yanda hızla güç kazanan CHP, diğer yanda Anadolu’nun her yerine yayılan Yeniden Refah ve Fatih Erbakan rüzgârı, öte taraftan Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan hazırlıkları olgunlaşmadan Erdoğan, milleti ile yüzleşecek. Bu yolda kongre öncesi ciddi bir Ak Parti İl ve İlçe Başkanları revizyonu, atamalarla gerçekleşecek. Muhtemelen İl Başkanları 2001 ruhuna sahip emektar Milletvekillerinden oluşacak. Yine teşkilatlara yeniden moral ve heyecan aşılanacak ve öncesinde 2019 Ekim Kasım aylarında kongre kararı alan CHP ile MHP kongre sürecinde daha doğrusu kavga gürültüsü esnasında baskın seçime hazırlıksız yakalanmış olacak.

 

Kısacası, Erdoğan'ın geleceği her şekilde ekonomi olabildiğince pozitif değerler verirken, hızlı bir baskın seçimle daha güçlü Milletvekilli kadrosu oluşturup parlamento gücünü ele geçirmesine bağlı. Yine seçim sürecinde danışman kadrosunu revize etmek zorunda. Aksi takdirde Ak Parti içerisinde büyüyen kavga, kendisi dahil herkesi yakacak… Velhasıl, hayırlı işlerde acele etmek gerekir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246