Olmuyor, olmuyor, olmuyor! Ak Parti maalesef ekonomi adına beklenen pozitif enerjiyi üretemiyor. İstikrar adına milletten oy alan Ak Parti’nin eriyen ekonomi karşısında kayıtsız kalmasının nedeni, iş bilmez bakanlar ve idarecilerden başka kimse değil.

 

Sokağa çıktığınızda halktan Erdoğan'a dair büyük öfke çıkışları ile yüzleşiyoruz. Erdoğan’ın bir çember içerisinde olduğu, bir kısım bakanların ve bankaların Ak Parti’nin aleyhine çalıştığı, ekonominin çarklarının dönmediği, yerel yöneticiler ile Ak Parti teşkilatlarının esnaf ve vatandaşla buluşamadığını heryerde duyar olduk. Peki, Ak Parti nasıl böyle başına buyruk ve rehavet içerisinde bir yapıya dönüştü?

 

Aslında bu hususları uzun uzadıya yazmak lazım. Hasılı iyi ya da kötü kısımlarını her fırsatta değerlendirdiğimiz Ak Parti’yi bu kadar gündemde tutmak ne kadar anlamlı o da başka bir husus! Ak Parti’nin en önemli sorunu batan ekonomi. Evet, yanlış okumadınız ekonomi batık. Almadan vermek Allah'a mahsus olduğundan hükümetinde aldığı oyların karşılığında halka refah düzeyi yüksek bir ortam sağlaması şart.

 

Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın baskısı ile faiz indirimi gerçekleştirildi. Kim yaptı bu indirimi? Önce Ziraat Bankası ardından Vakıfbank. Hani şu kendi anlaşmalı kamu çalışanına eş durumundan kredi vermeyen kamu bankası! Kamu adına üretim yapan ama kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan müşterilerini çeşitli bahanalelerle öteleyen meşhur banka! Neyse bu hususu fazla uzatmaya gerek yok. Olmadı ilk erken seçimde vermez kamu çalışanları Ak Parti ötesinde Erdoğan'a oy, olur biter! Ne yazmıştık geçen gün? Kuyruk acısı...

 

Esnaf ve Sanatkar Oda Başkanları üyelerinin vergi ve sgk prim borçları nedeniyle hesaplarına ve banka sicillerine e-haciz konulduğu için veryansın ediyor. Haksız değiller aslında. Siyasiler iktidar olsun, Milletvekili tayfa her fırsatta maaş artışı yaşasın, esnaf ve iş adamları adeta köle gibi kuru ekmeğe çalışsın. Kusura bakmayın ama esnaf buna sessiz kalmaz!

 

Vatandaş sokağa dökülebilir!

 

Okullar açıldı. Kış geliyor. 2019 yılının daha da büyük olumsuzluklara gebe olduğunu Ankara görmek istemiyor. Oysa, vatandaş ile esnaf adeta gırtlak gırtlağa. Kim ne derse desin bu korkak ekonomi modeli ile erken seçim öncesi Ak Parti’nin ve MHP'nin bir şekilde bölünmesi an meselesi. İsyan eden vatandaş, yanında ne Ak Parti ne MHP Milletvekili göremiyor. İyi Parti Milletvekillerini en son tavla masasında görmüştüm. Cumhuriyet Halk Partisi ise, birkaç Milletvekili dışında kongre yarışında. Açıkçası Parti Meclisi de olmasa CHP saha da yok diyebilirim.

 

Elbette bunca kimsesizliğin sonucu vatandaşın sesini daha topluca sokakta duyurma çıkışı olacaktır. Son günlerde Ankara'da ve başka illerde kendini yakan vatandaşların görüntüleri sosyal medyada dolaşıyor. Fuhuş, üniversite öğrencilerinden tutunda her alana ulaştı. Parasızlık insanları fuhuş, şantaj ve hırsızlık ile yüzleştiriyor. Esnaf ve İş dünyası maaş ödeyemem korkusundan eleman alamıyor dersek yanılmış olmayız. Kim kime neden, nasıl güvenecek?

 

Miting değil istişare yapın…

 

Son günlerde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin mitinglerini seyrediyorum. Medya hak ettiği desteği vermiyor Devlet Bahçeli'ye. Ve yine MHP'de medya ile arayı düzeltmemekte ısrarcı. Bahçeli'nin ötesinde Erdoğan'da miting siyaseti yapıyor. Neye yarıyor kuru kalabalık? Oysa teşkilat yemekleri de içi boş yemekler. Erdoğan ile teşkilatı arasında bile yüzlerce koruma ile olmuyor bu işler!

 

Ak Parti böyle devam ederse, dikiş tutmaz. Ve yine asıl merkeze dönmek zorunda Recep Tayyip Erdoğan. Ak Parti’nin Genel Başkanı mu? Yoksa Cumhurbaşkanı mı? Bu ayrımı artık yapmak zorunda! Tekstil sektöründe faaliyet gösteren firma sahipleri ile açık oturum tadında buluşmalara imza atmalı. 20 yıldır bütün yatırımları betona döktük. Milyon sayıda konut fazlası var ülkede. Kentsel dönüşüm değil betona dönüş yaptık. Ankara, aklını başına almalı. Siyasi parti genel merkezlerinde oturanlar miting değil, istişare buluşmaları yapmalı. Vatandaş ile esnaf ve sanayici ile tüccar ile ülkeyi yönetenler, yönetmeye talip olanlar bir araya gelmeli. Bu anlamda Ahmet Davutoğlu'nun çıkışlarını çok yerinde buluyorum.

 

Türkiye'nin artık laf ile peynir gemisi yürütecek durumu yok. İktidar ya fazlasıyla cebe yansıyan somut ekonomi ile milleti yüzleştirecek ya da ilk sandıkta koltuğa veda edecek…

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246