banner252

Görmekteyiz ki, Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan için siyasette son dönem. Bunu ben ya da toplum değil, bürokrasi söylüyor! Ak Parti’nin batık belediyelerine İçişleri Bakanlığı hiçbir müdahale de bulunmuyor. HDP belediyelerine kayyum atanırken, borç batağında olan diğer belediyelere hiçbir inceleme yapılmıyor olması Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Adalet" çıkışını samimiyetsizleştiriyor. Sayıştay raporlarının dikkate alınmadığı bir dönemin ardından gelinen nokta, Erdoğan'ın düşmanlarının yeniden etrafında öbek oluşturduğunu kanıtlıyor.

Türkiye'nin en önemli sorunu olan nakit ihtiyacı konusunda Vakıfbank, Ziraat Bankası ve Halkbank göstermelik faiz indirimleri yapıyor. Kamu çalışanlarına düşük faizli kredi kullandırmayan kamu bankaları sayesinde başta İşbank olmak üzere çok sayıda banka güç kazanmaya başladı. Yine son dönem yanlış politikalar ve esnaf ile iş dünyasının beklentilerinin aksine hareket eden Garanti Bankası ile Denizbank müşteri kaybediyor. Alternatif Bank, kamu çalışanlarının finans ihtiyacını çözme eğilimi gösterirse hızla yükselir.

Erdoğan’ın müstakbel damadının finans sektörünü yönetememesinde ki en büyük çıkmaz da kamu bankalarının kamu çalışanlarını eş veya farklı nedenlerle düşük faizli krediden uzak tutması. Kamu bankalarının bu bilinçli yanlış tutumu nedeniyle kamu çalışanları borç batağından çıkmak için tefecilerle ya da rüşvet ile yüzleşmiş durumda. Bursa'da yaşanan bu acı tablo karşısında siyasi otorite ve Milletvekilleri ise, tatildeyiz modu ile olumsuz tabloya çözümsüz kalıyor!

Sözde Ak Parti’nin en güçlü ve tek Büyükşehir Belediyesi olan Bursa'nın özellikle son dönemde aldığı yatırım, Konya kadar yok! Yine İller Bankası Genel Müdürlüğü Bursa Büyükşehir başta olmak üzere İlçe belediyelerine cüzzamlı muamelesi yapıyor. Siyasi anlamda sahipsiz bir dönem geçiren Bursa, yatırım anlamında da çürük bir köprüden geçiyor. Ankara'da Bursa adına Ak Parti’de ki tek yetkili, Siyasi ve Hukuk İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Tunçak. Peki, Erdoğan kaç defa Tunçak ile Bursa'ya dair görüştü?

Tekstil ve inşaat sektöründe yaşanan finansman krizi hızla diğer sektörlere sıçrıyor. Görüyoruz ki, Bursa adına TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da pek istekli değil. Hasılı, Bursa Ticaret Borsası ile TOBB kaç tane güçlü finansmanı olan projeyi hayata geçirdi. Oysa Özer Matlı, TOBB'un Bursa sancağı!

Bankaların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yanında olmadığını birilerinin Beştepe'ye haykırması gerekiyor. Şahsen Ak Parti Genel Merkez iyiden iyiye kasvetli bir hava vermeye başladı. Parti içerisinde ihraçlarla gelinen noktada Erdoğan hızla güç ve güven kaybederken, göz bebeği kamu bankalarının onu sırtından hançerlemesi hiç hoş değil….

Yine yeniden eskiler!

Kırk yılı devirmeye ne kaldı? Elbette bende yaşlanıyorum. Bakmayın sakalım da tek tel beyaz olmadığına, son 10 yılda içimi çürüttüler. 2009 yılından bugüne Türkiye ciddi bir çöküş yaşıyor. 2007 yılında Ankara'ya bugünkü adı ile FETÖ yapılanmasının sarmal olduğunu raporlarken, Ak Parti’nin sendikası Memur-Sen bu iddialar karşısında dimdik karşımızda durdu. Gelinen noktada sarı sendikacılık, yandaş medya, kindar nesil, içi manen boşaltılmış İmam Hatip liseleri ile Ak Parti siyasi anlamda manevi güç kaybetti. Dünün İmam Hatiplileri Türkiye'yi yönetirken, yeni nesil Deist bir geleceğin temellerini atıyor.

Türkiye'nin yeni bir siyasi parti ihtiyacı olduğunu yine eski Ak Partililer söylüyor. Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan sayesinde bir ceket bir unvan sahibi olanların söylemlerine ise, Ak Parti kanadında ağzını açıp cesurca konuşan yok. "Velhasıl Erdoğan artık yaşlandı! Erdoğan sonrası siyasi gelecek kaygısı yaşamayalım" diyen bu zatı menfaatçileri de bir yerlere getiren yaşlandığı ve aksileştiği iddia edilen Recep Tayyip Erdoğan değil mi?

Görmekteyiz ki, Ak Parti ciddi bir revizyon ile yüzleşmek zorunda. Yanlışları korkmadan söyleyebilen cesur insanların önünü açmalı. Ya da yerel seçimlerde olduğu gibi Erdoğan ve Ak Parti aleyhine olanlara sus parası vermeye devam edin. Tabi kasanızda para kaldıysa!

Ak Parti’nin özüne dönmesi lazım. Erbakan'ın, Özal'ın, Demirel'in, Türkeş'in döneminde siyaset yapan veyahut o günleri gören namuslu babaların aydınlık gençleri ile yüzleşmek ve onları sinesine alması gerek. Aksi halde yeniden eskiler ile oluşan yeni parti çıkışları da Türkiye için bir umut vaat etmiyor. Koltuktayken susanlara bu millet sandıkta prim vermez!

Türkiye'de yeni bir siyasi yenilenme ve tazelenme ihtiyacı var. Başkanlık sisteminin daha güçlü parlamento ile sağlamlaştırılması için Ak Parti’nin ve Erdoğan'ın yeni yüzlere yol ve de yer vermesi şart. Aksi halde şairin dediği gibi, "bindik bir alamete gidiyoz kıyamete…"

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner246